ozdamarekrem@gmail.comMilli Sporculuk: Atletizmde Türkiye Rekortmeni, ISF 2. Balkan Şampiyonu, Avrupa 2., Dünya Oyunları 1., İslam Oyunları 1. Uluslararası kürsüler…Öğretmen Lisesi, Spor Akademisi Mezunu. GSGM Uzman Antrenör, GSGM İl Spor Müdürü Yardımcısı,Gazetecilik: TV Yapımcı, Yönetmen (61 adet Türkü Filmi, MagazinProgramları, Spor Programları, Haber, Drama Filmleri, Kurtuluşun İlk Kurşunları gibi belgeseller...
Armand Duplantis’in 6.30 metre ile rakiplerine göre dünya dışı bir varlık, bir uzaylı gibi yine rekor kırmasıyla dikkat çeken Dünya Atletizm Şampiyonası’nda; Türkiye açısından 73 ülke arasında sıfır puan ile sonuncu olmanın bir izahı olmalı…
Hele hele bir Afrika ülkesi Botswana bayrak yarışında ABD’yi geçip şampiyon olabiliyorsa; Türkiye nerede, nasıl yanlış yapıyor sorusuna tüm atletizm camiası yanıt aramalı…
Özetle “Biz buyuz, bu kadarız” deyip geçelim mi?
Takılmayalım; yürütelim artık şu gemiyi…
Geçtiğimiz haftalarda kadınlar voleybolda yüreklerimiz ağzımıza geldi… Özetle 2025 Dünya Voleybol Şampiyonası’nda İtalya karşısında hatada ısrar, hata yapan oyuncularda ısrar şampiyonluk umutlarımızı kırdı…
İkincilik ise çok büyük başarı…
Bu başarının ardından Avrupa Basketbol Şampiyonası’nda ise Dev Adamların art arda sekiz galibiyet sonrası dokuzuncu final maçı nefesleri kesti…
Bu haftaki güreşte serbest ve grekoromen erkek-kadın mücadelelerinde ise takımlarımızın büyük performans kayıplarına şahit olduk…
Bazıları “Taha Akgül enkaz devraldı” diyor… Ancak güreş muhabirliği yapan, Avrupa, Dünya ve Olimpiyat şampiyonalarını takip eden bir gazeteci olarak söyleyeyim; dünya güreşi Türkiye ile arayı bir gömlek açmış. Gerek taktik, gerek fizik kondisyon, gerekse oyun zenginliği açısından…
Basketbola yine dönersek, Avrupa Şampiyonası’nda Almanya-Türkiye finali zoru başarmanın adıydı… Beklediğimiz taktik, stratejik, biyomekanik ve kahramanca bir mücadeleydi…
Ve gurur veren, milli coşkulu bir maç izledik… Ama rakibin hızına ve inanılmaz üç sayılık atışlarına dayanamadık…
Her top çalışta zıpkın gibi fast breaklerle… Oyunu hep doğrularla, doğru müdahalelerle sürdürmek… Basketbolu futboldan daha fazla anaerob yapıyor. Yani çok daha fazla oksijen borcuna girmek söz konusu…
Hele uzun boyluların antrene edilmesi anormal bir fizik, mental ve kondisyon organizasyonudur… Üç sayılık atışlarda isabet oranı rakibi beyin olarak bitirir; bitirmese de için için kemirir… Üçlüklerin devamı karşı tarafın psikomotor hücrelerini dumura uğratır…
Final öncesinde Yunanistan karşısındaki maçta gördüğümüz gibi… Basketbol, futboldan kat kat daha fazla yardımlaşma içerir. Birbirini iyi bilen, iyi tamamlayan beş kişinin, giren çıkan yedekleriyle beraber mükemmel uyumudur basketbol… Biz bunu başardık…
Futbolda nadir görülen ikili, üçlü, beşli organizasyonlar saniyeler, saliseler içinde oluverir basketbolda…
İzlemesi kolaydır da antrenmanı, müsabakası çok zordur basketbolun… Dinamo gibi sürekli kalite üretmeyi görürsünüz bu spor dalında…
Alperen’i, Ercan’ı, Osman’ı ile… Şehmus’u, Furkan’ı, Larkin’i, Ergin Ataman’ı ile…
Şiir gibi, şarkı gibi tribünlerle birlikte söylenen, oynanan bir oyundur bu oyun…
Almanya karşısında maç boyunca 10 numara Thiemann Alperen’i sıkı sıkıya bağlarken, 17 numara Schröder’in ardı arkası kesilmeyen üçlük sayıları akıl almazdı…
Neredeyse rakibin tamamı üçlük atıyordu… Hızlı hücuma geçişleri ve hızlı savunma yapıyor olmalarına çözüm bulamadık…
Alman takımı yedekleriyle de birbirine yakın kalitede denk oyunculardan kuruluydu. Giren çıkan fark etmediği için takımın dinlenmesi mümkün olabiliyordu… Biz Alperen çıkınca yerini dolduramıyoruz. Takımı çekip çeviren Cedi Osman’ın da aynı ayarda yedeği yok…
Dolayısıyla maç boyunca rakibe oranla daha fazla yorulduk… Önümüzdeki Dünya Şampiyonası’nda tedbir gerek…
Yeri gelmişken erkekler voleyboldan da söz edelim.
Slobodan Kovac’ın başantrenörlüğünde dörtte dört yaparak çeyrek finale kalan Efeler’in rakibi Polonya… Maç bu çarşamba günü oynanacak…
Çeyrek final öncesi tüm maçlarında çok daha organize ve taktik şablonlarda ikili, üçlü smaçör organizasyonlarında, bloklarda başarılı gördük milli takımımızı… Ancak çeyrek finaldeki rakibimizin defalarca Avrupa ve Dünya şampiyonlukları var…
Başarılı olur muyuz? Oluruz.
Başabaş, çok çetin bir maç ortaya koyacağımız kesin…
Özetle kadın-erkek “parke”de çok iyiydik geçtiğimiz haftalarda…
Bu devam edecek… Gurur duyduğumuz oyunlara imza atmayı sürdüreceğiz…
Kadın boksta da gururluyuz. Başarılarımız devam edecek. Teniste, yüzmede ve bazı diğer spor dallarında denizde yakamoz gibi parlayan, kıpırdayan başarı sinyalleri geliyor…
Ola geldiği gibi kürsü yeter mi? Bence ikincilikler, üçüncülükler iyi…
Ama artık şampiyonluğa resetlemeliyiz hedeflerimizi…