rcengiz1965@gmail.com01.06.1965 Diyarbakır doğumlu. Lisans, Yüksek lisans ve Doktora eğitimini: Ankara Gazi Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor A.B.D.’da tamamladı.Ulusal ve uluslararası bilimsel Kongre ve Sempozyumlarda 84 bildirisi bulunmaktadır.Ulusal ve uluslararası spor bilimleri dergilerinde 45 yayınlanmış makalesi yer almıştır.“O Küçe Senin Bu Küçe Benim”, “Kulübümüz Köklü, Camiamız Büyük Allah Kerim”, “Köşeli Yazılar”, “Top Patladı Şimdi Onarma Zamanı”, “İletişim”, “Sporda İletişim”, “Futbolda Yıldırma” ve “Her Sorun Futbola Gol Oluyor” kitaplarını yazdı.TBMM ve bazı bakanlıklarda çeşitli komisyonlarda görev aldı. TMOK Fair Play Komisyonu üyesi.Birçok ödül sahibi, Manisa Celal Bayar Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi Rekreasyon Anabilim Dalı Öğretim Üyesi olan yazar evli ve iki çocuk babası.
Yeryüzünde insan olmak sıradan ve kolay bir yükümlülük değildir. Doğa karşıtı (adil olmayan) bilinçsiz bir yaşamın nelere mal olduğunu görüyoruz. Ekolojik dengenin bozulması, iklim değişiklikleri ve çevre kirlilikleri gibi sorunlar doğa ve çevre konusunda insanların eğitil(e)mediği, doğal yaşam konusunda ikna edil(e)mediği, çevre duyarlılığının yaşam biçimine dönüş(e)mediği anlamına geliyor.
“Doğada, ödüller ve cezalar değil, yalnızca sonuçlar vardır” R.G. Ingersoll.
İnsan olarak yanıldığımız şey biz evimizin, iş yerimizin sahibiyiz ama doğanın sahibi değiliz, bir parçasıyız. Bu anlamda insanoğlunun doğaya egemen olma isteği dengeyi bozuyor. İnsanları anlamadığımız gibi doğayı da anlamıyoruz. Bizim olmayan bir şeyi tıpkı evimiz veya iş yerimizmiş gibi kullanmak istiyoruz. Doğa, doğal olarak bunu kabul etmiyor. Biz doğanın özgürlüğünü elinden aldıkça o da bizim özgürlüğümüzü elimizden alıyor. Biz doğaya karşı bencil davrandıkça o bize karşı ketum davranıyor. Biz doğanın düzenini bozdukça doğa da bizim düzenimizi bozuyor. Tam bir “etme bulma” dünyası yaşıyoruz. Ör. Suyu bilinçsiz tükettiğimiz zaman o bizi susuz bırakıyor. Ağaçları katlettiğimiz zaman betonlar içinde yaşamaya mahkûm oluyoruz.
Doğada dengenin bozulması kısa zaman süresinde kazanma adına bir takım yararlar getirse de süreçte (bu süreç hataları onarma şansı olarak düşünülebilir) kazanımları dağıtıp parçalıyor. Oysa insanları iyi, doğru, güzel, dürüst ve eşitlikçi davranışlara yönelten fair play’in karşılığının toplumsal yaşamda olması gerekir.
Fair play düşüncesini geliştirmek istiyoruz ama söz konusu doğa ve diğer canlılar olduğunda nereden veya kimden başlamamız gerektiğine karar veremiyoruz. Bu nedenle, fair play’i kulağa hoş gelen fakat toplumsal yaşamda nasıl uygulanacağı bilinmeyen bir kavram olmaktan çıkarmak gerekiyor.
Fair play’i sadece sporda değil, yaşam tarzı olarak bütününde bulmalıyız. Çünkü fair play kendi öncelikleri adına doğa ve diğer canlılara zarar verme yanılsama ve aldanmalardan kurtulup, diğer canlı ve doğayla birlikte yaşama becerisidir.
Toplumsal fair play; etik ilke ve ahlaki değerlerin doğa dostu davranışlarda karşılık bulması gerekir.
Örneğin;
Görsel kaliteyi sağlayacak, bitki örtüsünü tahrip etmeyecek, hayvan yuvalarının yok etmeyecek, beslenme ve yaşam alanlarını koruyacak, kuş yuvası ve hayvan barınağı olan doğa dostu spor tesisleri yapılması,
Spor müsabakaları ve rekreatif etkinliklerde, gürültü, su, hava ve toprak kirliliğine neden olacak yanlış uygulamalardan kaçınılması ve önlem alınması,
Doğal alanda yapılan kaya tırmanışı, dağcılık, mağaracılık, yürüyüş, kampçılık, kayak, su altı sporları, oryantiring, bisiklet, yelken, kano, akarsu kapalı kanosu, rafting gibi spor ve etkinlerde doğaya verilecek zararlara karşı önlemler alınması,
Kamp alanlarında sabun, deterjan, böcek ilaçları ve güneş koruyucuları gibi kimyasal maddelerin suyollarını kirletmesinden kaçınılması, ateş kullanılacaksa ateş simidi ya da çukuru kullanılması ve işlem bittikten sonra mutlaka söndürülmesi iyi bir sporcu ile doğa dostu iyi bir insan olma sürecinin aynı olduğunu göstermektedir.
Sonuç olarak, fair play, sadece insana yönelik bir duygu ve eylem biçimi değildir. Doğa ve çevreye karşı adil olma, adaleti sağlama ve eşitliği koruma prensibi sportif etkinliklerde doğayı bilmek, doğal yaşam ile barışık olmak ve diğer canlılara saygı gösterme gibi niteliksel davranışlarında karşılık bulmaktadır. Bu yapısal eğilimin korunması ve geliştirilmesi spor eğitiminden önce vazgeçilemez nitelikte çevre bilinci, doğa ve hayvan sevgisinin kazandırılması ile mümkündür.
Doğruları yaşamakla doğayı korumak aynı anlama geliyor.
01.06.1965 Diyarbakır doğumlu. Lisans, Yüksek lisans ve Doktora eğitimini: Ankara Gazi Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor A.B.D.’da tamamladı.
Ulusal ve uluslararası bilimsel Kongre ve Sempozyumlarda 84 bildirisi bulunmaktadır.
Ulusal ve uluslararası spor bilimleri dergilerinde 45 yayınlanmış makalesi yer almıştır.
“O Küçe Senin Bu Küçe Benim”, “Kulübümüz Köklü, Camiamız Büyük Allah Kerim”, “Köşeli Yazılar”, “Top Patladı Şimdi Onarma Zamanı”, “İletişim”, “Sporda İletişim”, “Futbolda Yıldırma” ve “Her Sorun Futbola Gol Oluyor” kitaplarını yazdı.
TBMM ve bazı bakanlıklarda çeşitli komisyonlarda görev aldı. TMOK Fair Play Komisyonu üyesi.
Birçok ödül sahibi, Manisa Celal Bayar Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi Rekreasyon Anabilim Dalı Öğretim Üyesi olan yazar evli ve iki çocuk babası.