Betpasgiris.vip restbetgiris.co betpastakip.com restbet.com betpas.com restbettakip.com güvenilir casino siteleri casino siteleri canlı casino siteleri deneme bonusu veren siteler

sporgüncel spor haberlerifenerbahçegalatasaraybeşiktaştrabzonspor
DOLAR
43,6403
EURO
51,9537
ALTIN
7.133,57
BIST
13.787,82
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
10°C
İstanbul
10°C
Az Bulutlu
Perşembe Yağmurlu
13°C
Cuma Hafif Yağmurlu
15°C
Cumartesi Az Bulutlu
14°C
Pazar Çok Bulutlu
19°C

Ömer GÜRSOY

Doğum Yeri ve Tarihi: Ankara, 23 Aralık 1964 Ankara Üniversitesi Basın Yayın YO mezunu. Başta Gençlik ve Spor Bakanlığı olmak üzere Bakanlık ve Başbakanlık Müşavirlikleri, Bakan Danışmanlığı, Başbakan Özel Kalem Müdürlüğü görevlerinde bulundu. Başak Sigorta, Ankaragücü Spor Kulübü, Basketbol Federasyonu Yönetim Kurulu Üyeliği, 12 Dev Adam’ın tarihi başarısında yaptığı çalışmalarla dönemin en başarılı Basketbol yöneticisi ödülünü aldı. TBF SUG Komitesi Başkanı/ Başdanışmanlık, Akşam ve Habertürk Spor Yazarlığı görevlerinde bulundu. 2006- 2024 yılları arasında Türkiye Futbol Federasyonu Engelliler Koordinasyon Kurulu Başkanı olarak görev yaptı, engelliler futbolunun dünya markası olması konusunda öncü bir rol oynadı. Engelliler Futbolunun yatay gelişimi konusunda ve özellikle de dünya çapında başarılarda imzası oldu. TMOK Kongre Üyesi, TMOK Anma ve Onurlandırma Komisyonu Üyesi, Beşiktaş Jimnastik Kulübü Divan Kurulu Üyesi

Tanrı’ya “Neden ben?” demeyen adam

09.02.2026
46
A+
A-

Bazen spor sayfalarında bir skor görür geçeriz.
3–1, 6–4, 7–5…
Rakamlar kalır, hikâyeler uçar gider.
Oysa bazı sporcular vardır; kazandıkları kupalardan çok, hayata verdikleri cevaplarla hatırlanırlar. Arthur Ashe onlardan biri. Belki de en başta geleni.
Çünkü onun hikâyesi tenisle başlıyor ama insanlık dersiyle bitiyor.

1943 Amerika’sında, siyah olmanın başlı başına dezavantaj sayıldığı bir dünyada doğdu. Altı yaşında annesini kaybetti. Hayata bir sıfır değil, belki beş sıfır geride başladı. Üstelik zayıf, narin bir çocuktu. Babası “futbol oynayamazsın” dedi.
Belki de o “yasak”, kaderin en büyük hediyesiydi.
Tenise yöneldi.
Ama tenis o yıllarda zenginlerin ve beyazların sporuydu. Kortlar kadar kapılar da kapalıydı ona. Ne kulübü vardı ne imkânı. Sadece yeteneği, disiplini ve inadı…
Önce burs buldu, sonra üniversiteye uzandı. Ardından Amerikan Davis Cup takımına seçilen ilk siyah tenisçi oldu.
Bu bile başlı başına bir devrimdi.
Sonra kupalar geldi. Amerika Açık, Grand Slam’ler, 1975’te Wimbledon…
Wimbledon’ı kazanan ilk ve hâlâ tek siyah tenisçi olarak tarihe geçti.

Fakat onu büyüten şey zaferleri değildi.
Ashe kortun dışına da çıkıyordu. Irkçılığa karşı yürüyüşlere katılıyor, insan hakları için ses yükseltiyor, gözaltına alınmayı bile göze alıyordu. Sporun sadece kazanmak olmadığını, bazen “taraf olmak” olduğunu hatırlatıyordu.
Tam her şey geride kalmış derken hayat en sert servisini attı.
Geçirdiği ameliyatta yapılan kan nakli sonucu AIDS’e yakalandı.
Düşünün… Zirveyi görmüş bir şampiyon, şimdi ölümcül bir hastalıkla mücadele ediyor.
İnsan ister istemez soruyor:
“Neden o?”

Dünyanın dört bir yanından mektuplar aldı. Bir hayranı açıkça sordu:
“Tanrı böylesine kötü bir hastalık için neden seni seçti?”
Arthur Ashe’in cevabı ise bir sporcunun değil, bir bilgenin cevabıydı:
“Dünyada milyonlarca çocuk tenis oynamaya başlıyor,
Çok azı profesyonel oluyor,
Daha azı büyük turnuvalara çıkıyor,
İki kişi finale kalıyor…
Elimde kupayı tutarken Tanrı’ya ‘Neden ben?’ diye sormadım.
Şimdi acı çekerken neden sorayım?”
Sonra şu cümleleri ekledi:
“Mutluluk insanı yumuşatır.
Zorluklar güçlendirir.
Hüzün insan yapar.
Yenilgi alçakgönüllü kılar.
Başarı ışık verir.
Ama yolumuza devam etmemizi sağlayan şey inançtır.”
Ve belki de hepimize ders olacak o söz:
“Tanrı’ya asla ‘Niye ben?’ demeyin.”
Bugün New York’taki dev tenis stadyumu onun adını taşıyor. Her yıl binlerce çocuk Arthur Ashe Günü’nde korta çıkıyor.
Çünkü bazı insanlar kupalarla değil, karakterle iz bırakır.

Spor bize bazen şunu öğretir:
Şampiyonluk, kazandığın maç sayısı değil; hayata verdiğin cevaptır.
Ve galiba en büyük olgunluk da şudur:
Başarıda “neden ben?” demiyorsan,
Acıda da dememelisin.

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.