Türk Spor Ajansı

SEN MESUT’U OYNAT YETER!

TSA Yayın Danışmanı
Mail: r.yilmaz50@gmail.com
1961 Bartın doğumlu. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde okudu. Gazetecilik Mesleğine 1983 yılında Günaydın Gazetesi’nde başladı. TSA, Dünya Gazetesi, Akşam Gazetesi, Aydınlık Gazetesi, 24 TV ve TRT Spor’da çalıştı. TGC, TSYD ve TMOK Üyesi, Avrupa Fair Play Birliği (EFPM) Denetleme Kurulu Üyesi, TMOK Fair Play Komisyonu Başkan Yardımcısı Türk Spor Ajansı ve Hotel Gazetesi Yayın Danışmanı Değer Otizm Derneği gönüllüsü.
A+
A-
22.11.2021
194
ABONE OL

Galatasaray-Fenerbahçe derbisi, milli heyecanın ardından bize yeniden ligi hatırlatması açısından önemliydi. Üç büyüklerden hiçbirinin istenilen seviyede olmadığı günümüzde, kaybeden zirveden iyice uzaklaşacaktı. Ama buna rağmen ligdeki konumları ne olursa olsun her iki takım için de sezonun en önemli maçı olma özelliği taşıyan bu maçlar, kazanılan puandan, titrden daha çok prestij açısından önemlidir. Bu yüzden ortaya konulan mücadele veya futbol nasıl olursa olsun, sayfalarda aynı ölçüde yer alır, tarihe başarı olarak geçer.

Galatasaray-Fenerbahçe maçı, ligin henüz ilk çeyreğinde ve hala ‘lig uzun bir maraton’ olmasından dolayı, şampiyonluk hesaplarının devam edebilmesi için, yukarıdaki nedenlere ek olarak ayrıca önemliydi.

Bu derbide, bugüne kadar bütün derbilerde arada bir gördüğümüz futbolun tüm aksiyonlarının neredeyse tamamını gördük.

Neydi onlar?

En önemlisi gol. Heyecan, mücadele, teknik taktik, sarı kartlar, kırmızı kartlar, gol iptali, VAR müdahalesi, gol kaçırma, gol kurtarma, saha içinde görmek istemediğimiz olaylar, sahaya atılan yabancı maddeler, gösterilmeyen kartlar, verilmeyen penaltılar vs..  

Ama ben bu derbide yukarıda saydığım futbolun tüm unsurlarından farklı bazı şeyler de gördüm.

Peki onlar neydi?

Pereira’nın kulakları çekilmiş veya aklı başına gelmiş:

Elindeki dünya yıldızı Mesut Özil’i sebepsiz yere oynatmayan, bu konudaki sorulara alaylı yanıtıyla ona sıradan futbolcu muamelesi yapan Portekizli, böylesine önemli derbide onu ilk 11’de oynattı. İyi bir Mesut, kendisine ayak uyduran takım arkadaşlarıyla neler yapabiliyor, gördü. Sahada yetenekli oyuncu sayısı ne kadar çok olursa, bu oyuncuların birbirlerinin kalitesini de o kadar artırdığını anladı.

Kaleci Berke Fenerbahçe’nin geleceğine damga vuracak bir isim olabilir:

Fenerbahçe’nin efsane kalecilerinden Engin İpekoğlu, yedeği Rüştü Reçber’le birlikte katıldığı bir toplantıda, kendisine sorulan “kaç sene daha futbol oynarsın” sorusuna ilginç bir yanıt vermiş, “Rüştü ne kadar izin verirse, o kadar” demişti. Sanırım, 21 yaşındaki genç kaleci, bu maçta kazandığı özgüvenin de sayesinde artık formayı Altay’a vermeyebilir.

Bu maçta, net 4 pozisyonu kurtardı. Fenerbahçe’de “Atanın ve tutanın iyi olacak” kuralındakilerden birinin hazır olduğunu gösterdi. ‘Bu takıma bir de “atan” alınırsa, şampiyonluk kolaylaşır’ mesajı verdi.

Fenerbahçe’yi kendi seyircisinden çok rakip taraftarın tezahüratları motive ediyor:

Bunu da nerden çıkardın? dediğinizi duyar gibi oluyorum. 2 yıldır pandemi nedeniyle seyircisiz oynanan maçlarda Fenerbahçe’nin doğru dürüst bir derbi galibiyeti yok. Bırakın galibiyeti neredeyse beraberliğe sevinir hale geldi taraftar. Ama iki yıl aradan sonra ilk çıktığı seyircili derbide, hem de kendisine karşı çok iyi bilenmiş bir Galatasaray’ı deplasmanda yendi. Bu da benim tezimi güçlendiriyor.

Birkaç söz de kaybeden takım için söylemek lazım. Beşiktaş, genellikle gençlerden oluşan bir takım kurup, başına da Slaven Biliç’i getirdiğinde, “bu takım bozulmazsa üçüncü yılında şampiyon olur” diye düşünmüştüm. İskeletini o takımın oluşturduğu Beşiktaş, 2 yıllık Biliç serüveninin ardından Şenol Güneş ile iki şampiyonluk yaşadı.

Bu sezon izlediğim Galatasaray da bana o Beşiktaş’ı hatırlattı. Gencecik çocuklar, öyle bir özgüvenle oynuyor, öyle bir mücadele ediyorlar ki, camia sabrederse, bu Galatasaray da aynı şekilde, Türk futbolunun yeni bir dönemine daha damga vurabilir.     

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.