nurselgulay@gmail.com
1945'te İzmir'de doğdu. Okul spor yurtlarında başladığı atletizme; milli sporcu, uluslararası hakem, hakem hocası, il temsilcisi, kulüp yöneticisi, federasyon üyesi olarak hizmet etti.
Spor muhabirliği ile başlayan meslek yaşantısında hep sporla iç içe görevlerde bulundu. İzmir Beden Terbiyesi Bölge Müdürlüğü ve Ege Üniversitesi Beden Eğitimi Spor Yüksek Okulu'nda memur olarak, İzmir AAK, Yu-Pi ve Çimentaş Kulüplerinde ise yönetici olarak çalıştı. İzmir Masters Derneği, Naili Moran Atletizm Vakfı, Bornova Kültür Sanat Spor Vakfı, İstanbul Atletizm Vakfı gibi kurumlarda çeşitli görevler alan Gülay, Türkiye Futbol Adamları Derneği tarafından 'İnsanlar Yaşarken de Anılmalıdır' organizasyonunda “Spora Hizmet Ödülü” ile taltif edildi. Gülay, Halen, TMOK ve Türkiye Atletizm Vakfi üyesi olarak Türk Sporuna katkısını sürdürmeye çabalıyor.
Cirit atışı, Şevket Taş’ın hayatında sadece bir spor dalı değil; çocukluğundan itibaren nefes aldığı bir dünyanın kapısıydı. Annesi Aysel Taş’ın antrenmanlarını kenardan izleyerek büyüyen Şevket, yıllar içinde yalnızca güçlü bir sporcu değil, aynı zamanda arayıştan pes etmeyen bir tasarımcıya dönüştü.
Atletizme henüz 14 yaşında adım attığında, ilk yarışında 70 mt. 78 cm.lik derecesiyle Türkiye gençler rekorunu kırması, onu kısa sürede dikkatlerin odağına taşımıştı. Ancak 24 yaşına geldiğinde, cirit antrenmanlarında sık sık yaşanan teknik ve güvenlik sorunları onu yeni arayışlara itti.
Özellikle atışların çevreye zarar vermemesi için çoğu antrenmanda mutlaka bir ağ kullanılması gerektiği gerçeği, “Bu böyle olmak zorunda mı?” sorusunu aklına düşürdü.
Ve o soru, bir bitirme tezine dönüşerek hayatının akışını değiştirdi.
Tek Bir Cirit Yeterdi — Ama Doğru Olanı Endüstriyel tasarım eğitimi sırasında geliştirdiği proje, geleneksel ciritleri tamamen farklı bir noktaya taşıyordu. Sivri uçlu, pahalı ve tehlikeli malzemelerin yerini; yuvarlak uçlu, amortisörlü, dayanıklı ve çok daha ekonomik bir tasarım aldı. Bu yeni cirit, ne kadar şiddetle atılırsa atılsın, yere ya da duvara çarptığında esneyerek geri dönüyor; böylelikle hem sporcu güvenliği artıyor hem de antrenman alanlarının zarar görmesinin önüne geçiliyordu.
Dahası, farklı uçlar takılarak ağırlık merkezinin değiştirilebilmesi, antrenörlere ve sporculara yepyeni bir çalışma imkânı sunuyordu.
Şevket bu yeniliği anlatırken tek bir cümleyle özetliyordu: “Tek cirit yeter.”
Tasarımını sanayi sitesindeki ustalarla birlikte üreten Şevket, malzeme bulma sürecinin en az proje kadar zorlayıcı olduğunu söylüyor. Buna rağmen yılmadı; hatta paslanmazlık konusunda geliştireceği yeni bir model üzerinde çalışmaya başladı bile. Bundan sonraki hedefiyse açık: Tasarımın patentini alarak ürününü büyük spor malzemeleri üreticilerine sunmak.
Sahaya Dönüş ve Yeni Hedefler
Bir buçuk yıl süren sakatlığının ardından yeniden piste çıkan Şevket, Çin’in Schengen kentinde düzenlenecek 2011 Üniversite Oyunları’na hazırlanıyor. Ancak o, gözünü daha uzak bir ufka dikmiş durumda: “Asıl hedefim, 2012 Londra Olimpiyatları’nda ülkemi temsil etmek.”
Bir Annenin Gururu
Aysel Taş, oğlunun tasarladığı özel ciriti denediğinde duyduğu heyecanı saklamıyor:
“Yıllarca herkese antrenmanlarda ağ kullanımının önemini anlatmaya çalıştım ama bir türlü doğru karşılık bulamadı. Şevket’in tasarımıyla bu sorun kökünden çözüldü. Farklı ağırlık seçenekleri sayesinde hem sporcular hem antrenörler için mükemmel bir deneyim ortamı oluştu.”
Türkiye’den Amerika’ya Uzanan Bir Yolculuk
Türkiye’de beklediği ilerlemeyi bulamayan Şevket’in yolu, İzmir’den tanıdığı eski milli sporcu Ruhan’ın yardımıyla Amerika Birleşik Devletleri’ne düştü. Oradaki çalışmalar onun için bir dönüm noktası oldu ve kısa sürede dünya çapında tanınan büyük bir spor markasının üst düzey çalışanları arasına katıldı. Özellikle fiber malzemeden üretilen spor ekipmanlarının tasarım ve üretim sürecinde aktif rol alarak markaya önemli katkılar sundu.
Bugün hem kendi hikâyesini hem de annesiyle paylaştıkları spor geleneğini sürdürmeye kararlı olan Şevket Taş, yenilikçi ruhunu kaybetmeden yoluna devam ediyor.
Bu yazı dizimizde Taş ailesinin ilham veren yolculuğunu paylaşmayı sürdüreceğiz.
Gelecek hafta, Aysel Taş’ın kızı Elif Taş’ın spor hayatını ve onun da aile geleneğine kattığı özel hikâyeyi okuyabilirsiniz.
1945’te İzmir’de doğdu. Okul spor yurtlarında başladığı atletizme; milli sporcu, uluslararası hakem, hakem hocası, il temsilcisi, kulüp yöneticisi, federasyon üyesi olarak hizmet etti.
Spor muhabirliği ile başlayan meslek yaşantısında hep sporla iç içe görevlerde bulundu. İzmir Beden Terbiyesi Bölge Müdürlüğü ve Ege Üniversitesi Beden Eğitimi Spor Yüksek Okulu’nda memur olarak, İzmir AAK, Yu-Pi ve Çimentaş Kulüplerinde ise yönetici olarak çalıştı. İzmir Masters Derneği, Naili Moran Atletizm Vakfı, Bornova Kültür Sanat Spor Vakfı, İstanbul Atletizm Vakfı gibi kurumlarda çeşitli görevler alan Gülay, Türkiye Futbol Adamları Derneği tarafından ‘İnsanlar Yaşarken de Anılmalıdır’ organizasyonunda “Spora Hizmet Ödülü” ile taltif edildi. Gülay, Halen, TMOK ve Türkiye Atletizm Vakfi üyesi olarak Türk Sporuna katkısını sürdürmeye çabalıyor.