Türk Spor Ajansı

Ya gerektiği yerde gerektiği kadar konuşun, ya susun!

A+
A-
27.04.2021
199
ABONE OL

Futbolda ligin sonu yaklaşırken (özellikle) kulüp yöneticilerinin açığa çıkardıkları kabarık egoları ve bencil yapıları ile birine/birbirlerine sataşmaları, suçlamaları, aşağılamaları, meydan okumaları bitmiyor. Özellikle büyük kulüp yöneticileri ezeli rakiplerinin yöneticilerine buz gibi soğuk ve son derece acımasız davranmayı kulüplerine yararlı hale getirmeyi başarmış bir yönetici görüntüsü veriyor.

Büyük takım yöneticileri, konuşmalarının ne tür sonuçlar doğuracağını hesapla(ya)mıyor. Öyle şeyler konuşuyorlar ki, ekran karşısında izleyenlerin “hadi canım”, “Yok ya”, “Öyle mi?” dediğini duyar gibi oluyoruz. Büyük bir paranoyanın içinde sanki; kendileri dışında herkes sahtekâr, yalancı, üçkağıtçı, şikeci… Her kulüp tehdit altında ve her takımın başarıları kural ve etik dışı yollarla engellenmeye çalışılıyor. Bu nedenle normalde çok sakin, saygılı ve duyarlı olan sayın yöneticilerin artık sabırları kalmamış!

Bilgi ve becerisi bütünleştirici, uzlaşıcı, motive edici olmaktan uzak bu yöneticilerin futbola, futbol insanlarına verdiği zararları düşünmek gerekiyor.

Bu nedenle,

Yeter!

Siz; her olaydan, karardan, söylemden veya hakem hatasından bir anlam çıkarıp, senaryolar yazarken… Bu ülke de insanlar futboldan daha önemli sorunlarla uğraşıyor.

Sizin, (sözde) hitap ettiğiniz milyonlarca taraftarınız; izole yaşıyor. Virüs yüzünden bırakın sokağı çıkmayı balkona çıkamıyor, işyerini açamıyor, okula gidemiyor, iş bulamıyor…

Yeter!

Siz; abartılı duygularla nefesinizi boşa tüketirken…

Sizin, (sözde) hitap ettiğiniz binlerce taraftarınız hastalığın pençesinde nefes alamıyor, yoğun bakım ünitesinde acı çekiyor, ölümle mücadele çekişiyor.

Yeter!

Siz; harcadığınız paraya göre yaptığınız yanlış transferler ve kurduğunuz kötü takımlarla taraftarlarınızı çok büyük beklentiler içine sokmaya çalışırken…

Sizin, yüzbinlerce taraftarınız televizyondan maç izlemiyor, açlık sınırında yaşıyor. Kaderiyle baş başa umutsuzluk içinde bir hayırseverden gelecek yardım kolisini gözlüyor.

Yeter!

Siz; rakiplerinizi baskı altına alıp onların sağlığını bozarken…

Sizin, bozduğunuz toplum sağlığını düzeltecek olan sağlık çalışanlarısizi duymuyor, günlerce evlerine gidemeden entübe edilmiş hastaların iniltilerini dinliyor.

Yeter!

Siz; rakiplerinizin başarısızlığını temenni ederken…

Sizin, milyonlarca taraftarınız daha sağlıklı, daha huzurlu ve daha mutlu bir yaşam için dua ediyor. O dua da üç puan yok, ofsayt yok, kupa yok… Yani siz yoksunuz.

Artık, Yeter!!

Sevgi, saygı, dostluk, centilmenlik sözü, sizin sözlüğünüzden ya yok oldu ya da başka bir anlam aldı. Hakemlere öfke duymak, rakiplerinden nefret etmek övünülecek bir duygu değildir. Bu tür olumsuz duygular sakin, kontrollü, uyumlu ve centilmen yönetici tiplemesine hiç uymuyor. Kendinizi haklı göstermek için ileri sürdüğünüz nedenler sadece rakiplerinizi kışkırtmaya yarıyor. Yarattığınız gerilim,  kavgacı tutum ve yargılayıcı sert söylemlerinizle futbol anlamını yitiriyor.

Bu ülkenin derdi siz değilsiniz. Şımartılmış hayat tarzının ürünü düşünceleriniz mantık, sert ve kırıcı konuşmalarınız ortak değer ve anlam içermiyor. Milyonlarca insanın umurunda/gündeminde değilsiniz. Aradığınız boş şeyler olunca konuşmalarınızın da içi boş oluyor.

Bu bağlamda, ya gerektiği yerde gerektiği kadar konuşun ya susun!

Kaynak:

Haynes, F. (2002), Eğitimde Etik (Çev. Semra Kunt Akbaş), 2. Baskı, Ayrıntı Yayınları, İstanbul, s.38.

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.