XS
SM
MD
LG
XL
{alanbaslik}
DUYGULARA YENİK DÜŞMEK
14.06.2019

DUYGULARA YENİK DÜŞMEK


Herhangi bir işi veya görevi yerine getirirken profesyonel düşünmek yerine duyguları ön planda tutarak hareket edildiği taktirde  yenilgilerin ve hüsranların da kaçınılmaz olduğuna son günlerde özellikle futbol ve basketbolda sık sık şahit olmaya devam ediyoruz.Yani," işi" ve "aşkı" birbirinden ayıramıyor ve duygu yoğunluğumuza bir türlü "dur" diyemiyoruz.

 

2020 Avrupa Futbol Şampiyonası elemelerinde Fransa ile Konya'da oynanan maç öncesindeki seremonide çalınan Fransa Ulusal Marşı'nı ıslıklarla protesto etmenin mantığını "bizlerin duygu yoğunluğu çok yüksektir.Olur böyle şeyler" diyerek  geçiştiremezsiniz.Dünyadaki ve ülkemizdeki tüm statlarda son yıllarda görmeye alıştığımız "Respect" kelimesinin Türkçe karşılığının rakibe saygı ve hürmet olduğunu biliriz bilmesine ama bu önemli konuyu da ne hikmetse duygu yoğunluğumuzu öne sürerek görmezlikten geliriz.Biz yapınca" iyi",rakip yapınca "kötü" olur.İşte size İzlanda-Türkiye maçı öncesi iki örnek.Önce Milli Takım kafilesi İzlanda Havalimanında yaklaşık 3 saat bekletilerek adeta didik-didik aranıyor.Bu yorgunluğun üzerine kafile hareket halindeyken,bir de kendini bilmez bir zirzopun tuvalet fırçasını Emre Beleözoğlu'na uzatması üzerine ulusça duygu yoğunluğumuz adeta patlama noktasına ulaşıyor.Hemen gerekli girişimleri başlatarak Oslo üzerinden İzlanda'ya nota veriyoruz.Tamam bu tepkiler çok güzel ve yerinde ama neden bu duygu selinin işimizin önüne geçmesine izin veriyoruz? Görsel,yazılı basın,sosyal medya,Futbol Federasyonu,Milli Takım Teknik Heyeti ve Milli oyuncularımızın asıl gündem maddesi İzlanda maçı yani asıl işimiz olması gerekirken,mücadelenin ilk düdüğüne kadar,"bunlar bize nasıl yapılır ?sorularını "havanda su döver" gibi sormaya devam ediyoruz.,Ardından ne mi oluyor? İzlanda-Türkiye Milli maçı başlıyor.Ancak sahada son Dünya Şampiyonu Fransa karşısında muhteşem bir oyuna ve galibiyete imza atan oyuncular topluluğunda  fazla bir eser göremiyorsunuz.Neden mi? Çünkü, kafalar hala bize yapılanlarda da ondan.Kısaca,DUYGU SELİMİZE YENİK  DÜŞMÜŞÜZ DE ONDAN.

 

Birkaç örnek de Basketboldan verelim.Avrupa'nın kulüpler düzeyindeki en önemli organizasyonu olan Euroleague'in Dörtlü-Finalinde iki Türk takımının Anadolu Efes ve Fenerbahçe Beko'nun var oluşları ile tarifi mümkün olmayan bir gurur  ve mutluluk tablosu yaşıyoruz.Maçlar öncesinde İki takımımızda duygu selini bir yana bırakmış,şampiyon olmaya hedeflenmiş durumdalar.Buraya kadar her şey yolunda gibi görünüyor.Ancak ne zamanki maçlar başlıyor,işin rengi de değişiyor.Duygu yoğunluğunun,takımını destekleme ruhunun da önüne geçtiği bir kısım Fenerbahçe taraftarı,Anadolu Efes-CSKA Moskova final maçı oynanırken,bir Türk takımı olan Anadolu Efes'i desteklemek yerine Efes'in koçu Ergin Ataman'a yönelik ağır ithamlarla maçın konsantrasyonunu alıp götürüyor ve sonuçta da gülen taraf Rus ekibi,duygularla yenik duruma düşürülün ise yine bir Türk takımı oluyor.Anlamsız bir kinle beslenen bir kısım taraftarlar arasındaki  duygu seli bu kez de kendi takımlarına zarar veriyor.Nasıl mı oluyor? Anadolu Efes ile Fenerbahçe Beko arasındaki Tahincioğlu Basketbol Süper Ligi Play-Off final serisinin 3.maçındaki yoğun hissi tezahüratlar(!) üzerine sahaya kulaklıkla çıkmak zorunda kalan koç Ergin Ataman'a bu maçta ve finalin ilk iki mücadelesindeki tepkiler karşılığında Fenerbahçe kulübüne verilen yaklaşık 250 bin TL'lik para cezası yetmiyormuş gibi bir de taraftarın kendi takımlarını desteklemek yerine rakip koça yönlenmeleriyle birlikte yine olan,duygularıyla hareket eden seyircilerin tuttukları takımlarına oluyor.Yani,kazanan taraf Anadolu Efes,kaybeden taraf ise Fenerbahçe Beko oluyor.Yani,"keskin sirke,küpüne zarar verir" misali.

 

Ne dersiniz beyler;DUYGULARIMIZA YENİK DÜŞMEK Mİ,YOKSA İŞİMİZE DUYGULARIMIZI KATMADAN KAZANMAK MI? Tercih sizin...

 

© TÜM HAKLARI SAKLIDIR.Web Efasis Yazılım