XS
SM
MD
LG
XL
{alanbaslik}
Türk Spor Ajansı
11.02.2020

Ya bir yol bul, ya bir yol aç, ya da yoldan çekil…


Büyüklerimiz “Aşılmayacak hiç bir sorun ve engel yoktur” der… Bu konuda Nobel Edebiyat Ödüllü oyun yazarı Bernard Shaw’ın beğendiğim bir sözü var: “Eğer yürüdüğünüz yolda hiç bir engel yoksa o yol sizi hiç bir yere götürmez.”
Gerçekten doğru. 
Günümüzde büyük bir çoğunluğun beklediği hayat “armut piş ağzıma düş” misali… 
Küçük bir azınlıktaki hırs ve inanç, bugün yaşamdan keyif alanları özgür düşünceleriyle bazı spor branşlarından başarıyla endeksli örnek verme şansını yaratıyor. Ayakta tutuyor.
“Nedir bunlar?” diye soracak olursanız, “Türk Sporu”ndaki başarı tablosuna bakmanızı önereceğim. Takım veya bireysel sporlardan tutun da, yeni gelişmekte olan sporlar veya kök tutmuş, pek çok ülkede futbolun önüne geçmiş sporlar ülkemizde birilerinin iteklemesiyle veya gönül vermesiyle zirveye doğru gidiyor. Şampiyonlukları getiriyor.  Pek çok kulüp de özverili çalışan ve dik duran başkanlar sayesinde ayakta duruyor, yıkmak mümkün olmuyor. 
Engelleri aşacaksın ki, başaracaksın!
Dünyaca tanınan Çin Filozofu, inanç insanı Konfüçyüs, “Küçükler ot gibidir, büyükler ise rüzgâr. Rüzgâr ne yöne eserse, otlar o yöne eğilir” der. 
Mardin’de büyükler rüzgâr olunca,  küçükler kürsüye çıkma alışkanlığından vazgeçmedi…
Belki hatırlayacaksınız. Daha önce de öyküsünü yazmıştım. Mardinli iş insanı Mehmet Samsa, bir büyük olarak küçüklere örnek oldu ve kurduğu Mardin Samsa Bisiklet Kulübü’nün sporcuları kurulduğu günden bu yana şampiyonlukları bu tarihi kente getirmekle kalmadı, yediden yetmiş yediye herkese bisiklet sporunu aşıladı… Sadece sporu mu? Şimdi Mardin’de bisiklete binmeyeni ayıplıyorlar…
Şehirde bisikletin tanınmadığı dönemde, bisiklete bindiği gün dalga geçmesinler diye tanınmamak için yüzünü poşu ile gizleyen Mehmet Samsa, şimdilerde Konfüçyüs gibi “Ya bir yol bul, ya bir yol aç, ya da yoldan çekil” diyerek başı dik, alnı ak, bisikletiyle Mardin sokaklarında tur atarken, arkasına baktığında bir bisiklet ordusu görmenin keyfini yaşıyor…
İzmir’de, Ege’de, yaşadığımız Karşıyaka’da böyle insanlar yok mu? Onca spor kulübünün milyonları aşan sporcuları böyle başkanlara hasret. Bakın Altınordu AŞ Başkanı Seyit Mehmet Özkan bu tablonun en önünde yer almayı başardı. Siz de Mardinli Mehmet Samsa gibi “yüreğinizden memleket aşkı, spor sevgisi” varsa ve gençliğe hizmet etmek istiyorsanız, belki de buralarda yüzünüzü de gizlemeye gerek kalmadan bu işin uçundan tutarak, başaracaksınız. Yeter ki isteyin! 
Ne mutlu ki; o “Türk Sporu”nda “Örnek başkan” olarak tarihteki yerini alacak olan Mardinli Mehmet Samsa gibi siz de “olmazı" başarın... 
Bugün ne hikmetse Konfüçyüs sözleri aklıma geldi. Çinli filozoftan bir alıntı daha yapalım: “Onlara başkanlık ederken saygınlığı eksik etme ki ciddi olsunlar. Babacan ve şefkatli ol ki, sadık olsunlar. İyiyi teşvik et, acemiye öğret ki hevesli olsunlar.”
İşte Mehmet Samsa ve onun gibi başkanların düşüncesi, ilkesi, hedefi bu olduğunda başarı kendiliğinden gelecektir. Geliyor da…
Benim de başkanlıktaki ilkem bu…
Ne yazık ki, bugün tanınan fotoğraftaki başkanlar her şeyi biliyor. Yanına yaklaşamazsın. Telefonuna cevap vermez. Randevu mu? Hak getire… Ya yanındakiler: Kraldan fazla kralcı… 
Anlayan anladı… “Sadece sporda mı?” sorusunun net cevabı: “Kesinlikle hayır!”
Koltuğa oturanların genel yapısı bu… Öncesi ve sonrası. Kesinlikle %100 değişim…  
Dünyaca tanınan Çin Filozofu, inanç insanı Konfüçyüs ne der bilir misiniz? “Bir yerde küçük insanların büyük gölgeleri varsa, o yerde güneş batıyor demektir.”
Anlayana saz, anlamayana davul zurna az…
Bir kavgadır sürüp gidiyor… 
Oysaki bu iş diyalogla, karşılıklı sevgiyle, saygıyla olur. Don lastiği gibi herkes bir ucunda çekerse, uzadıkça uzar!..
İş sokakta atılacak imzalara kaldıysa biz yandık! Bugüne kadar kampanyalarda toplanan imzalı kâğıtları geri dönüşüme verseniz, 6 aylık gazete basılır…
“Karşıyaka sevdalıları”nın olmazsa olmazı KSK… Kurtuluş reçetesinde tek ilaç da “Karşıyaka Stadı” yazdığına göre de, bu hastanın canlanması için kesinlikle stat yalıya yapılmalı…
Ya hastayı kurtaracağız veya kaderine terk edeceğiz… 
Çok istersin de olmaz ya… Sonra hep bir ağızdan bağırırsın: “Ankara, Ankara… Duy sesimizi, bu gelen Karşıyaka gençliği…”
Sadece gençler mi? “Karşıyaka Aşkı”yla yanıp tutuşan, kendisi genç hissedenlerle, kanındaki kırmızının yanında yeşil renk olanlar… İzmir’de 35,5 destanını yazan, yüreği Gazi Mustafa Kemal Atatürk için çarpanlar… Onun yolunda emin adımlarla ilerleyenler…
Dönelim mi, stada?
Şimdi orada, özel araçlar ücretsiz park ediyor… Yarın havalar düzelecek, bahar gelecek papatyalar tek tek çıkmaya başlayacak. Biz de koparıp fal bakacağız:  “Yapacaklar mı, yapmayacaklar mı?..”  diye!..
Şu dünyanın haline bak!..
Karşı tarafta kulübü kurtaran, gönüllerde taht kuran mahalle arası “spor yaşam merkezi ve stat”, bu taraf da “Kahır çeken, stat stat diye neredeyse birbirine girecek, göğsünde ay yıldız taşıyan tarihi camia… 
Ah, gözü kör olsun, fakirliğin…  

{alanbaslik}
© Tüm hakları saklıdırWeb: Efasis Yazılım