XS
SM
MD
LG
XL
{alanbaslik}
Türk Spor Ajansı
11.02.2020

ALİ KOÇ VE SAĞDUYU



 

 

Futbolun konuşulduğu her yerde hakem tartışmaları ile yatıp hakem kararları ile kalkıyoruz. 

Federasyon, Galatasaray, Trabzonspor ve hakem isimleri yerli yersiz her Ali Koç konuşmasının içinde bir yumak oluşturuyor. 

Fenerbahçe maçında tartışmalı bir pozisyon varsa, bu pozisyona Ali Koç’un yorumu ya “Bu hatalar bilinçli ve kasıtlı yapılıyor” ya “Hakemler benzer pozisyonlarda Galatasaray aleyhine düdük çalmıyorlar” veya “Fenerbahçe’nin önün kesmek istiyorlar” ya da “Trabzonspor kollanıyor” oluyor.

Öyle ise tarafsız bir kişi olarak sağduyunun zorunlu kıldığı ilk soruyu soralım: 

Her puan kaybının nedeni hakem hatası, federasyonda masa başı oyunlar, Galatasaray ve Trabzonspor korunup kollanması olarak gösterilebilir mi?

Eğer sağduyumuzu bütünüyle yitirmişsek, yanıtımız “Evet” olacaktır. 

Fakat eğer sağduyu bizi bütünüyle terk etmemiş, bir başka deyişle de yaşamakta olduğumuz bilgi kirliliği ortamında aklımız ve vicdanımız henüz tümüyle kirlenmemişse, başka nedenler de arayacağız demektir...

Bu nedenler başka neler olabilir?

Futbol yazar ve yorumcuları tarafından çok yazılıp konuşulmuş olsa da bazılarını yine de sıralayalım, Fenerbahçe yönetiminin:

-       Yanlış menajer tercihi,

-       Yanlış transfer politikası,

-       Yanlış planlama,

-       Yanlış oyun sistemi,

-       Yanlış oyuncu tercihleri,

-       Yanlı strateji ve taktiklerle rakipleri yok sayması,

-       Yanlış söylemlerle rakiplerden kendine düşman yaratması,

-       Yanlış bir mesajla, teknik direktör Ersun Yanal’a güvenmeyip, güveniyormuş gibi yapması.

-       Yanlış bir yönetim tarzı göstererek, Ersun Yanal’ın teknik direktör gibi analiz yapması gerekirken, kolaycılığa kaçarak yönetici gibi yorum yapmasına izin vermesi... 

Ersun Yanal ve ekibinin:

-    Yanlış rotasyon yaparak, Mehmet Ekici, Alper Potuk, Adil Rami, Miha Zajc, Tolgay Arslan gibi yıldız oyunculardan verim alamaması. 

-   Yanlış bir anlayış ile 41 yaşındaki Emre Belözoğlu’dan saha içi disiplini sağlaması için medet umması, sonrasında baypas etmeye çalışması, 

-       Oyuna doğru zamanda müdahale edilmemesi, 

-       Oyuncu tercihleri ve taktiksel hataların fazla olması…

Ali Koç’un suçlamalarını, sağduyulu yaklaşanlar şu sorularla yanıtlıyor:

-       Hangi kulüp, devlet imkanlarından yararlanmak istemez?

-       Hangi maçta hakem veya VAR hatası olmuyor?

-       Hangi yönetici kendi takımını bırakıp, ezeli rakibinin şampiyon olması veya kupalar kazanmasını ister?

-       Hangi siyasetçi veya bürokrat (Cumhurbaşkanının, Fenerbahçe kongre üyesi olduğunu unutup veya görmezden gelip) görevini kötüye kullanarak bir takım lehine yasa ve etik dışı işlem yapmaya cesaret edebilir? Elinizde somut kanıt varsa neden açıklamıyorsunuz?

              Sağduyunun bir başka temel sorusu şu olabilir:

-       Bu ülke de futbolsever (Fenerbahçe kongre üyesi) bir Cumhurbaşkanı varken, 

-       Bu ülke de diğer alanlarda yapılmayan yatırım futbola yapılıyorsa, 

-       Bu ülkenin en önemli sorunu ekonomi ve işsizlik olmasına karşın on beş günde bir maç oynanıp sonra açık hava müzesi gibi kullanılan stadyumlar yapılıyorsa, 

-       Bu ülke de futbol bir endüstri ise,

-       Bu ülke de futbolla yatıp futbolla kalkan insanlar varken,

-       Bu ülke de haftanın bir günü maç oynanıp, haftanın altı günü maçın analizleri yorumlanıyorsa,

-       Bu ülke de futbolun etik değerler ve fair play ilkeler için büyük çaba gösteren insanlar varsa…

Devlet taraf tutabilir mi?

Federasyon masa başı oyun oynayabilir mi?

Hakemler kumpas kurabilir mi?

Kulüp başkanları saha dışı oyunlar oynaya bilirler mi?

Gaziantepspor, Diyarbakırspor, Kayseri Erciyesspor, Kocaelispor, Manisaspor, Sakaryaspor, Samsunspor, Yozgatspor, Vanspor gibi ligi güçlü takımları, bugün amatör küme veya alt liglerde yokluk içinde mücadele eder miydiler? 

           Saplantılarınız ve bilgi kirliliği vicdanınızı kirletmişse, fanatikliğiniz gözünüzü kör etmişse veya başarısızlığınızı ört bas etmek için savunma mekanizmalarından yansıtmayı kullanmıyorsanız, bu soruyu “EVET” diye yanıtlayabilirsiniz.

            Ama sağduyunuzu henüz yitirmediyseniz yapacağınız şey köklü camiaları birbirine düşman eden, 

            Ezeli rekabeti ezeli rezalete çeviren,

            Kulübünüzün tarihine ve felsefesine yakışmayan,

            Ailenize ve şahsınıza yakışmayan, 

            Eğitiminizle örtüşmeyen,

            Fanatizme hizmet eden, böyle bir yönetim tarzını elinizin tersiyle itmek,

            Sert, kırıcı, suçlayıcı ve hedef gösterici söylemlerinizden vazgeçmenizdir.

            Sağduyunun beklediği de budur.

 

 

© Tüm hakları saklıdırWeb: Efasis Yazılım