Betpasgiris.vip restbetgiris.co betpastakip.com restbet.com betpas.com restbettakip.com güvenilir casino siteleri casino siteleri canlı casino siteleri deneme bonusu veren siteler

sporgüncel spor haberlerifenerbahçegalatasaraybeşiktaştrabzonspor
DOLAR
47,1997
EURO
53,9374
ALTIN
6.157,19
BIST
14.015,85
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Açık
31°C
İstanbul
31°C
Açık
Çarşamba Parçalı Bulutlu
32°C
Perşembe Parçalı Bulutlu
26°C
Cuma Parçalı Bulutlu
27°C
Cumartesi Hafif Yağmurlu
24°C

Doç. Dr. Recep CENGİZ

rcengiz1965@gmail.com 01.06.1965 Diyarbakır doğumlu. Lisans, Yüksek lisans ve Doktora eğitimini: Ankara Gazi Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor A.B.D.’da tamamladı. Ulusal ve uluslararası bilimsel Kongre ve Sempozyumlarda 84 bildirisi bulunmaktadır. Ulusal ve uluslararası spor bilimleri dergilerinde 45 yayınlanmış makalesi yer almıştır. “O Küçe Senin Bu Küçe Benim”, “Kulübümüz Köklü, Camiamız Büyük Allah Kerim”, “Köşeli Yazılar”, “Top Patladı Şimdi Onarma Zamanı”, “İletişim”, “Sporda İletişim”, “Futbolda Yıldırma” ve “Her Sorun Futbola Gol Oluyor” kitaplarını yazdı. TBMM ve bazı bakanlıklarda çeşitli komisyonlarda görev aldı. TMOK Fair Play Komisyonu üyesi. Birçok ödül sahibi, Manisa Celal Bayar Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi Rekreasyon Anabilim Dalı Öğretim Üyesi olan yazar evli ve iki çocuk babası.

Oynadığımız Futbol, Futbolcular Çocuk Değil

16.07.2024
544
A+
A-

“Bizim çocuklar” ve “Haydi çocuklar” sloganları ile bir futbolcu karakteri yaratmaya çalışıyoruz. Sonra, günlük yaşamda çocuklara nasıl davranıyorsak futbolculara öyle davranıyoruz.

Örneğin;

  • Çocuklar oyun oynarken biz çocuklarla oynama başlıyoruz. Futbol bir oyun, biz futbolcularla oyuncakmış gibi oynuyoruz.
  • Çocuğu ya şımartıyor ya baskı altında büyütüyoruz. Futbolcuları ya göklere çıkarıyoruz ya ayaklar altına alıyoruz.
  • Misafirlikte çocuk uslu dursun diye, turnuvada futbolcular iyi oynasın diye dürtüyoruz. İstemediğimiz bir şey yaparsa hemen cezalandırıyoruz.
  • Çocuklar arasında akademik başarıyı artırmak için kullandığımız kaos yöntemini sportif başarı için futbolcular arasında kullanıyoruz.
  • Çocuk başarılı olduğunda “çok çalışkan, çok zeki” başarısız olduğunda “öğretmen taktı” yaftasını yapıştırıyoruz. Futbolda başarı olduğunda “bizim çocuklar, harikasınız çocuklar, tarih yazdınız çocuklar” başarısız olduğumuzda “hakem kötü yönetti, penaltımızı vermedi…” mazeretinin arkasına sığınıyoruz.
  • İlk karne alışında çocuğa ya doktor ya avukat etiketi yapıştırdığımız gibi bir estetik hareket yapan bir güzel gol atan veya bir maç iyi oynayan futbolcuyu dünya yıldızı yapıyoruz.
  • Çocukları takdir veya teşekkür başarılarında “yere göğe sığdıramadığımız” gibi futbolcuları da başarılı olduğu zaman abartılı seviniyoruz.
  • “Bizim kızı ne doktorlar ne mühendisler istedi…” mantığı ile bir maç iyi oynayan futbolcuyu, Avrupa kulüplerinin transfer listesine sokuyoruz.

Bir müsabaka spikeri işi “slogan” türetmek veya kişisel yorumlarında “haklı” olduğunu ispatlamak değil, görev tanımı içinde oyuna odaklanmak ve müsabakaya etik ölçülerde anlatmaktır. Oyuncuları galibiyette “gereğinden fazla abartmak”, yenilgi sonrasında “utandırmak” doğru bir yöntem değildir.  Bu oyuncuları futbolunu geliştirmez aksine gelişim ve değişim olanağını daraltır.

Bu bağlamda “hadi çocuklar” sloganı, bir spikerin müsabaka ortamında heyecanla ürettiği bir metafor olmanın ötesinde çocuk eğitimi konusunda sosyolojik bir gerçeği açığa çıkarıyor.

  • Çocuk ve futbol eğitimi anlayışımız, televizyonların gündüz kuşağı programlarına benziyor. Sürekli bir gerilim, baskı, şiddet, dayatma veya isyan…
  • Futbolculara tıpkı çocuklara yaptığımız gibi imkân ve olanak sunuyoruz ama özgürlüklerini ellerinden alıyoruz.
  • Çocuklarda olduğu gibi, futbolcularında zekâ, yetenek ve becerilerini yönetemiyoruz.

Sonuç olarak, futbolcuyu çocuk, çocuğu hareketli oyuncak olarak görmemek gerekiyor. Spikerin heyecan, futbolcunun duygu yaratacak yeteneği var ama futbol “çocuk oyuncağı” değil, bir “akıl ve strateji” oyunudur.

Çocuklarımızla, futbolcularımız arasında ortak özellik “yaptığı” ile “yapması gerektiği” arasındaki farkı bilmiyorlar. Bu nedenle yeterince gelişmiyorlar. Marks’ın dediği gibi, “görüntü yetseydi, bilime gerek kalmazdı.” Bilimde iyi olmak için birden fazla yetiye sahip olmak gerekir. Bu nedenle, başarmak için slogan üretmeyi bir kenara bırakıp, İspanyol, İngiliz, Alman, Hollandalı, Fransız ve Portekizlilerle yer değiştirmemiz gereken bir anlayışla futbol oynamalıyız.

En önemlisi, bir anlayabilsek: “Oynadığımız futbol, futbolcular çocuk değil.”

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.