rcengiz1965@gmail.com01.06.1965 Diyarbakır doğumlu. Lisans, Yüksek lisans ve Doktora eğitimini: Ankara Gazi Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor A.B.D.’da tamamladı.Ulusal ve uluslararası bilimsel Kongre ve Sempozyumlarda 84 bildirisi bulunmaktadır.Ulusal ve uluslararası spor bilimleri dergilerinde 45 yayınlanmış makalesi yer almıştır.“O Küçe Senin Bu Küçe Benim”, “Kulübümüz Köklü, Camiamız Büyük Allah Kerim”, “Köşeli Yazılar”, “Top Patladı Şimdi Onarma Zamanı”, “İletişim”, “Sporda İletişim”, “Futbolda Yıldırma” ve “Her Sorun Futbola Gol Oluyor” kitaplarını yazdı.TBMM ve bazı bakanlıklarda çeşitli komisyonlarda görev aldı.Birçok ödül sahibi, Manisa Celal Bayar Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi Rekreasyon Anabilim Dalı Öğretim Üyesi olan yazar evli ve iki çocuk babası.
Rekreasyon Alanları ve Sokak Hayvanları: Sorun mu, Sorumluluk mu?
AnasayfaKöşe YazılarıRekreasyon Alanları ve Sokak Hayvanları: Sorun mu, Sorumluluk mu?
Bir kentin gerçek medeniyeti yüksek binalarında değil, en savunmasız canlılarına nasıl davrandığında saklıdır. Sabah yürüyüşüne çıktığınız parkta size sessizce bakan bir köpek, bankın altında ürkekçe bekleyen bir kedi… Onlar bu şehrin fazlalığı değil; tam tersine, vicdanının turnusol kâğıdıdır. Sevgi, tam da burada başlar: Aynı kaldırımı, aynı gölgeyi, aynı hayatı paylaşabilme iradesinde.
Rekreasyon alanları çoğu zaman “boş zaman” mekânları olarak görülür. Oysa parklar, sahiller, yürüyüş yolları yalnızca bedenimizi değil, toplumsal ruhumuzu da dinlendiren alanlardır. İnsan doğayla temas ettikçe yumuşar; canlılarla yan yana geldikçe duygudaşlık kurmayı öğrenir. Sokak hayvanları bu alanların sessiz eşlikçileridir. Onları dışlayan bir rekreasyon anlayışı, aslında yaşamın kendisini eksiltir.
Toplum olarak sevgiyle imtihanımız da burada ortaya çıkar. Kimimiz görmezden gelir, kimimiz geçici bir merhamet gösterir, kimimiz ise sorumluluk alır. Oysa gerçek sevgi, sadece duygusal bir an değil; sürdürülebilir bir bilinçtir. Su kaplarını doldurmak, mama bırakmak, kısırlaştırma ve bakım çalışmalarını desteklemek, yerel yönetimlerin kapsayıcı planlamalar yapmasını talep etmek… Bunlar romantik jestler değil, kentli olmanın gereğidir.
Rekreasyon politikaları hazırlanırken sokak hayvanlarını yok saymak yerine, birlikte yaşamı esas alan çözümler üretmek mümkündür. Kontrollü besleme alanları, gölgelikler, veteriner hizmetlerine erişim, bilinçlendirme kampanyaları… Şehir planlaması yalnızca betonun değil, vicdan ve merhametin de mühendisliğini yapmalıdır. Çünkü birlikte yaşam kültürü tesadüf değil, yaradılış gereği zorunluluktur.
Unutmayalım: İnsan sevdiğinde değişir ve gelişir; şehir de öyle. Sevgiyle tasarlanan kamusal alanlar daha güvenli, daha huzurlu, daha insancıl olur. Sokak hayvanlarını sorun olarak gören bir anlayış, aslında kendi vicdanını daraltır. Onları yaşamın doğal parçası olarak kabul eden bir kent ise büyür, olgunlaşır ve gerçek anlamda medenileşir.
Sonuç olarak, aynı parkta yürüdüğümüz, aynı gökyüzünü paylaştığımız her canlı bu şehrin sakini. Rekreasyon alanlarını yalnızca dinlenme değil, birlikte yaşama alanı olarak gördüğümüz gün; hem biz değişeceğiz hem şehirlerimiz. Belki o zaman, bir köşede sessizce uyuyan bir sokak hayvanına baktığımızda sadece bir can değil, insanlığımızın yansımasını göreceğiz.
Rekreasyon alanları, kent yaşamında fiziksel, sosyal ve psikolojik iyilik hâlinin desteklendiği kamusal mekânlardır. Ancak bu alanların bilinçsiz ve sorumsuz kullanımı, işlevlerini zayıflatmakta ve kamusal kaliteyi düşürmektedir.
Parklarda rastgele yere atılan çekirdek kabukları, bırakılan yiyecek artıkları ve sigara izmaritleri yalnızca estetik bir sorun oluşturmamakta; halk sağlığı ve sokak hayvanlarının güvenliği açısından ciddi riskler doğurmaktadır.
Kontrolsüz gıda atıkları hayvanlarda sindirim problemlerine ve hastalıklara yol açabilirken, sigara izmaritleri toksik etkileri nedeniyle çevresel kirlenmeye neden olmaktadır. Bununla birlikte spor aletlerinin amacı dışında ve bilinçsiz kullanımı hem kamu kaynaklarının israfına hem de yaralanma risklerinin artmasına sebep olmaktadır. Bu tablo, rekreasyon alanlarının sürdürülebilirliğinin yalnızca fiziksel düzenlemelerle değil, toplumsal bilinç ve sorumluluk anlayışıyla mümkün olabileceğini açıkça göstermektedir.
01.06.1965 Diyarbakır doğumlu. Lisans, Yüksek lisans ve Doktora eğitimini: Ankara Gazi Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor A.B.D.’da tamamladı.
Ulusal ve uluslararası bilimsel Kongre ve Sempozyumlarda 84 bildirisi bulunmaktadır.
Ulusal ve uluslararası spor bilimleri dergilerinde 45 yayınlanmış makalesi yer almıştır.
“O Küçe Senin Bu Küçe Benim”, “Kulübümüz Köklü, Camiamız Büyük Allah Kerim”, “Köşeli Yazılar”, “Top Patladı Şimdi Onarma Zamanı”, “İletişim”, “Sporda İletişim”, “Futbolda Yıldırma” ve “Her Sorun Futbola Gol Oluyor” kitaplarını yazdı.
TBMM ve bazı bakanlıklarda çeşitli komisyonlarda görev aldı.
Birçok ödül sahibi, Manisa Celal Bayar Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi Rekreasyon Anabilim Dalı Öğretim Üyesi olan yazar evli ve iki çocuk babası.