dr.hasirci@t-online.deTMOK Üyesi ve Fair Play Komisyonu üyesi olan Prof. Dr. Seyhan Hasırcı, Koblenz Landau Üniversitesi Spor Bilimleri Enstitüsünde ders verdi. İstanbul Nişantaşı Üniversitesi Öğretim Üyesi, 2003 ten beri Almanya Olimpik Spor Birliği bünyesinde bulunan Türkiye masası danışmanı olarak görevini sürdürmekte. UEFA Taraftar experi olan Hasırcı, 2014 Yılından itibaren Spor Psikoloğu olarak çalışmalar yapmakta.Prof. Dr. Hasırcı’nın Spor Psikolojisi alanında birçok kitap ve makaleleri bulunmakta.
Sporun dolayısı ile Futbolun, taraftarı, yaneticisi, antrenörü ve sporcusu dahil; Fair Play ve etik kuralları içerisinde kalınarak, farklı yaş, kültür, dil ve sosyal gruplardan insanları bir arada aynı amaç etrafında buluşturması, takım ruhunu geliştirmesi, dayanışma ve aidiyet duygusunu arttırması, kişiler arası iletişimi ve dostluğu artırması gibi birçok özelliğinin yanı sıra, birleştirici, paylaşımcı, dayanışmayı geliştiren, insanlar arası iletişimi ve dostluğu arttırdığı özelliklerinden her defasında söz ederiz, bu kadar mı? Kuşkusuz değil! Bunların yanı sıra; Ulusal takımların maçlarında ortak bir kimlik ve birlik duygusu oluşturması, Çocuklar ve gençler için sosyal uyum ve arkadaşlık kurma fırsatı sağlaması gibi daha bir çok özelliklerinin olduğunu buradan bir kez daha hatırlatmakta yarar görüyorum.
FIFA Dünya Kupası ve UEFA Avrupa Futbol Şampiyonası gibi organizasyonlar, milyarlarca paralar harcanarak milyonlarca insanı aynı heyecan etrafında bir araya getiren önemli organizasyonlardır. Kısacası; futbol, doğru değerlerle desteklendiğinde dünyanın en güçlü toplumsal birleştiricilerinden biri olduğunu söylemek pek yanlış olmaz.
Uluslararası turnuvalar sayesinde ülkeler arasında kültürel etkileşimin desteklemesi gereğini düşündükçe, Aklıma; USA, KANADA ve MEKSİKA’da sorunlarla başlayan ve bir ay boyunca daha birçok sorunu içinde barındırarak devam edeceğini tahmin ettiğim FIFA Dünya Kupası gelmektedir.
Bana soracak olursanız bu turnuvanın üç ayrı ülke tarafından organize edilmesi başlı başına bir sorun! Bir maç için kamp yaptıkları ülkeden binlerce kilometre yol katederek başka bir ülkeye gidip tekrar geri dönmeleri, sporcular için olağan üstü bir zorluk oluşturacak ve hatta istenilen performanslarını sergileyemeyeceklerdir? Tüm bunların yanı sıra bir tarafta soğuk ortamda antrenman yaparken diğer tarafta aşırı sıcağın altında müsabaka yapacak olmaları (tam tersi de olabilecektir) sporcular açısından başka bir sorun olarak görülmektedir!
Bir başka sorun; bu turnuvada görev yapacak olan bazı ülke hakemlerinin ve yöneticilerinin ABD ye girişlerinin (Vize alamaları nedeniyle) engellenmiş olması sporun dostluğu ve birleştirici öğesinin neresine yerleştirebileceğimizi gerçekten bilemiyoruz! Somalili bir hakemin Amerikan yetkilileri tarafından vize alamamış olması yıllardır hayal ettiği bir rüyayının yok olması o hakem tarafından itiraf edilmiştir ve diğer benzeri olayların etik açıdan nasıl açıklayacağımızı anlamakta zorlanıyorum!
Ancak futbol görüldüğü üzere her zaman birleştirici olmayabilir. Aşırı fanatizm, şiddet, ayrımcılık ve siyasi gerilimler zaman zaman kutuplaşmaya da yol açabilmektedir. Bu nedenle futbolun birleştirici gücünün ortaya çıkması; fair play, saygı ve spor kültürünün gelişmesine bağlıdır!
Ancak geniş bir perspektifle sorunlara bakacak olursak; Ev sahibi ülke seçimi tartışmaları; FIFA’nın ev sahibi seçim sürecinin şeffaf olup olmadığı, şımarıklığı, ben dedim oldu söylemleri sık sık tartışılmış olması, Bazı aday ülkeler arasında siyasi ve ekonomik çekişmeler yaşattığını açık bir dille söyleyebiliriz!
Siyasi gerilimler; (Bazı ülkeler arasındaki diplomatik sorunların turnuvaya yansıması, siyasi protestoları gündeme getirebilir ve zaten geldiğini de görmekteyiz), çevresel etkileri (iklim), bilet ve organizasyon sorunları; (Bilet fiyatlarının yüksek olması, karaborsa bilet satışı), sporla ilgili; (Oyuncuların sakatlanmaları, yoğun ve yorucu maç takvimi nedeniyle kulüpler ile milli takımlar arasında anlaşmazlıklar, hakem ve VAR uygulamalarıyla ilgili oluşabilecek tartışmalar) ve dahası…
Sonuç olarak katılım sağlayan ülkeler müsabakalarına başladı ve hatta bana göre sürprizlerle dolu daha bir çok müsabaka izleyeceğiz! Favori ülkelerden bazıları şaşırtıcı sonuçlar alsalarda futbol uzun nefesli bir oyundur ve hemde favori olan ülkelerin kaybetmesi favori olmayan sürpriz küçük ülkelerin kazanabileceklerini bizlere göstermektedir!
Ülkemize gelince daha başlangıcta böyle ön yargılı konuşmalardan kaçınmamız gerekir ki! İlk müsabakamız sonrası, sanırım dersimizi aldık! Kısacası katılım sağlayan her ülke kazanmak için sahada ter dökmektedir karşınızdaki rakibe her zaman saygılı olmamız gerekir! Bu da Fair Play’in önemli bir kuralıdır;
Bir başka konu Antrenör ve sporcularımızla ilgili yapılan olumsuz yorumların arttığını görüyorum! Daha önceki yazımda da belirtmeye çalıştığım gibi, elimizdeki kumaş bu. Biz hangi alanda başarılıyız ki, futbolda başarılı olalım! Futbolla ilgisi olmayan yöneticiler ve onların altında çalışan birçok insan, havalarda uçmanın hiç bir anlamı yok, kupayı alacağız gibi söylemlerle bir yere varamayız. Önce kazanacaksın sonra konuşacaksın! Şampiyona sonuçlanmadan insanları haksız yere yargılamayınız. Tekrar ediyorum, sonuçlar alındıktan sonra antrenör, sporcu ve federasyonla ilgili eleştiri hakkımı sonuna kadar saklıyorum.
TMOK Üyesi ve Fair Play Komisyonu üyesi olan Prof. Dr. Seyhan Hasırcı, Koblenz Landau Üniversitesi Spor Bilimleri Enstitüsünde ders verdi. İstanbul Nişantaşı Üniversitesi Öğretim Üyesi, 2003 ten beri Almanya Olimpik Spor Birliği bünyesinde bulunan Türkiye masası danışmanı olarak görevini sürdürmekte. UEFA Taraftar experi olan Hasırcı, 2014 Yılından itibaren Spor Psikoloğu olarak çalışmalar yapmakta. Prof. Dr. Hasırcı’nın Spor Psikolojisi alanında birçok kitap ve makaleleri bulunmakta.