XS
SM
MD
LG
XL
{alanbaslik}
Türk Spor Ajansı
29.08.2020

MİLLİ TAKIM


 

Avrupa Uluslar Ligi’nde oynayacağımız Macaristan ve Sırbistan karşılaşmaları için açıklanan milli kadro yine tartışmaları beraberinde getirdi. 

Teknik Direktörümüz Şenol Güneş’in kamuoyuyla paylaştığı fikirlerin temel çok önemli kısmına katılmamakla beraber, listesine öncelikle saygı duyacağız elbette. Ama bu soru ve merakları yok etmeyecektir. Bizim için Milli Takım sahaya çıkan 11’dir esas itibariye. Ve 90 dakika süresince görev almak için bekleyen diğer oyunculardır. Abdülkadir’ler neden yok, Caner ya da Ferdi neden seçilmedi gibi sorular şüphesiz konuşulacaktır. Hocamızdan bu konulara bir açıklama getirmesi beklenir. Aksi durum ona yapılan genel eleştirileri kemikleştirir ve güveni de zedeler. “Ben işime bakarım, Avrupa Futbol Şampiyonası’na gitmeye hak kazanmadık mı? Benim tercihlerim ve oyun planlarımla olmadı mı? Şimdi de bana saygı göstermeli ve izlemelisiniz” derse diyecek karşılık kısıtlı olur. “Haklı adam” görüşü baskın çıkar.

Peki hiç mi sözümüz yok?

Elbette var. Ferdi Kadıoğlu’nu neden davet etmediği soru işareti mesela. Ligin son bölümünde süre aldıkça ortaya koyduğu performans çok dikkat eden oyunu Hollanda Milli Takımı ile bizim aramızda tercih süreci yaşıyor. Almamak kadro havuzu için kayıp olmaz mı? Ben olsam Hollanda’yı seçerim artık! Eğer bilinmedik başka bir gerekçe yoksa! Bir de seçilen ekibin önemli bir kısmının yurt dışında oynayan oyuncular olduğundan dem vurulup lafı yabancı sayısının kısıtlanmasına getirenler de var.

Bu satırların yazarı yabancı oyunu kısıtlamasını isteyenlerin önemli bir kısmının Türk futbolunu değil birilerinin çıkarını korumaya çalıştığını düşünüyor. Alenen nemalanma! Menajer, yönetici, televizyona çıkan adları yorumcu olarak geçen futbol simsarlarının istekleri şeklinde algılıyor. Üstelik artık nasıl becermişlerse yüksek makamları da kendilerinden yana çekmek için atmadıkları takla, dalavere yok! Bu kadar net ifade ediyorum. Bu satırların yazarı iki Spor Bakanı’na danışmanlık da yaptığı için devlet işleyişini iyi bilir. Yani ortaya atılan gerekçeler ve iddiaların ardında olanları anlamak, bilmek zor değil! Şenol Hocamızı böyle bir kategoriye asla koymayız ama hala savunduğuna göre kısıtlamanın hayatın akışıyla ters olduğuna inancımızı söylemekle yetiniyoruz. Ama kışkırtanların hiç boş durmadığını da unutmayarak. İşlerine nasıl geliyorsa doğru o oluyor!

Yurt dışında oynayanların oluşturduğu bir kadrodan mutlu olmak gerekmez mi? Eskiden başkalarını överdik; “11’i de Avrupa’da oynuyor adamların, ne yapabiliriz ki” demez miydik? Milli Takım en formda oyuncuların toplandığı gruptur. Omurga olarak her zaman ortalamanın üzerinde olanlar elbette ayrı ancak formda olanın kadroya alınmasından daha doğal ne olabilir? Merih, adam Juventus’ta oynuyor, “a olmaz, bizim burada çocuklarımız var” mı diyeceksiniz? Çağdaş’la şahane ikili oluyorlar, “Hayır buradakiler dururken ne gerek var mı” diyeceksiniz? Forma verilmez alınır diye öğretseniz şu çocuklara ne olur, diyeceğim ama boş laf olarak kalacak, arsızlar, hırsızlar nasıl doyacaklar?

Art arda oynayacağımız iki karşılaşmanın sezon öncesi ve salgın ortamına denk gelmesi şansızlık belki ama bütün liglerin kısa bir süre önce tamamlanması yine de büyük kopukluklara neden olmamıştır muhtemelen!

Ha bu arada dünyanın hemen bütün bölgelerinde ve ülkemizde hastaneler vaka sayısına yetişemiyormuş, salgın kontrolden artık çıkmış diyorlar. Boşverin siz, lay lay lom! 

 

{alanbaslik}
© Tüm hakları saklıdırWeb: Efasis Yazılım