Türk Spor Ajansı

BİR ÖLÜYE İKİ MEZAR AÇMAK

A+
A-
18.01.2023
89
ABONE OL

Spor kitap satışlarına bakıldığında, spor bilimleri fakültesi öğrencilerinin kendileri için yazılmış tez dönüşümlü kitaplara karşı mesafeli durduğu söylenebilir. Atilla Türker’in ‘Futbolun Arka Bahçesi’ gibi istisnalar dışında spor kitaplarının ortalama 250-500 arası baskısı az okunur olmasının kanıtı olarak gösterilebilir.

Çok da kolay anlaşılıyor bu soğukluğun nedeni. Daha ilk sayfalardan yazarın kendi dünyalarına girmeden özgünlük sorununu sezinliyor öğrenciler. Oysa onlar yazarın kendi dünyalarına zorla girmesini değil, tezde yazılan ve derslerde anlatılanların tekrarına düşmeden, kendilerini kendi dünyasına çekmesini bekliyorlar yazardan. Bu yüzden de yazarın bu ters tutumundan ötürü insan ruhunun her yaşta susuzluğunu çektiği bir başka yeniliğin, bir başka bilinmezliğin tadını bulamıyorlar kendileri için yazılan kitaplarda.

Tez dönüşümlü kitaplar; okuyanı düşündürmüyor, düşünmeye çalışanın ufkunu açmıyor, düşünmeye sevk etmiyor, yaşadığı dünyayı algılamalarını sağlamıyor, özgür ve yaratıcı bir düzenin var olabileceği inancı oluşturmuyor, yeni bir anlayış önermiyor, korku ve kaygıları gidermiyor, en önemlisi dünyaya, spora ve insanlara doğru bakmayı öğretmiyor.

Tez ve makalenin kitaba dönüşümünde yazar bilinçli olarak bir eser ortaya koymuyor. Var olan bir eserden özgün olmayan başka bir eser türetiyor. Bu en iyimser haliyle “bir ölüye iki mezar açmak” anlamına geliyor. Bu bağlamda çok konuşmaya gerek yok. Topluma kaygı veren sonuçları ortada… Gün geçmiyor ki, yayın organlarında ve günlük konuşmalarda insanımızın ne büyük ölçüde kirlenip bozulmakta olduğu yazılıp söylenmesin.

En görünürü televizyon ekranlarında izleniyor: “Cahille âlimin sözü yer değiştiriyor” Cahil fikrini satıyor, ucuz ve kolay erişilir olduğundan karşılık buluyor. Âlim bilgisini anlamlandıramadığından pratikte karşılık bulmuyor.

Akademik ölçüt ve teşvik puanı olmaktan başka bir işe yaramıyor.

Öğrenciler, anlatılmak isteneni anlamak, doğru ile yanlış arasında bağlantı kurmak, kendilerini aşmak ve bilgisizliğini gidermek için değil, ya sınıf geçmek ya kitaplıkta bulunsun diye kitap alıyor.

Üniversitelerde yarım yamalak tutturulan ders notlarının yanında kitap ‘hava atmak’ aracı olarak görülüyor. Yani kitap satılıyor, okunmuyor.

Sonuç olarak, üniversitelerde kitap okumaya yönelik ciddi bir ilgisizlik göze çarpıyor.

Bilim basite indirgeniyor.

İnsanı bilgiye yönelten ‘merak’ duygusu oluşmuyor.

Öğrencilerde, kavrama yeteneği azalıyor. Bir olguyu düşünmeden benimseme veya anlamadan reddetme alışkanlığı oluşuyor.

Sorgulamadan, araştırmadan fikirle her şeyi bildiğini düşünmek hastalığı okumayı ihtiyaç olmaktan çıkarıyor. Bu nedenle bilimsel olmaktan çok teşvik ve unvan avantajları sağlamaktan başka bir işe yaramayan kitapları tartışmak gerekiyor.

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.