dr.hasirci@t-online.deTMOK Üyesi ve Fair Play Komisyonu üyesi olan Prof. Dr. Seyhan Hasırcı, Koblenz Landau Üniversitesi Spor Bilimleri Enstitüsünde ders verdi. İstanbul Nişantaşı Üniversitesi Öğretim Üyesi, 2003 ten beri Almanya Olimpik Spor Birliği bünyesinde bulunan Türkiye masası danışmanı olarak görevini sürdürmekte. UEFA Taraftar experi olan Hasırcı, 2014 Yılından itibaren Spor Psikoloğu olarak çalışmalar yapmakta.Prof. Dr. Hasırcı’nın Spor Psikolojisi alanında birçok kitap ve makaleleri bulunmakta.
2008 Avrupa Futbol Şampiyonası’nda UEFA’nın isteği ve T.F.Federasyonu’nun oluru ile Futbol Ulusal Takımımızın Taraftar projesini yürüten birisi olarak yazma ihtiyacını duydum! Ayrıca, futbolda şiddet ve ırkçılığı önlemek amacı ile yıllar önce ortaya konan yasal çerçeve içerisinde davranmamızın kaçınılmaz olduğunu defalarca paylaştım ve bu paylaşımlarımda çıkış yolunun 1985 yılında Heyzel faciasının ardından 1986 yılında Avrupa Konseyi’nin yayınladığı deklarasyonda yatmakta olduğunu detayları ile aktardım.
Ülke olarak, Türkiye Futbol Federasyonu olarak bu konuda çok şey yaptığımız söylenemez, ancak zaman zaman UEFA’nın dürtüklemesiyle birşeyler yaptık. (Örn. 2008 ve 2016 Avrupa Şampiyonalarında kurduğumuz Taraftar Projesi ile ilgili görev yaptık.) Oysa yasa her ülke kendi statlarında oluşabilecek her türlü şiddet eylemini minimuma indirmek Federasyon ve Futbol kulüplerinin mutlak surette eğitim yapmalarını önerir. Ne yazık ki, bunu biz sadece futbol taraftarları için söylenmiş bir söz olarak algıladık!
Herkesin bildiği üzere şiddeti oluşturan onlarca neden var. Bunları önem sırasına göre sayarsak; Sosyo-Kültürel yapı, Yönetimsel, Ekonomik, Eğitimsel sorunlardan, Genel Güvenlik Uygulamalarının yanlışlarından, Spor tesislerinin elverişsiz Fiziki yapılarından, Medya unsurundan, Hukuki alt yapının sağlıksız olmasından, Siyaset-Spor ilişkisi ve hiç kuşkusuz sporun İçindeki aktörlerden, yani sporcu, antrenör, hakem, yöneticilerin yanında sahada top toplayanlara kadar herkesin müsabaka esnasındaki tutum ve davranışlarından kaynaklanmaktadır.
Bu yazımda ben şiddete neden olan kişi ve kurumlardan sadece saha içerisinde bulunan ve futbol sporunu uygulayan kişilerle ilgili eleştirimi yazmaya çalışacağım. Son günlerde futbol sahalarında adeta şiddetten beslenen sporcularımızın olduğunu hepimiz gerek sahalarda ve gerekse televizyon başında izlerken görmekteyiz!
Sözüm her sporcu için değil ama işin ilginç olan tarafı, hemen hemen çoğunluğunu yabancı futbolcuların oluşturduğu Süper Lig ve 1. Lig’de top koşturan sporculara! Şiddet yapan ve şiddete maruz kalan bu sporcularca yaşanıyor olması daha da üzücü! Buradan yetkililere iki sorum var; Birincisi böylesine yetenekli diye alıp getirilen bu sporcular daha önce oynadıkları ülke ve liğlerde aynı şiddeti gösteriyorlar mıydı, hiç araştırdınız mı? İkincisi; Yoksa bu şiddete eğilim davranışları ülkemize geldikten sonra mı artıyor? En son sorumda yeter ki kendi takımınız kazansın gerisi mübah mı diyorsunuz? Siz yetkililer bu duruma karşı neler yapıyorsunuz?
Ve hiç mi Allah’ın bir kulu çıkıpta bu sporculara böyle davranmamaları gerektiği ile ilgili bilgi vermiyor ki antrenörler burada sporcularının tüm davranışlarından birinci derecede sorumludur. Buradan TFF’nuna soruyorum: Sizler Federasyon olarak; Antrenör, Sporcu, Hakem ve Kulüp başkanlarına, bu konu ile ilgili nasıl bir eğitimi, nerede ve nasıl verilmesi gerekir biliyor olmanız gerekir! Şayet bilinmiyor iseniz Avrupa Konvansiyonu Deklarasyonunu okumanızı tavsiye ediyorum.
Burada kişi ve kurum ismi zikretmeyi gerekli görmüyorum, ancak durum alenen ortada ve şiddet yapan sporcu, antrenörler konusunda ciddi bir eğitimin verilmesi gerekli olduğu ortada. Bu eğitimin içeriği ne olmalıdır diyorsanız; Buyurun UEFA taraftar experi olarak birlikte tartışalım!
Öncelikle; Sporun güzel yüzünü sporseverlerle paylaşan en önemli aktörler olan sporcu-teknik adam ve hakemlerin, fair-play’i bir yaşam biçimi olarak tüm topluma örnek olacak bir biçimde kendi hayatlarında içselleştirmeleri burada büyük önem taşımaktadır ve bu bir eğitim sorunudur. Bir eğitimle bu durum onlara kazandırılabilir.
Günümüzde maalesef; oyunu çirkinleştiren her davranış kalıbının tribünler üzerindeki yansımaları kısa bir süre içerisinde kendisini göstermekte ve sporun paylaşım, dostluk ve birleştirici dolu dünyası yerini acımasız bir rekabet ve şiddet algısına dönüşmektedir! Bunun bu şekilde algılanmaması için herkesin çaba göstermesi gerekmektedir.
Bunun önüne geçebilmek için özellikle Teknik adam ve futbolcuların saha içerisinde tribünlere yönelik kışkırtıcı davranışlardan uzak durmaları, çok küçük yaşlardan itibaren verilecek Fair-Play anlayışı ve öfke kontrolü eğitimiyle mümkündür.
Bu nedenle Sporcu, Hakem ve Antrenör eğitiminde bu bahsi geçen Adil Oyun eğitimi mutlaka verilmelidir. Her ne kadar Avrupa Konvansiyonu’nun deklarasyonunda çok açık belirtilmiş olsa da; T.F.Federasyonu bu eğitimi kimin vereceği sorununu yaşıyor sanırım! Bu konuda hiç zaman kaybetmeden Türkiye Milli Olimpiyat Komitemizin bünyesindeki Fair-Play Komisyonu ile acilen iletişime geçmelerini ve söz konusu kişilerin eğitimden geçmeleri sağlanmalıdır. Ne mutlu Adil Oyun taraftarıyım diyebilenlere.
TMOK Üyesi ve Fair Play Komisyonu üyesi olan Prof. Dr. Seyhan Hasırcı, Koblenz Landau Üniversitesi Spor Bilimleri Enstitüsünde ders verdi. İstanbul Nişantaşı Üniversitesi Öğretim Üyesi, 2003 ten beri Almanya Olimpik Spor Birliği bünyesinde bulunan Türkiye masası danışmanı olarak görevini sürdürmekte. UEFA Taraftar experi olan Hasırcı, 2014 Yılından itibaren Spor Psikoloğu olarak çalışmalar yapmakta. Prof. Dr. Hasırcı’nın Spor Psikolojisi alanında birçok kitap ve makaleleri bulunmakta.