1955 yılında Ankara’da doğdu. Atletizm sporuyla 1968’de tanıştı. Çekiç atma branşında 20 yıl spor yaptı. 1988 yılında antrenörlüğe başladı. Türkiye şampiyonları, dünya ve Avrupa madalyalı, olimpiyat madalyalı sporcular yetiştirdi.
Atletizm Federasyonu’nun antrenörlük kurslarında atma branşı eğiticisi olarak dersler vermektedir. Yaşamına Ankara’da devam ettirmektedir.
Türkiye Fair Play Büyük Ödülü sahibi Artun Talay, ayrıca Dünya Fair Play Şeref Diploması Ödülüne layık görülmüştür.
Paris 2024 Olimpiyat Oyunlarına onbir ay kaldığı için bu yazıyı bilgilerinize sunuyorum. Türkiye, spora damga vuran ve Olimpiyatlarda 40 madalya alan diğer ülkeler kadar para harcıyor ama sadece on üç madalya alabiliyor.. Bunun altı nedeni var. Bu nedenlerden en kolayını öncelikle ele alıyorum:
Kadınlar sırıkla atlamada dünya rekorunun sahibi olan İsinbeyeva, defalarca dünya rekoru kırdı ve dünya rekorunu 5m. nin üzerine taşımıştır.
Dünya çapındaki kadın dernekleri dünyanın zirvesindeki bir kadın olarak gördüler ve onu toplantılarına davet ettiler.
Ayrıca toplantı yerinde de antrenman olanaklarını sağlayacaklarını söylediler.
Isinbayeva bu durumu antrenörüne anlattı! Antrenörü, “Olmaz, sen kamptasın ve günde 3 kez antrenman yapmalısın, kamptan ayrılırsan antrenman kaliten düşer” dedi.
Isinbayeva bu toplantılara gitmekte ısrar edince antrenörü, “hedefimizde yeni dünya rekorları var, gitme; gidersen ben yokum, kendine başka bir antrenör bulursun” dedi.
Isinbayeva dinlemedi ve yeni bir antrenör bularak bu toplantılara gitti. Ancak artık günde 3 antrenman yerine bir antrenman yapabiliyordu. Formu azaldı ve 4.70m’lere kadar düştü. Büyü bozulmuştu. Artık kimse onu yarışmalara davet etmiyordu. Bir daha toparlanamadı ve kitaplardaki isim duvarlardaki bir resim oldu!
Olimpiyat oyunlarında madalya alan sporcularımızı kurumlar da sıkça toplantılara davet ediyorlar. Dolayısı ile de sporcularımızın da antrenman kalitesi bozuluyor. Isinbayeva’nın yasadığı sorunlara benze sorunlar yaşıyorlar. Bu sorunu çözmek için de spor teşkilatımız önlem alarak bu toplantılara katılmanın dengesini sağlamalıdır. Örneğin Olimpiyat dönüşü sporcular, toplantılarda kısa bir süre kalabilir, yada olimpiyatlar öncesi senede toplantılara katılma en aza indirilerek, sporcuların yıpranmasını önlemek için de kurumsal olarak tedbirler alınabilir. Buradaki amacımız sporcularımızın performanslarına odaklanması olmalıdır. Resmi olarak alınacak bu tedbirler federasyonların ve sporcuların olimpiyat hazırlıklarına daha uygun bir biçimde hazırlanmasını da sağlayabilir.
Ayrıca öncelikli olarak, sakatlanmış olimpik sporcuları, bir an önce spora döndürmek için de yurtdışında sakatlanmalar konusunda uzmanlaşmış kliniklere tedavi için gönderimi yapılmalıdır. Bu tedavi merkezlerinde tedavi 50 bin Euro’ya varan pahalılıkta olmasına karşın madalya almak ve sporcuyu sağlığına kavuşturmak için da bu önlemin de alınması çok önem kazanmaktadır. Nitekim sağlığına kavuşmuş sporcunun 5 ay içerisinde bile iyi bir antrenmanla madalya kazandığı görülmüştür.
Bir de uluslararası politika ve hakem oyunları için gereken önlemlerin alınmasını önemli görmekteyim. Bunu bir örnekle açıklayayım: 1968 Mexico Olimpiyatlarında tüm turlarda rakiplerini evire çevire dövmesine rağmen, üçüncülük için yaptığı karşılaşmada hakem oyunları ile mağlup ilan edilmiştir. Bu duruma dayanamayan gazeteci Gökşin Sipahioğlu hakeme sandalyesi ile saldırarak bu olumsuzluğa tepki vermiştir. Buna karşın Celal Sandal hakem oyunları ile madalyayı kaybetmiştir. Bu gibi durumlarla karşılaşmamak ve sporcularımızın haklarının yenmemesini sağlamak için de hem dışişleri hem de olimpiyat komitesi ile yoğun iş birliği içerisinde önlemler alınarak olimpiyatlara yönetim ve politik açıdan da hazırlanılmalıdır.
Eğer Türkiye’nin de başka ülkelerde olduğu gibi, ‘olimpik koordinatörü’ olsaydı, benim bunlara söylememe gerek bile olmaz, olimpik koordinatör sporcularımızın başarısı için bu tür önlemleri çoktan almış olurdu!
Son olarak sizlere su dileğimi de söylemek isterim: Ankara’da yeni futbol stadı inşaatı için yıkılan atletizm sahası olimpik başarımız için de çok önemliydi. Atletizm sahası sadece atletlerin antrenman yaptığı bir yer değildi, diğer spor dallarından olimpik sporcular kondisyon antrenmanı için atletizm sahasına geliyordu. Bu açıdan da bu sahanın olmayışı, sadece atletizm değil diğer spor dallarının da başarısına engel olmaktadır.
Yeni stat yapılırken atletim sahası ve diğer olimpik tesislerin uluslararası standartlarda yapılması için gereken katkıyı vereceğinize de inancım tamdır. Durumu saygılarımla bilgilerinize sunarım.
1955 yılında Ankara’da doğdu. Atletizm sporuyla 1968’de tanıştı. Çekiç atma branşında 20 yıl spor yaptı. 1988 yılında antrenörlüğe başladı. Türkiye şampiyonları, dünya ve Avrupa madalyalı, olimpiyat madalyalı sporcular yetiştirdi.
Atletizm Federasyonu’nun antrenörlük kurslarında atma branşı eğiticisi olarak dersler vermektedir. Yaşamına Ankara’da devam ettirmektedir.
Türkiye Fair Play Büyük Ödülü sahibi Artun Talay, ayrıca Dünya Fair Play Şeref Diploması Ödülüne layık görülmüştür.