XS
SM
MD
LG
XL
{alanbaslik}
Türk Spor Ajansı
08.10.2020

FİLOZOF SERGEN!

         


            Takımdan sürekli birilerini gönderip, birilerini getiren/getirten Sergen Yalçın’ın kendine şu iki soruyu sorması gerekir: "Beşiktaş’la kaç maç kazandım değil, Beşiktaş’ta ne ürettim?"

         Cevapta bulacağı şey kendisini de çok şaşırtacaktır. Olması gerekenlerin dışında arşivde bazı oyuncuları kadro dışı bırakması, antrenman şov resimleri, aşk haberleri ve birkaç hazır cevap var! 

         Bu, daha önceki futbolculuk yıllarında ürettiğinden fazlası demek olmuyor. Teknik direktörlük yapmadığı zaman yaptığı jüri üyeliği ve futbol yorumculuğunun devamı oluyor. Yani futbol zekâsı, takım yönetiminde karşılık bulmuyor, futbol adına bir şey üretmiyor. 

    Beşiktaş yönetimi, tepki çekmemek için faydası olmayan avutucu transfer yapıyor. Bu durumda, Sergen Yalçın çaresiz bir şekilde yönetici-menajer arasındaki ilişki örüntüsünü resmediyor, riskli transferleri onaylamak zorunda kalıyor. Takımda asıl gönderilmesi gereken Ljajic, N'Koudou ve Vida gibi maliyeti yüksek futbolculara gücü yetmediğinden pazarlık yapıyor, gücünün yettiği Boyd, Douglas, Hasic, Lens, Mirin ve Umut Nayır gibi futbolculara, kendini bir otorite olarak kabul ettirmek için “ya ayar ya yol veriyor.” 

Sergen Yalçın’la, futbolcular arasında ilgi, ihtiyaç ve beklentiler uyuşmuyor.

         Sergen Yalçın, saha dışında yöneticilik yapılmayan futbolculara saha içinde (Türkiye’de teknik direktör olma gerçeğinde) antrenörlük yapmaya çalışıyor. Doğal olarak, teknik direktörlük yaşantısında hiç olmadığı kadar çözmeye çalıştığı sorunlar ve stresli duygular yaşıyor. Daha belirgin bir rolü olması gereken, Sergen Yalçın’ın derinliği ve kendisine özgün bir yanı olmayan futbol anlayışı futbola yenilik değil takıma yenilgi getiriyor. Bu yenilgi, yalnızca takımın yenilgisi değil, sadece parayı yönetmeye çalışan yönetiminde yanılgısıdır. 

         Beşiktaş’ta oynanan kötü futbol ve alınan başarısız sonuçlar, rakiplerine bilmedikleri yeteneklerini keşfettiriyor. Ayrıca yaratıcı futbolcu Sergen, geleneksel yaklaşımla öğrendiklerini şaşırtıcı bir şekilde teknik direktör Sergen Yalçın olarak ortaya koyuyor. 

         Sergen Yalçın maç sonu demeçlerinde oyunu değil, oyuncuyu sorguluyor. 

Maç analizinde oyunu savunmak ile oyuncuları eleştirmek arasında çok ince bir çizgi vardır. Sergen Yalçın’ın maç sonu demeçlerinde futbolcularına gücünü göstermek için “aba altından sopa göstermesi”, bir anlamda yönetim ve taraftara güven verici bir mesaj olabilir, ama her zaman etkili bir yöntem değildir. İnceden hedef gösterdiği futbolcularla lige devam edeceğini, bu durumda futbolcularla arasında inandırıcılık ve güven sorunu yaşayacağını unutuyor.  Unuttuğu bir şey daha var ki ‘Güç egemen olma ihtiyacından doğar.’ Gücün nasıl elde edildiği ve kullanıldığını anlaması gereken bilinçli bir dikkat etkisi antrenörlük tarzını geliştirmede önemli bir adım olacaktır.

Beşiktaş yönetimi, Sergen Yalçın’ı filozof yapacak gibi, Sergen Yalçın, saha içi sorunları çözebileceğine dair özgüvenli mesajlar veriyor. Ancak özgüvenin pratikte karşılık bulmasının ‘içinin doldurulması gerektiğine’ bağlı olduğunu unutuyor. Beşiktaş taraftarlarının beklentileri ve kendi hedeflerini gerçekleştirmek için çaresizlik ve umut arasında gidip geliyor. Hataları konuşup, doğruları yapmayan/yaptıramayan bir antrenör görüntüsünden kurtulması gerekiyor. 

{alanbaslik}
© Tüm hakları saklıdırWeb: Efasis Yazılım