Türk Spor Ajansı

BAŞARININ SIRRI FAİR PLAY

TSA Yayın Danışmanı
Mail: r.yilmaz50@gmail.com
1961 Bartın doğumlu. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde okudu. Gazetecilik Mesleğine 1983 yılında Günaydın Gazetesi’nde başladı. TSA, Dünya Gazetesi, Akşam Gazetesi, Aydınlık Gazetesi, 24 TV ve TRT Spor’da çalıştı. TGC, TSYD ve TMOK Üyesi, Avrupa Fair Play Birliği (EFPM) Denetleme Kurulu Üyesi, TMOK Fair Play Komisyonu Başkan Yardımcısı Türk Spor Ajansı ve Hotel Gazetesi Yayın Danışmanı Değer Otizm Derneği gönüllüsü.
A+
A-
02.10.2021
120
ABONE OL

Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi’nin 30 yıla yakın üyesi olarak, yıllardır Fair Play Komisyonu’nun çalışmalarına destek olmaktayım. Patronum Erdoğan Arıpınar’ın Avrupa ve Türkiye’deki Fair Play organizasyonunun öncülerinden olması, Avrupa ve Türkiye’deki örgütlenmesine öncülük etmesi nedeniyle aşina olduğum bu olgu, her geçen gün ilgimi biraz daha çekti ve gün geldi tam bir Fair Play gönüllüsü oldum.

Peki, Fair Play gönüllüsü olmak ne demek?

Kalemimin elverdiğince anlatayım:

1981 yılında başlayan çalışmalar sonucunda Türkiye’de Varol Hepaguşlar isimli işitme engelli bir genç, 1982 yılında ilk Fair Play ödülü kazanan sporcu olarak tarihe geçti. Ben de 1983 yılında Günaydın Gazetesi’nde başladığım gazetecilik mesleğinde yol alırken, bu isimleri, fair play dünyasındaki gelişmeleri, Arıpınar’ın o dönemdeki müdürüm olması vesilesiyle sürekli duyar olmuştum.

Zamanla mesleğimde ilerledikçe, artık fair play ödül törenlerine katılmaya, ödül kazananlarla tanışmaya başladım, hatta bazı ilginç adaylık gerekçeleri nedeniyle olaya ilgim arttı. Derken, 1995 yılında aday gösterdiğim TRT 3, Türkiye Fair Play Ödüllerinde Tanıtım dalında Büyük Ödülü kazanırken, Dünya Fair Play ödüllerine de aday gösterilmiş, CIFP (Dünya Fair Play Komitesi) tarafından Tanıtım dalında Kutlama Mektubu ile ödüllendirilmişti.

Yıllar akıp giderken, 2000’li yıllarda, Arıpınar ile yollarımız profesyonel anlamda ayrılmasına rağmen, gönül bağımız her geçen gün biraz daha güçleniyor, onun yön verdiği Türkiye ve Avrupa Fair Playi ile ilişkim de artarak devam ediyordu.

Sonunda ben de kendimi TMOK Fair Play Komisyonu’nun Halit Kıvanç, Kahraman Bapçum, Yılmaz Tokatlı gibi Türkiye’nin önde gelen isimleri ile aynı masada buldum..

Artık resmi olarak TMOK’un bu önemli organı, Fair Play Komisyonu’nun gönüllüsü değil, bir üyesiydim.

Mesleki yaşamımın önemli bir bölümünü yanında geçirdiğim Erdoğan Arıpınar’ın Cağaloğlu’ndaki ofisinin duvarında, o odaya her girdiğimde gözüme çarpan ve dolayısıyla bir anlamda düstur edindiğim bir söz vardı. Diyordu ki, “Başarının sırrı bir tek şeyle adamakıllı, diğer binlercesiyle gerektiği kadar ilgilenmektir.” O odaya gire çıka bu söz adeta beynime kazındı. Ben de birçok şeyi bir kenara bırakıp tamamen kendimi bu olguya, Fair Play’e adadım.

Türkiye Fair Play Ödülleri, Dünya Fair Play Karikatür Yarışması, Üniversiteler Fair Play Kervanı, Fair Play Fotoğraf Yarışması derken, gün geldi mesaimin çoğunu Fair Play’e ayırmaya başladım.

Arıpınar, günün birinde öyle bir görev verdi ki, içinden nasıl çıkacağımı kara kara düşünüp, bir yandan da araştırmalarımı sürdürürken, yine kendisi imdadıma yetişti ve ne yapmam gerektiğini anlattı.

1982 yılında verilen ilk Fair Play ödülünden itibaren 2018 yılına kadar TMOK Fair Play Komisyonu’nun verdiği tüm Fair Play ödülü kazananların listesini çıkaracak, hepsini bir kitapta toplayacaktım. Tüm ödüllerin adaylık gerekçelerini kitaba sığdırmama imkan yoktu. Öyleyse, yapılacak şey içlerinden en etkileyici olanlara kitapta yer vermekti. 10 öyküyü Toplumsal ödül kazananlar, diğer 10 öyküyü de Sportif dalda ödül kazananlar arasından seçerek, listeyi tamamladık.

Kitabın prototipini hazırlayıp sunduğumda, TMOK Fair Play Komisyonu Başkan Yardımcısı Teoman Güray’ın önerisiyle komisyonun Türkiye Fair Play Ödülleri dışındaki diğer faaliyetlerini de kitaba ekledik.

Türkiye’de, Avrupa’da ve Dünyada Fair Play’in örgütlenme çalışmalarını anlatan kısa tarihçelerini de yazıp, fotoğraflarını da ekleyince, “Sporda ve Yaşamda Fair Play” kitabı, komisyonun 40 yıla yakın çalışmalarının yer aldığı almanak şeklinde ortaya çıkmış oldu.

Başkanım Arıpınar, kitabı o kadar çok beğendi ki, EFPM ödüllerine aday gösterdi. EFPM Jürisi de bu çalışmam nedeniyle, beni EFPM’nin önemli ödüllerinden, AIPS tarafından desteklenen VOX Award ödülüne layık gördü.

Bu ödül benim bir anlamda zirvemdi. Çünkü Türkiye’de bu ödülü kazanan kişi sayısı, bir elin parmaklarını belki geçer.

EFPM DENETLEME KURULU

Ancak yanıldığım bir nokta vardı. Arıpınar ve TMOK beni ödüllendirmeye devam ediyordu. Bu defa sırada EFPM’nin en önemli organlarından biri vardı ve Denetleme Kurulu’na aday gösterildim.

Böylece bir kez daha ülkemi uluslararası alanda temsil etme fırsatı doğmuştu. Daha önce Dünya Bilek Güreşi Şampiyonalarında Türk Milli Takımının Kafile Başkanı olarak ülkemi temsil etmiştim ama bu defaki çok daha farklıydı.

Sonuç olarak Genel Kurul’da Fair Play Komisyonu 2. Başkanı Prof. Dr. Bilge Donuk ile birlikte EFPM Yönetimine girdik. Arıpınar’ın yıllar süren 2. Başkanlığının ardından Onursal Üye olarak varlığını sürdürdüğü EFPM’de görev alan 3. Türk olarak önemli bir sorumluluk almış oldum.

Fair Play, karşılık beklemeden verilen hizmettir, yapılan iyiliktir, davranıştır. Ancak demek ki siz ne kadar karşılık beklemeseniz de size duyulan güven ve verilen yeni sorumluluk olarak geri dönüşü olabiliyor.

Ne mutlu bana ki, bu onura erişenler arasındaki yerimi aldım.   

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.