Türk Spor Ajansı

UMUTLU BEKLEYİŞ?

A+
A-
17.11.2021
114
ABONE OL

A Milliler play-off turuna kaldı diye seviniyoruz. Elbette sevinmeliyiz. Zira daha kısa bir süre önce dükkanı kapatmış, gelecek planları yapmaya daha doğrusu yeni hayaller kurmaya başlamıştık.

Aslında sevincimizin altında yatan daha çok şu; kavga yok, teknik direktörün saçma sapan yerli/yabancı sözleri yok, futbolcular arasında gruplaşma hikayeleri dinlemiyoruz, fol, yumurta ortaya çıkmadan prim kulisleri konuşulmuyor, gazeteciye saldıran, hocasının yanında ana avrat küfreden futbolcu yok, ona yardakçılık yapan aynı kafada şüreka yok, olan bitene sessiz kalan teknik adam yok, kamuoyuna aktardığı sözlerine felsefe diye değer biçen, biçilen yok. Yok yok yok!

Ne var; güler yüz var, bizimle iletişim kurmaya çalışan,  futbolcularıyla iyi diyalog kurmak için çabalayan bir teknik direktörümüz var. Onun yarattığı sinerjiyle ortadan kaybolmak zorunda kalan resmi bir güruh var. Medya mı? Onlar her duruma, skora göre pozisyon aldıkları için üzerinde durmaya değmez!

Kısaca özlediğimiz huzur var! Skorun destek olduğu gerçeğini unutmadan ama! Kuntz şanslıymış da; nispeten dişimize göre rakiplerle test maçları oynadı ve yenince üzerine saldıracak malzeme bulunamadı! Şimdi güzellemeler yapılıyor ama eminim ki, yakın çevresi tarafından uyarılıyordur, “aman dalgaya düşme” diye! Nasıl bir cehennemin içinde olduğunu Cebelitarık maçından sonra “Yusuf Yazıcı” hesabı soran gazeteciyi görünce anlamıştır zaten. “Büyük abi” yorumcular ise Mart’a kadar dükkan kapattılar!

Şu bir gerçek ki, A Milli Takım Kuntz’la 4 maçta da çok şahane futbol oynamadı. 6 gollü Cebelitarık mücadelesi dahil. Görünen en radikal değişiklik, ki Karadağ’da yaşandı, 90 dakikayı son ana kadar bırakmayan bir takım olmuşuz. Artık utanma belası mıdır, yoksa gerçekten çehresi Burak ve Caner dışında değişmiş genç oyuncu grubunun kendine has direnci midir bilinmez, mücadele ettik. Bu arada dört oyunda da “kalite” aramak gibi kimsenin bir derdi de olmadı! Aslında bu da enteresan bir “hakkını teslim etme” görüntüsüydü belki de! Başka deyişle “kısa sürede ancak böyle olur” teslimiyetiydi ya da; kaybetme ihtimalini yüksek tutarak..

Şimdi Katar’a gidebilmek için iki maçımız var, ki şüphesiz zorlu bir süreç. Mart ayına kadar Kuntz Hocamız elbette daha fazla bilgi ve deneyimle daha farklı dokunuşlarla ilerleme sağlayabilir. Bazı bölgelere takviye kadar, mevcut seçilmişlerin de iyi bir form tutma gerçekliğine ihtiyacımız var. Takımlarında “süre almıyoruz”  diye yatma yerine, forma mücadelesine girip, alıp, bırakmayacak kararlılık gösterecek oyuncular, yürekler lazım. Bu olur mu? Neden olmasın haklarını teslim edeceğimiz futbolcularımız, gençlerimiz var tabii ki! Milli formayı giymeyi onur olarak hisseder ve o duyguyla yollarına devam etmek isterlerse başka bir sürece evriliriz elbette. Hele bir de Burak ve Caner de milli takımdan emekli olurlarsa kafalar rahat da eder!

Sürece soru işaretli baktıran konuya gelince..

Şu; futbolumuz yakın gelecek içinde yoğun bir sirkülasyona girecek. Naklen yayın ihalesi, Süper Lig A.Ş, buna bağlı yeni genel kurul, Spor Yasası gündemin önemli maddeleri olacak. Hakem işlerine özellikle bağlı, kulüp kavgalarını saymıyorum bile. Bu hengamenin sonucu olarak kişiler bazında hiç şüphe yok ki, değişikliker, yasadan kaynaklanacak yeni düzenleme ve uygulamalar gibi alışma sürecine ihtiyaç duyulacak işler olacak. Bizim futbolun içindeki insan faktörümüz kendisine zarar verecek hangi durum olursa olsun parçalayarak, yıkarak karşılık vermek ister.

Yani Kuntz’a kadar uzanacak bir dalgalanma olmaması da gerekir.

Ya da kimin umurunda?

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
29 Aralık 2021
10 Ekim 2021
6 Ekim 2021
1 Eylül 2021
14 Ağustos 2021
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.