Türk Spor Ajansı

YILDIZ ENFLASYONU!

A+
A-
12.01.2022
169
ABONE OL

Günlük yaşamda sabırsız, atak, pratik, tez canlı bir karakter sergiliyoruz. Sabretmeye niyetimiz, beklemeye tahammülümüz yok. Hayatımızdaki her şeyin şipşak veya hemen olmasını istiyoruz. 

Sabırsızlık, kişileri (özellikle genç sporcuları) deneyimlerini her türlü kestirme ve kısa yoldan elde etmeye itiyor.

Tribünde, bankada, trafikte, yemekte, uçakta kısacası sosyal yaşamda beklemesini bilmiyoruz.

Pozisyon bitmeden kaleci öndeki oyunculara, antrenör ise kenardan tüm takıma avazı çıktığı kadar sabırsızca bağıryor “çııık!”

Maç öncesi “arkadaşlar seri oynayalım, çabuk hareket edelim, rakibi hemen kontrol edelim, ceza sahasını hemen boşaltalım, oyun başlar başlamaz hemen baskı kuralım, erken gol bulalım…” gibi sabırsızlık ifadeleri klasik antrenör taktiklerindendir.

Futboldan anlıyoruz ama oynanan futbolu anlamıyoruz. Bir maç kazanınca takımı şampiyon yapıyoruz.

Konuşmadan, karşımızdakinin bizi anlamasını istiyoruz.

Genç bir oyuncu gol atınca veya kaleci penaltı kurtardığında ya milli takıma ya da Avrupa’ya gönderiyoruz. Şimdi, Beşiktaşlı Emirhan’ı konuşuyoruz ama Fenerbahçe’nin eski teknik direktörü Pereira’nın “bu kalitede oyuncu az gördüm” dediği Arda ve Muhammet’i unuttuk.

Beşiktaş, Fenerbahçe ve Galatasaray örneğinde olduğu gibi “Büyük projelere imza atacağız…”, “Hocamızla devam etmek istiyoruz. Yeni sözleşmeye 3, 4, 5… İstediğini yazsın, bunu hak etti”, “Hocamızla sonuna kadar birlikteyiz…”, “Her sene teknik direktör değiştirmekle başarı gelmez” nidaları atıp, sezon bitmeden göklere çıkardığımız teknik direktörleri yardımcı bir antrenöre tercih edebiliyoruz.

Bir türkü okuyandan sanatçı, bir elbise giyinenden manken,  bir ağaç veya kuş resmi yapandan da ressam diye bahsediyoruz.

İlk defa A takımda oynayana “yıldız” futbolcu, bir ses yarışmasına katılana “yıldız sanatçı”, bir dizi de oynayana “yıldız oyuncu” yakıştırması yapıyoruz.

Bu tarz şeyleri ne yazmak ne de okumak kolaydır. Yanılmış olmadan şunu söyleyebilirim: Neyin normal olduğu konusundaki yargılarımız, mutlu olup olamayacağımızı belirliyor. Bu yüzden hem övüyor hem yeriyoruz hem seviyor hem öldürüyoruz, hem aldatıyor hem aldatılıyoruz.

Maç sonu tepkiler abartılı olumlu olunca doğru tartışmalar yapılamıyoruz.

Rakipleri somut, kendimizi abartılı veriler üzerinde değerlendiriyoruz.

Lütfen! Sabırlı ve soğukkanlı olalım…

Maç sonrası bilincini kaybedenle bilinç kazanmak isteyenleri birbirinden ayıralım. İddialı söylemlerin tersini yapmayalım.

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.