XS
SM
MD
LG
XL
{alanbaslik}
Türk Spor Ajansı
05.10.2019

MAÇIN SON SANİYESİ







Avrupa'da futbol tarihimizin en kötü sezonunu yaşıyoruz. Takımlarımız futbol severlere büyük hayal kırıklığı yaşattı! 8 maçta sıfır çektik. Beşiktaş, son dakikada yediği golle İngiliz ekibi Wolverhampton’a 1-0 mağlup oldu. Beşiktaşlı futbolcular oyuna stresli başladı, izleyenleri strese soktu ve maçı stresli bitirdiler.

Başakşehir karşısında Borussia Monchengladbach uzatmalarda bulduğu golle sahadan 1-1’lik beraberlikle ayrıldı. 

Trabzonspor 80. Dakikada yediği golle, Basel ile 2-2 berabere kaldı. Oyun anlayışı tıpkı Karadeniz gibi bir durgun bir dalgalı, bir hırçın. Bir diğer önemli konu genç futbolcuların takımda alacağı sürenin "Yer ve zaman koşullarıdır." Yani planlamadır. Genç futbolcu hangi saha da hangi maçta, kaç dakika oynayacağıdır. Bazen daha iyi sıçramak için geri adım atmak gerekir.

Bu maçlarda öne çıkan yanlış planlama, kadro derinliğinin olmaması, kontağa bağlı olmayan sakatlıkların fazlalığı, yorgunluğun doğal bir sonucu olarak oynanan kötü futbolun yanı sıra dikkat çeken bir başka şey vardı ki son dakikalarda skoru koruma becerisini göstermememizdi. 

Maçın gidişatının anlık olarak değişebilme özelliğini düşündüğümüzde, skoru koruyamadığımız maç zaman yönetimi yetersizliği, sakin kalamamak duygu kontrol eksikliği anlamına geliyor.

Son dakikalarda maç veya puan kaybetmek şans meselesi değildir. Takımlarımızda çok tecrübeli oyuncular olmasına rağmen zamanı ustalık ve sabırla tüketme becerisi gösteremediler. 

Teknik direktörlerimizin hesap etmediği bir şey daha vardı. Futbolcularımız (bu aynı zamanda Türk futbolunun sorunu) sırtı kaleye dönükken oynamayı bilmiyor. Rakibe mahkûm oluyor.

Teknik direktörlerimizi skoru korumak için doğru zamanda, doğru oyuncularla doğru hamleler yap(a)madılar.

Futbolcularımız zaman geçirmeyi ya son dakikada oyuncu değiştirmek ya kalecinin topla oyalanması ya da topu rakip korner köşesine taşıma olarak anlıyor. Oysa ki oyunun kalitesini düşünmeden zamanı tüketme başlı başına bir taktik varyasyondur. 

Zamanı tüketme becerisi neyin, nasıl yapılacağını göstermeye denir. Aynı zamanda strateji bilgi ve becerisi gerektirir.  Bu bağlamda, teknik direktörlerimize modern futbolda artık taç atışının bile antrenörünün olduğu hatırlatmak gerekiyor. 

Maçın son dakikalarda değil hakemin bitiş düdüğü ile bittiğini unutmamaları, skoru korumayı düşünmeleri için Fransız bilim insanı Lavoiser hatırlatmakta fayda var.

Fransız Kimyacı Lavoisier 51 yaşında iken, mahkeme giyotinle ölüme mahkûm eder. Boynunun vurulmasını beklerken kitap okumaktadır. Cellat, onu giyotine götürmek için yanına geldiğinde Lavoisier, nerede kaldığını unutmamak için kitabın arasına bir "kitap ayracı" koymuştur.

Lavoisier, giyotine giderken Matematikçi arkadaşı

Langrange'i yanına çağırır:

"Kafam sepete düştüğünde gözlerime bak. Eğer iki kere göz kırparsam, insanın kafası kesildikten sonra bir süre daha beyin düşünmeye devam etmekte demektir." der.

Kafası giyotinle kesilir, sepete düşer ve gülerek iki kere göz kırpar.

Matematikçi Langrange diyor ki;

            "Lavoisier'in son saniyedeki ispat arayışı, bilimselliğin yüzyıllar sürecek meşalesidir.

İnsanları duyduklarına inanmayı değil düşünmeye davet ediyorum...

 

© Tüm hakları saklıdırWeb: Efasis Yazılım