bahrivreskala@gmail.comİstanbul-İzmir Gençlik ve Spor e. İl Müdürü, TMOK Konsey Üyesi, İzmir KulüplerBirliği Kurucu ve Danışma Kurulu Üyesi, Türkiye Futbol Adamları Derneği İzmirŞube Başkanı, Genel Merkez Yönetim Kurulu Üyesi, Ege Tenis Eğitim VakfıKurucu Üye ve Başkanı, Atletizm, Futbol, Masa Tenisi, e. Hakemi, Atletizm, SualtıYüzme Federasyonları e. Üyesi.
SPORUMUZDAKİ GERÇEKLER – ÖDENEN TAZMİNATLAR – KAR /ZARAR
Özellikle son yıllarda sayıları çok artan yabancı sporculara, futbolculara, teknik direktörlere ve yerli sporcularımıza , teknik direktörlerimize ödenen astronomik transfer ücretleri ve tazminatlar nedeniyle kulüplerimizin neredeyse tamamı büyük borç yükü altındadırlar. O kadar ki; dört büyükler diye adlandırılan Fenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş ve Trabzonspor’un 18 milyar tl. civarında borçlarının olduğu bilinmektedir. Maalesef yanlış yönetim uygulamaları, kulüpleri bankalarla anlaşma zorunda bırakmıştır. Devamında özellikle yabancı ve de bazı yerli teknik direktör ve sporculara döviz olarak ödenen ücretler dolaylı olarak Ülkemizin ekonomisine de olumsuz yansımaktadır.
Peki nasıl oluyor da, holding sahibi olan bir çok kulüp Başkanı ve yöneticileri işlerinde çok başarılı olmalarına rağmen, kulüplerin yönetiminde başarısız oluyor ve kulübünü borçlu duruma düşürüyor. Bana göre burada ters giden bir durum var. Ne acıdır ki yapılan sözleşmelerde, maalesef öncelik hakkı sporcu ve teknik direktörlere verilmekte, kulüp ikinci planda kalmaktadır. Her şey uzun vadeli değil de kısa vadeli düşünüldüğünden, kulübün geleceği göz ardı edilmektedir. Bu yanlış uygulama da kulüpleri zor durumda borç içinde bırakmaktadır. Kendi işlerinde sözleşmeler yapan kulüp Başkanları, yetkili yöneticiler, şirketlerinin lehinde olan tüm maddelere özellikle ve öncelikle yer vermekte, önce şirketim diyerek imza atmaktadırlar. Halbuki kulüpleri ile ilgili yapılan sözleşmelerde yetkililer bu kadar hassas davranmamaktadırlar. Ticarette esas olan kâr- zarar dengesine göre değerlendirmeler yapmamaktadırlar.
Ticaretle uğraşan herkesin bildiği gibi, dengeler kâr-zarar üzerine kurulmuştur. Alış verişler, yatırımlar, değerlendirmeler, ticaretin öz’ü olan kâr/zarara göre yapılmaktadır. Sağlıklı bir değerlendirme yapıldığında, sporda da spor ticaretinin olduğu görülecektir. Günümüzde spor kulüplerinin çoğu şirketleştiğinden, bana göre ticaretteki kâr/zarar dengesinin sporda da uygulanması şarttır. Şöyle ki; yapılan sözleşmelerde her kulübün öncelikle hedefi en iyiye ulaşmak, başarılı olmaktır. Bunun için de yapılan anlaşmalara göre de yerli, yabancı sporcular ve teknik direktörler oldukça yüksek transfer, maaş, prim, tazminat gibi ücretler almaktadırlar. Ancak başarı olmadığında ise, başarısızlığın karşılığı yoktur. Yani ticaretteki gibi kâr/zarar dengesi yoktur. Bilindiği üzere kâr/zarar ticaretin ana unsurudur. Spor da bir ticaret olduğuna göre burada başarısızlığın karşılığı olan zarar yoktur, sadece kâr vardır. Sözleşmelere tek taraflı konulan, sadece sporcuyu, teknik direktörü koruyan tazminat maddesi olmamalıdır. Alınan puana veya başarıya göre ücret ödenmeli, kulübün menfaatleri de korunmalı ve gözetilmelidir. Kaldı ki, başarılı sporcuyu kulüpler kendileri ödüllendirmektedirler.
Hatırlanacağı üzere geçmiş yıllarda ve son zamanlarda yapılan yanlış sözleşmelerle maalesef sporcu veya teknik direktörler başarısız oldukları halde , sözleşmelere dolar veya Euro üzerinden tek taraflı koydurdukları tazminat maddeleri ile haksız kazanç elde etmişler ve kulüplerimizin çok durumlara düşmelerine sebep olmuşlardır. Anlaşılacağı üzere burada en büyük hata sözleşmelere tek taraflı konulan tazminat maddelerini kabul eden kulüp Başkanlar ve yönetimlerdedir.
30.Haziran.2021 de Kamuoyu Aydınlatma Platformu’na (KAP) yapılan açıklamalara göre 31 Mayıs 2021 itibarıyla 4 büyük kulübün toplam borcu 17,38 milyar liraya ulaştı. Borçlu kulüplere baktığımızda, KAP’ta yer alan bildirimlere göre;
** Fenerbahçe ; 5 milyar 960 milyon lirayla, en borçlu kulüp olarak zirvede. Sarı-Lacivertli kulübün şirket borcu 3 milyar 740 milyon, dernek borcu ise 2 milyar 220 milyon lira.
** Beşiktaş;Fenerbahçe’yi,5 milyar 474 milyon liralık borçla 2.Sırada Beşiktaş takip ediyor.
Siyah-beyazlıların 3 milyar 868 milyon liralık şirket, 1 milyar 606 milyon liralık da dernek borcu bulunuyor.
** Galatasaray; toplam borç miktarı 4,51 milyar lira ile 3. Sırada yer alıyor. Sarı-Kırmızılı ekibin şirket hanesinde 3 milyar 27 milyon lira, dernek hanesinde ise 1 milyar 484 milyon lira borç mevcut.
** Trabzonspor İstanbul’un üç kulübünden farklı olarak daha az borçlu olarak 4.sırada yer alıyor. Şirket ve bağlı tüm ortakların hesabını tek kalemde paylaşan bordo-mavili kulübün toplam 1 milyar 441 milyon lira borcu var.
Futbolumuzda “Dört büyükler” olarak adlandırılan Fenerbahçe, Beşiktaş, Galatasaray ve Trabzonspor’un borçları katlanarak artmaya devam ediyor.
Devamında kulüpler tarafından yapılan açıklamalarda, 01.Haziran.2020 – 31 Mayıs 2021 tarihleri arasında 1 yıllık süreçte Fenerbahçe’nin 200 milyon tl. Galatasaray’ın 435 milyon tl. , Beşiktaş’ın 389 milyon tl. , Trabzonspor’un 228 milyon tl. zarar ettikleri açıklandı. Açıklanan toplam 1.252 milyar tl . zarar kulüplerin toplam borçlarını arttırmış oldu.
Tazminat Cenneti Türkiye. Ne acıdır ki; Bazı kulüp başkanları ve yönetimleri, kendi koltuklarını korumak, taraftarlarına şirin gözükmek ve gündemi değiştirmek adına, yerli , yabancı teknik direktörler ve sporculara, ağır sözleşme maddelerine bakmadan tek taraflı fesih kararı veriyor. Kısa bir zaman diliminde kötü sonuçlar alınınca da ilk olarak teknik direktörler ve başarılı olamayan sporcular gönderilmek isteniyor. Sözleşme süresi dolmadığı için teknik direktörler ve sporcular çeşitli baskılar ile istifaya zorlanmak isteniyor. İşte büyük umutlarla Ülkemize getirdikleri ama kulüplerini düşünmeden yerli yabancı teknik direktörleri ve sporcuları yaptıkları tek taraflı yanlış sözleşmelerle ülkelerine gönderip, hiçbir sorumluluk almadan, kulüplerini büyük tazminatlar ödemek zorunda bırakıyorlar. Döviz olarak ödenen yüklü tazminatlar ne yazık ki, kulüplerimize, ülke sporumuza , ve ekonomimize çok zararlar verdi ve halen de vermektedir. Geçmişe baktığımızda düşünülmeden yapılan sözleşmelerle takımlarımızın çok ağır tazminatlar ödediklerinin görmekteyiz. O kadar ki; Fenerbahçe, Beşiktaş , Galatasaray ve Trabzonspor’un yakın dönemde yalnızca teknik adamlara tazminat ödemelerinin maliyeti 24 milyon avroya yaklaştı. Ülkemizde özellikle büyük kulüpler, takımın başına hukukçulara danışmadan uzun süreli sözleşmelerle getirdikleri yabancı teknik adamlarla yollarını genellikle olması gerektiği şekilde ayıramıyor. Başarısızlığın tek sorumlusu olarak görülen teknik direktörlerle veya sporcularla anlaşarak ayrılma yoluna gidilmiyor. Çeşitli yollarla kulüpten soğutulan birçok yabancı teknik direktörün ve sporcuların sözleşmesi ise tek taraflı feshediliyor. Halbuki yapılan fesihlerde, anlaşarak ayrılma yapılması yerine tek taraflı fesih yapılması büyük bir hatadır. Ancak bu hata kulübü çok zor durumlara düşürüyor ama bu hatayı yapan yöneticilerin hiçbir sorumluluğu olmuyor.
Hatırlanacağı üzere geçmiş yıllarda yöneticilerin hataları nedeniyle bazı kulüpler ödenen aşırı tazminatlar nedeniyle çok zor günler geçirdiler. Bir kısmını özetleyecek olursak ;
** UEFA’ya ve CAS’a giderek Süper Lig Takımlarına karşı açılan ve kazanılan en ağır 6
** 1. Vicente del Bosque – 8.5 Milyon Euro tazminat… Beşiktaş
** 2. Matteo Ferrari – 7.9 Milyon Euro tazminat … Beşiktaş
** 3. Cesare Prandelli – 7 Milyon Euro tazminat Galatasaray …kendisine 3 milyon Euro önerildi , kabul etmedi CAS’a giderek davayı kazandı 7 milyon Euro aldı
** 4. Max Kruse – 3.75 Milyon Euro tazminat…. Fenerbahçe…Alman futbolcu Max Kruse, maaşını alamadığı gerekçesiyle sözleşmesini tek taraflı feshetti. Fenerbahçe futbolcu ile anlaştı ve kendisine 3.75 milyon Euro tazminat ödemeyi kabul etti.
** 5. Frank Rijkaard Jose Mourinho – 3 Milyon Euro tazminat ….Galatasaray
** 6. Jean Tigana – 3 Milyon Euro tazminat…. Beşiktaş
Ayrıca 2014-2017 yılları arasında Galatasaray Kulübüne alınan ama faydalı olamayan 10 yerli futbolcu için sadece bonservislerine 19 milyon Euro ödendi.
Görüldüğü üzere 2004-2014 yılları arasında Başkan ve yöneticilerin yaptıkları yanlış sözleşmelerden dolayı yabancılara 37.65 milyon Euro, 2014-2107 yılları arasında Galatasaraylı yerli sporculara da 19 milyon Euro ödenmiştir.
Ayrıca kulüplerimizin CAS’ ta çok sayıda dosyasının bulunması üzüntü vericidir. Takımlarımızın isimlerinin bu davalarda geçmesinin Ülkemiz futbolu için olumlu puan değildir. Kulüplerimizin ödedikleri çok yüksek tazminatlar, zaten kötü durumda olan bütçelerine ikinci bir yük getiriyor. Amacımız bu tür yanlışların önlenmesidir. O nedenle tüm ilgili ve yetkili Başkan ve Yöneticilerin kararlarını alırken çok dikkatli olmaları ve hukukçuların görüşleri ve onayı alınan sözleşmeleri imzalamaları uygun olacaktır.
Astronomik tazminat rakamları, davalar ve cezalarla karşılaşılmaması için kulüplerde dikkat edilmesi gereken hususlara değinecek olursak….
** Kulüpleri zor durumda bırakacak, kulübün aleyhine olacak tek taraflı sözleşmeler yapılmamalı, hukukçuların onayından sonra yapılmalı, kulübün menfaati öncelikli olmalıdır. Gelen yabancı yerli teknik direktör veya sporcu ne kadar ünlü ve yetenekli olursa olsun kulübün üstünde değildir anlayışı ağırlıklı olmalıdır. Yabancı, yerli teknik direktörlerle, sporcularla ayrılma kararı verilse bile, kulübün lehinde olan sözleşmeye rağmen önce uzlaşma yoluna gidilmeli , olmaması halinde yasal işlemler yapılmalıdır.
**Ticaretteki kâr/zarar anlayışı sporda da uygulanmalı ,transfer, tazminat, maaş , prim ve benzer ödemeleri kademeli olarak başarıya, alınan puanlara göre göre değerlendirilmeli ve uygulanmalıdır.
**Çıkarılacak bir yasa ile bariz yanlış uygulamalar ile kulübü zarar ettiren Başkan ve yöneticiler zarardan sorumlu tutulmalıdırlar.
**Teknik direktörler ve futbolculardan günün koşullarına göre vergi alınmalı, taviz verilmemelidir.