Betpasgiris.vip restbetgiris.co betpastakip.com restbet.com betpas.com restbettakip.com güvenilir casino siteleri casino siteleri canlı casino siteleri deneme bonusu veren siteler
Gazetecilikten önceki yıllarımdı. Pangaltı’da bir dekorasyon firmasının iç muhasebesini tutuyordum. Bilgisayar ülkemize henüz yeni girmişti ve çalıştığım firma da bir tane almıştı. Muhasebe kayıtlarını işlediğim o bilgisayarda akşamları şirkette kalır deneme, öykü, makale ve şiirler yazardım. Çocukluğumdan beri yazı yeteneğim vardı. Bu işe kendimi o kadar kaptırdım ki, bir bilgisayar da kendime alıp, evde de yazılar yazmak istedim. Gelgelim, o kadar pahalıydı ki bilgisayar almamın mümkün olmadığını fark ettim ve yönümü daktiloya çevirdim. Yeni daktiloların da benim bütçemi aştığını görünce ikinci el aramaya başladım.
Ergun Ağabeyin daktilosu bende!
Beyoğlu Balık Pazarı’nda çalışan bir arkadaşım bana yardımcı olacağını söyledi. Bilenler bilir, Balık Pazarı’nda sahaf çarşısı da vardır. Birlikte oraya gittik. Dar bir sahaf dükkanından içeri girdik. Karşıma çıkan isim Ergun Hiçyılmaz’dı. İyi bir gazete okuyucusu olduğum için hemen tanıdım kendisini. Selamlaştık. Bir daktilo istediğimi söyledim. Önüme birkaç tane daktilo koydu. Benim gözüm tezgâhın arkasında duran yeşil renkli olana takıldı. Olivetti marka şık bir daktiloydu. Onu istedim. O da o daktilonun kendisi için özel olduğunu ve satmak istemediğini söyledi. Israr ettim. O zaman daha pahalı olacağını belirterek işi yokuşa sürdü. Ben de nedir o daktiloyu özel kılan, diye sordum. Mesleğe ilk başladığında o daktiloyla ilk haberlerini ve gazete yazılarını yazdığını söyledi. Mutlaka almak istediğimi söyledim ve onu ikna ettim. Bana tembihledi, “İyi bak o daktiloya delikanlı!”
Arıpınar’la başlayan yolculuk!
Aradan iki yıl geçti. Oradan oraya savrulduğum hayat yolculuğumda yolum gazetecilik ile kesişti. Türk Spor Ajansı’nda bu kutsal mesleğe adım attım. Ve ilk haberlerimi Ergun Hiçyilmaz’ın bana emanet ettiği o daktiloyla yazdım.
Birkaç ay sonra Ergun Hiçyilmaz’ın yanına gittim. Biliyor musun Ergun abi dedim; ben de tıpkı senin gibi ilk haberimi bana verdiğin o daktiloyla yazdım! Demek gazeteci oldun, dedi. Evet, dedim. Nerede, diye sordu. Türk Spor Ajansı’nda dedim. Kafasını kaldırdı ve şaşkın bir ifadeyle bana baktı. Bak şu işe, dedi. “Ben de bu mesleğe ilk adımımı Erdoğan Arıpınar’ın yanında attım!” Erdoğan Arıpınar Türk Spor Ajansı’nın sahibiydi!
Oğluma emanet edeceğim o daktilo, Erdoğan Arıpınar, Ergun Hiçyılmaz ve ben! Hani kaderin garip tecellisi, derler ya… O misal. Hayat gerçekten de bir muamma.
Zaman zaman yanına uğrar, sohbet ederdik. Şık bir abiydi, iyi gazeteciydi, iyi yazardı, sıkı bir Fenerbahçeliydi.
Nurlar içinde yat Ergun Ağabey…