XS
SM
MD
LG
XL
{alanbaslik}
Türk Spor Ajansı
20.05.2020

ATATÜRK VE SPOR

Atatürk’ün askeri dehası, devlet adamlığı, siyaset ve sosyal devrimciliği tüm dünyaca bilinmektedir. Ancak sporculuğu, spora verdiği önem ve spor alanındaki devrimciliği nedense ön plana çıkarılmamıştır. 

Atatürk hakkında yurt içinde ve yurt dışında binlerce eser olmasına karşın “Atatürk ve Spor” konulu birkaç eserin yayınlanmış olması üzüntü vericidir1. Az sayıdaki sayıdaki araştırmanın neden olduğu bilgi eksikliğine, basının ilgisizliği de eklenince bizler, Atatürk’ ün yüzerken, kürek çekerken, ata binmiş fotoğraflarının yanı sıra, stadyum ve salonların skorbordlarında sadece okuduğumuz “Ben Sporcunun zeki, çevik ve aynı zamanda ahlaklısını severim” sözüyle yetinir olduk.

Oysa ki; Atatürk’ün yüzerken, kürek çekerken veya ata binmiş fotoğrafları spor alanında yapılan devrimler veya ilkeleri yansıtmaktan ziyade, Atatürk gibi; fizik yapısı, beyni ve inançları itibariyle çağdaş bir insanın yaşam biçimini yansıtmaktadır.

Bu şekilde ulusun gelişimi için sporun en önemli sporun en önemli araçlardan biri olduğunu belirtmiş, sporun gelişmesi ile yurt savunmasına ve kültürüne de katkıda bulunacağını açıklamıştır. Atatürk bu düşünce ve inançlarını daha sonra yasal uygulamalara yansıtmıştır.

Atatürk spor yapan, sportmence davranan ve spor hakkındaki söylediği vecizelerini yaşama geçiren dünyada ki ender liderlerden birisidir. Onun içindir ki; Türklerde sporun geçmişi hayli eski olmasına rağmen, spora modern biçimde eğilinmesi, gereken önem ve değerin verilmesi ancak Cumhuriyetin ilanından sonra mümkün olmuştur2.

Atatürk, her alanda olduğu gibi sporda da bilim yolundan ayrılmamayı tavsiye ederken, sporun önemi üzerinde de durmuş ve ona yeni bir benlik kazandırmıştır.

“Müspet bilimlerin temellerine dayanan, güzel sanatları seven, fikir ve yükselmiş olan erdemli, kuvvetli bir nesil yetiştirmek ana siyasetimizin açık dileğidir.” ve “Dünya spor hayatı ve spor dünyası çok mühimdir. Bu kadar mühim olan spor hayatı, bizim için daha mühimdir, ırkın ıslahı ve kisayişi meselesidir ve hatta biraz da medeniyet meselesidir” Sözleriyle de bunu kanıtlamıştır3.

Atatürk’ ün yaptığı bazı yenilikleri Cumhuriyet Dönemi, öncesi ve sonrasıyla incelersek; 

1915 yılında, “Osmanlı Genç Dernekleri Genel Müfettişliğine atanmasından kısa süre sonra, bir rapor hazırlatarak zamanın hükümetine sunar. Bu raporunda “okullarda izcilik faaliyetlerinin başlatılması ve cimnastik saatlerinin artırılması teklif dilmektedir” 4.

1918   Fenerbahçe Kulübünü 3 Mayıs ziyaret ederken amacı Kurtuluş Savaşı sırasında, Anadolu’ ya sevk edilecek silahların, kulübün arkasındaki Kurbağalı dere vasıtasıyla, kaçırılışını planlamaktır. 

1921 Topraklarımızda faaliyet gösteren Genç Erkekler Hıristiyan Birliği; Spor karşılaşmaları ve organizasyonları düzenliyorlardı. Bunların amacı; Türkiye’nin Amerikan mandasına girmesini sağlama propagandasıydı. Atatürk; bu oluşuma karşı “spordan yoksun bir gençlik, nasıl ki vatan müdafaası sırasında etkili olamıyorsa, insan denen varlığın kafa yapısı da ne derece tekâmül ederse etsin, o vücut, o kafayı ileriye götüremez, taşıyamaz.” Diyerek, Türkiye İdman İttifakları Cemiyetinin güçlenmesi için, mali katkıda bulundu.  

1922’de “Beyne’l-Milel Olimpiyat Cemiyeti”nin Türkiye Temsilcisi Selim Sırrı (Tarcan) ile Türkiye İdman Cemiyetleri İttifakı Başkanı Ali Sami (Yen) ve İkinci Başkan Burhan (Felek) Beyler’in çalışmalarıyla “Türkiye Millî Olimpiyat Komitesi” kurulmuştur.

Lozan görüşmeleri sırasında, Türkiye’ye uygulanan Olimpiyat ambargosunu kaldırttı. 1923 Tarihli Hükümet programında “Maarif’in vazifelerinden birincisi; çocukların terbiye ve talimi, ikincisi halkın terbiye ve talimi, üçüncüsü; milli güzidelerin yetiştirilmesi için lazım gelen vasıtaların izhar ve teminidir.” ibaresini koydurtur.

Atatürk “KÖY KANUNLARI” çerçevesinde köylerde güreşi zorunlu kılmıştı. Bu aynı zamanda güreş sporu için alt yapı niteliği taşıyordu. 

1924 Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın başkanlığında toplanan Hey’et-i Vekile (Bakanlar Kurulu) önce 170 sayılı kararıyla “Verilen ilk tahsisat ile yurt dışından üç yabancı antrenör getirilmişti. Bunlar; Billy Hunter (futbol), Raol Peter (Güreş) ve Mr. Tobin (Atletizm) idiler4. Hükümet daha sonra Hazineden bütçe’ye “Türk sporcularının pek yararlı ve gelecek umut verici çalışmalarından yardım görecekleri” sözlerinin kanıtı olarak, Atatürk’ ün talimatıyla 50.000 TL. ödenek konmuştu.

1924  İlk spor şurası toplandı.

1925 “At ve At Yarışı Islah Encümeni’ni” kurdu... Daha sonraki yıllarda da Violeti Violi adlı İtalyan mimara Ankara Hipodromu projesini çizdirip, inşa ettirdi. 

1927 Türk futbolunda Gençler Ligi’ni ilk defa başlatıldı5.

1928 Bu tarihe kadar, Türk Kadınları sporun içinde değildi ... Atatürk’ ün isteği ve Ömer Besim Koşalay’ın çabalarıyla, ilk bayan atletlerimiz faaliyete başladı. Nermin Tahsin, Emine Abdullah, Mübeccel Hüsamettin; atletizmde ilk bayan sporcular olarak, atletizm tarihine geçtiler6.7.

At yarışlarının en büyük geleneği “Gazi Koşusu” yarışları başlatıldı. 

1930   Atatürk’ ün Türkiye’ de gerçekleştirdiği ilk sponsorluk örneği sonucu; Nev York’ tan hareket eden John Polanda ve Russal Bortman, hiçbir yere uğramadan ve okyanusu geçerek İstanbul’a ulaşarak, Dünya rekoru kıran Amerikalı havacıları Yalova’da kabul etti. 49 saatlik uçuş rekoru Uluslararası kayıtlara geçerek Guinness rekorlar kitabında yer aldı. Rekor denemesinin tüm masraflarını Türkiye karşıladı. Böylece spor tarihimizin ilk sponsorluk örneği yaşanmış oldu. 

1931   “Gazi Orta Muallim Mektebi ve Terbiye Enstitüsü Beden Eğitimi Bölümü” açılmıştır. 22 erkek öğrenci ile eğitime başlayan bu şubenin spor kısmı şefliği için Berlin Üniversitesi spor öğretmenlerinden Kurt Dainas’ın görevlendirildiği görülmektedir5.

Milleti bir bütün olarak inkılâp hareketine dâhil eden Atatürk bu icraattan da anlaşılacağı üzere kadınları da sportif faaliyetlerin içinde görmek istemiş ve bu konudaki eğitim faaliyetlerini desteklemiştir. Bu dönemde kadınların spora teşvik edilmesi ve bu konuda halka rehberlik edilmesi yönünde basın da dâhil olmak üzere birçok unsur bir arada harekete geçirilmiştir8. Söz konusu şubede, beden eğitimi konusundaki yüksek tahsilini İsveç’te tamamlayan Zehra Alagöz ile Alman Lisesi’nden Margaret Korge adlı öğretmenlerin gözetiminde 1937’den itibaren bayan öğrenciler de eğitim görmeye başlamıştır9.

1932’de kurulan halkevlerinin bizzat Atatürk’ün tavsiye ve telkinleri ile şekillenen eğitim programları içinde spor ile ilgili bölümünde: “Spor ve bütün beden hareketleri gençlik terbiyesinin ve millî terbiyenin vazgeçilmeyecek olan aslî ve mühim bir rüknüdür. Bu sebeple Türk gençliğinde ve Türk halkında spora ve beden hareketlerine sevgi ve alâka uyandırılmalı, bunlar bir kitle hareketi, millî bir faaliyet hâline getirilmelidir” denilmektedir5.

Atatürk yarım asır önce “İstikbal göklerdedir” diyerek havacılığın önemini vurgulamış. Türk havacılık sporuna çok önemli bir katkı sağlayacak, Türk Kuşu’nu kurdurmuştur.

 

ATATÜRK VE TÜRK GENÇLİĞİ:

“Türk çocuklarına sporun bu günkü tekniğini öğretmek ve bunlardan bir kısmını bazı törenlerde ve bayramlarda dekor olarak koymak gerekir.” Diyen, Atatürk; spor faaliyetleriyle, “Türk istiklâlini ve Türk Cumhuriyeti’ni ilelebet muhafaza ve müdafaa etmek” sorumluluğunu verdiği Türk gençliği arasında da önemli bir bağ kurmuştur. Beşiktaş Kulübü Başkanı Ahmet Fetgeri’nin 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı olarak her yıl kutlama önerisini kabul ederek, dünyada şu an mevcut 227 devlet arasında 19 Mayıs Spor Bayramını resmi olarak kabul eden, hala tek ülke olmamızı sağlamıştır3.

1935 Ankara 19 Mayıs stadı hizmete girdi.

1935 Dönemin önemli spor organizasyonlarından 6. Balkan Oyunları, Türkiye’de yapıldı.

Atatürk’ün direktifleriyle hazırlanan ve bugün de Türk spor örgütünün temelini oluşturan 3530 sayılı “Beden Terbiyesi Kanunu” 29 Haziran 1938 günü kabul edilmiştir. Atatürk’ün hastalığı yüzünden, TBMM’nin 1 Kasım 1938’deki açılışında başbakan Celal Bayar tarafından okunan nutkunda spor için söylediği son sözleri şöyledir: “Türk gençliğinin spor bakımından da idealine ulaştırılması için yüksek kurultayın kabul ettiği “Beden Terbiyesi Kanunu’nun tatbikine geçirildiğini görmekle memnunum”10.

Atatürk Döneminde Kurulan Federasyon ve Kuruluşlar:

1922 Atletizm ve Futbol Federasyonları kuruldu.

Gençlik ve Spor Bakanlığına bağlı Spor Genel Müdürlüğü olarak faaliyet göstermektedir. Bu kuruluşun temeli, 14 Temmuz 1922'de 16 kulübün birleşerek, sporu disipline etmek amacıyla "Türkiye İdman Cemiyetleri İttifakı"nı (TİCİ) kurmalarıyla atıldı. Türk spor örgütünün temelini oluşturan 3530 sayılı “Beden Terbiyesi Kanunu “29 Haziran 1938 günü kabul edilmiştir.

1923 Binicilik, Bisiklet, Güreş ve Eskrim Federasyonu kuruldu

1924 Boks ve Hokey Federasyonu kuruldu

1925 Yüzme ve Yelken Federasyonları kuruldu.

1935 Ankara 19 Mayıs stadı hizmete girdi.

 

ATATÜRK’ÜN SPOR KULÜPLERİ İLE TEMASLARI

 

Türk sporunun köklü kulüplerinden biri olan Fenerbahçe Spor Kulübü Atatürk’ün ilk olarak temas kurduğu kulüpler arasında yer almaktadır. 

Anafartalar Kahramanı Albay Mustafa Kemal, Birinci Dünya Savaşı’nın son dönemlerinde Yıldırım Orduları Kumandanlığı’na atanmadan önce bir süre İstanbul’da bulunmuş ve bu sırada Fenerbahçe Spor Kulübü’nü ziyaret etmiştir. 3 Mayıs 1918’de amacı Kurtuluş Savaşı sırasında, Anadolu’ ya sevk edilecek silahların, kulübün arkasındaki Kurbağalı dere vasıtasıyla, kaçırılışını planlamaktır. Kulübün hatıra defterine şu satırları yazmıştır:

“Fenerbahçe Kulübü’nün her tarafta mazhar-ı takdîr olmuş bulunan âsâr-ı mesâîsini işitmiş ve bu kulübü ziyaret ile erbab-ı himmetini tebrik etmeyi vazife edinmiştim.

Bu vazifenin îfâsı ancak bugün müyesser olabilmiştir. Takdîrât ve tebrîkâtımı buraya kayıt ile mübâhîyim. Ordu Kumandanı M.Kemal”

1930 yılı itibariyle dolmuş olan “Kadıköyü İttihat Spor Sahası”nın etrafındaki duvarların tamir ettirilmesi ve iki oyun oynanabilecek şekilde futbol, atletizm pisti, voleybol ve basketbol sahaları yapılması gibi şartlarla 10 seneliğine söz konusu kulübe kiralanması konusundaki kararname de Cumhurbaşkanı sıfatıyla Atatürk tarafından imzalanmıştır.

Ayrıca “menâfi’-i umûmiyyeye hâdim müessesât meyanına dâhil bulunan” söz konusu kulübe kiralanan sahanın bedelinin ödenmesi konusunda taksitlendirmeye gidilerek kulübe büyük bir kolaylık sağlanmıştır.

Bunun dışında, Atatürk’ün, Türk Futbolunun güzide kulüpleri Beşiktaş, Galatasaray, Altay, Karşıyaka, Güneşspor ve Trabzon İdmanocağı kulüplerini ziyaret ettiği, sporcuların antrenmanlarını izlediği bilinmektedir*. 

 

ATATÜRK VE SPORCULAR:

 

Bu dönemde dünyaya nam salmış Kurtdereli Mehmet Pehlivan’ın elde ettiği uluslararası başarıların sırrını: “Ben her güreşte arkamda Türk milletinin bulunduğunu ve millet şerefini düşünürüm” sözleriyle açıkladığını öğrenen Atatürk bundan ayrıca memnuniyet duymuş ve bu söylemi Türk sporcularına bir meslek ilkesi olarak tavsiye etmiştir. İlerleyen yaşlarında güreş hakemliği yapmakla birlikte maddî sıkıntı içinde bulunan Kurtdereli’ye Atatürk kendi maaşından 1.000 lira hediye etmiş, bu asil güreşçinin Türk sporuna katkılarını unutmamıştır5.

1936 Berlin Olimpiyatları’nda şampiyon Yaşar Erkan’a gönderdiği telgrafta: “…Memleket için çok büyük bir iş yaptın. Artık adın Türk spor tarihine geçti. Çok yaşa Yaşar” diyerek onu iki gümüş vazo ile ödüllendirmiştir12

Türkiye’de spor faaliyetleri Türk İnkılâbı ile başlayan yeniden yapılanma süreci içinde başta maddî kaynakların yetersizliği olmak üzere birçok sorunla karşı karşıya kalmış, buna rağmen esaslı ve hızlı bir şekilde gelişme gösterebilmiştir5

Türkiye’nin ilk kez temsil edildiği 1932’deki Fransa Nis Enternasyonal Konkurhipikleri’nde dünyanın seçkin binicileri ile yarışan Süvari Teğmen Saim (Polatkan) Bey’in 120 “Monte Carlo Mükâfâtı”nda ikinci, “Belçika Mükâfâtı”nda ise üçüncü olması münasebetiyle Atatürk bu genç Türk binicisine kendi tavlasında özel olarak yetiştirilen “Çankaya” isimli atı iki yıllık iaşe bedeliyle hediye etmiştir5.

Atatürk spor faaliyetlerini bir milletin gelişmişlik düzeyine, medenî kabiliyetine ve inşa ettiği medeniyetinin yüksekliğine işaret eden unsurlardan biri olarak görmüş12 uzun süren savaşlardan yenik çıkmış, çok ağır dış borç yüklenmiş olarak kurulan Türkiye Cumhuriyeti, o yokluklara rağmen bütçesinden spora çok önemli bir pay ayırmıştır. Cumhuriyetin ilanından iki buçuk ay sonra bakanlar kurulunun, Atatürk başkanlığında yapılan toplantısında idman cemiyetleri İttifakı’nın emrine 17 000 TL. verilmiştir. Bir altının 10 TL. olduğu dönemde yapılan 17.000.TL’lık bu yardım Türkiye Cumhuriyeti Devleti için büyük fedakarlıktır. Bu parayla sporcuların, Paris Olimpiyat Oyunlarına hazırlanmaları ve katılmaları sağlanmıştır. Atatürk kafileyi kabulde “sizlerden madalya istemiyorum, gidin çağdaş ülkelerin spor anlayışını Türkiye’ ye getirin ve ülkenizi en iyi şekilde temsil edin” demiştir.

“Türk sosyal bünyesinde spor hareketlerini düzenlemekle görevli olanlar, Türk çocuklarının spor hayatını yükseltmeyi düşünürken, sadece gösteriş için, herhangi bir yarışmada kazanmak emeliyle, bir spor çizemezler. Esas olan, bütün, her yaştaki Türkler için beden eğitimi sağlamaktır.” Diyen, Atatürk’ün ölümü üzerine dönemin en ünlü günlük spor gazetesi L’Auto (Fransa)’ da yayınlanan makale aynen şöyledir: “....Dünyada ilk defa beden eğitimini zorunlu kılan devlet adamıydı. Söylev ve kâğıt üzerinde kalmayan icraatlarıyla, stadyumlar ve spor tesisleri yaptırdı. Döneminde Türkiye’de spor gittikçe artan önem ve değer kazandı”4.

Atatürk döneminin toplam madalya sayısı

Altın   madalya..............54

Gümüş madalya............50

Bronz madalya..............37

Toplam..........................141

Atatürk dönemi Türkiye’sinde kazanılan madalyaların toplamına bakıldığı zaman; günümüzde alınan madalyalardan az sayıda görüntüsü yanılgısına düşeriz. O dönemin dünya ve Türkiye şartları; Uluslararası müsabakaların çeşidi, sayısı ve birbirleriyle olan zaman arası açısından, bugünkü şartlarla çelişen bir durumdaydı. Uluslararası özel yarışmalar, günümüzdeki kadar çeşitlilik göstermiyordu.

Atatürk dönemi Cumhuriyetinin içinde bulunduğu 1923-1938 dönemi, yalnız Türkiye açısından değil, dünya açısından da açısından da bugünün şartlarına göre kısır sayıda organizasyonlarla geçmiştir. Türkiye’nin güç ekonomik ve siyasal şartları altında kazandığı madalyalar, devrinin büyük olayı olarak değerlendirilmelidir.

Sonuç olarak, Atatürk; devrimlerinin tohumlarının atılması ve kökleşmesi döneminde, Türk sporu için de düşüncelerini ortaya koyan, onları uygulatan, söylemiş olduğu veciz sözleri ile kişiliğinin, Türk sporcularının kendi kişiliği ile aynı paralelde olmasını isteyen, yaşamı boyunca her fırsatta spor kafilelerini kabul eden, temsilcilerle görüşen, onlara moral motivasyon yönünden büyük manevi destek sağlayan dünyadaki ender liderlerden birisidir11. Kurtuluş savaşından Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasına dek geçen dönem, “Türk sporunda hamle yılları olurken, Atatürk’ün emir ve katkılarıyla kurulan federasyonların, tüm spor dallarında bilimsel ve bunun olumlu sonuçları kendini göstermiştir12.

“Atatürk, her alanda olduğu gibi sporda da bilim yolundan ayrılmamayı tavsiye ederken, sporun önemi üzerinde de durmuş ve ona yeni bir benlik kazandırmıştır”4. Bu bağlamda: “Muvaffak olmak için her türlü muavenetten ziyade bütün milletçe sporun niteliği, kıymeti anlaşılmak ve ona kalpten sevgi göstermek, onu vatanî vazife saymak lâzımdır.” diyerek Türk milletinin medeniyet yolunda mesafe kat edebilmesi için spora ilgi göstermesini ve bunu vatanî bir görev olarak algılamasını istemiştir.

Bu nedenle her zaman “Saygı, rahmet ve minnetle” anıyoruz. 

 

* Bu konuda Detaylı bilgiye ulaşmak için Erol Evcin’in “Atatürk’ün Spora Bakışı” çalışması incelene bilir.

 

Kaynaklar:

      1-     Alkış A.S. (2000). Mavi Gözlerin Kronometresi. Gökçe KARAKAŞ Vakfı Yayınları, s.5.

2-     Atabeyoğlu C. (1981). Atatürk ve Spor, Hisarbank Kültür Yayınları, İstanbul (1). s.7

3-     Atatürk M. K. (1997).  Nutuk, Atatürk Kültür Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Yayınları, Ankara.

4-     Atabeyoğlu C. (2001). Sporda Devlet mi? Devlette Spor mu? TMOK Yayınları,1. Baskı: Ağustos, s.12.

5-     Evcin E. (2014), Atatürk’ün Spora Bakışı, Tarih Araştırmaları Dergisi, 33 (54).303-378.

6-     Cantek Şenol F. Yarar, B. (2009). “Erken Cumhuriyet Dönemi Dergi ve Gazetelerinde Spor ve Kadın (1928-1960)”, İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi Güz, (29), s.217.

7-     Güven Ö. (1996). “Türkiye’de Cumhuriyet Döneminde Beden Eğitimi ve Spor Öğretmeni Yetiştiren Okulların Eğitimini Hazırlayıcı Çalışmalar”, Beden Eğitimi ve Spor Bilimleri Dergisi, (1), 2, Nisan, s.70-82.

8-     Arıpınar, E. (1996). “Olimpiyatlarda Türk Kadınları”, Olimpiyat Dünyası, İstanbul, (3), 34-35.

9-     Bilge N. (1989). Türkiye’de Beden Öğretmeninin Yetiştirilmesi, Kültür Bakanlığı Yayınları, Ankara, s.67.

10-  Akdenk M. (1986). Türkiye’de Hükûmet Programlarında ve Planlı Dönemde Beden ve Spor Eğitimi Uygulamaları (1920-1985), Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Yüksek Lisans Tezi, Ankara.

11-  Atabeyoğlu C. (1985).  “Tanzimat’tan Cumhuriyet’e”, Türkiye Ansiklopedisi, 6.cilt. İletişim Yayınları. s.1475

12-  Gürer T. (2008). Atatürk’ün Yaveri Cevat Abbas Gürer, Cepheden Meclis’e Büyük Önder ile 24 Yıl, Gürer Yayınları, İstanbul, s.346-347.

13- Süslü A. (1986). “Atatürk ve Gençlik”, Belgelerle Türk Tarihi Dergisi, S.12, Şubat (1), s.17-18.

 

 

 

© Tüm hakları saklıdırWeb: Efasis Yazılım