dr.hasirci@t-online.deTMOK Üyesi ve Fair Play Komisyonu üyesi olan Prof. Dr. Seyhan Hasırcı, Koblenz Landau Üniversitesi Spor Bilimleri Enstitüsünde ders verdi. İstanbul Nişantaşı Üniversitesi Öğretim Üyesi, 2003 ten beri Almanya Olimpik Spor Birliği bünyesinde bulunan Türkiye masası danışmanı olarak görevini sürdürmekte. UEFA Taraftar experi olan Hasırcı, 2014 Yılından itibaren Spor Psikoloğu olarak çalışmalar yapmakta.Prof. Dr. Hasırcı’nın Spor Psikolojisi alanında birçok kitap ve makaleleri bulunmakta.
Ülkemiz futbolundaki son gelişmeler futbolumuzun geleceği açısından maalesef pek umut verici bir görüntü vermiyor ve bunun böyle olması bizleri üzdüğünü buradan belirtmek istiyorum, bu düşüncem özellikle hem çalıştırıcı durumunda olan antrenörlerimiz ve hem de futbolcularımız için geçerlidir. Neden mi? Geçen yılın süper lig şampiyonu olan Beşiktaş’ın teknik direktörü kardeşimiz bu yıl gerek UEFA Şampiyonlar liginde gerekse ülkemiz süper liğinde almış olduğu sonuçlar hiç te istenilen ve de beklentileri karşılar olmamıştır. İşte futbol böyle bir şey!
Kendisinin, birkaç maç sonrası yaptığı basın açıklamasında dinledim; Takımdaki ya sakat sporcuların çokluğundan ya da sporcuların performanslarını sahaya istenilen bir düzeyde yansıtamadıklarından sikayet ettiğini duydum. Bu arkadaşımız bu sorunları basına açık bir biçimde tüm kamuoyu ile paylaşma cesaretini gösterirken acaba kendi eksiklerini de bize açık bir şekilde ifade mi ediyordu? Bu örneğe verebileceğim onlarca takım ve teknik direktör gösterebilirim ama asıl sorunumuz bu değil!
Esas konumuza girmeden önce, siz değerli okurlarıma birkaç soruyu tartışalım istedim. Öyle sanıyorum ki! Bu sorulara kuşkusuz her okurumun kendine göre bir cevabı olacaktır ve ben daha şimdiden bu cevapları duyar gibiyim! Türk futbolunun geleceğini yakından ilgilendiren birkaç sorum şunlardır:
2021-22 Süper Lig sezonunda top koşturan Türk kökenli futbolcu sayımız sizce yeterli mi? (Her takımda bir iki Türk futbolcu dışında hemen hemen hepsi yabancı sporcu oynatmaktadır).
Daha henüz 2022’ye girmediğimiz halde bugüne kadar kaç tane teknik direktörün görevine son verildi? (Bazı kulüplerimiz üçer tanesinin işine son verdi!)
Ağzımızda sakız gibi çiğnediğimiz ‘’alt yapı’’ sorunu ile ilgili kaç takımımız bu sorununu çözdü?
Sizce Futbol kulüplerimizi yönetenler gerçekten bu işten anlayan kişiler mi?
Ve kuşkusuz Futbol Federasyonu’na değinmeyeceğim bile! Ancak hakemlerimizin sahalarda verdikleri kararlar gerçekle ne kadar yakından ilişkili?
Biz spor bilimi ile uğraşanlar; sporda, dolayısı ile futbolda fiziksel hazırlık kadar psikolojik hazırlığın her zaman büyük önem taşıdığını ve ihmal edilmemesi gerktiğini biliyoruz. Bu bağlamda bir antrenörün, kendisinden ya da sporcusundan kaynaklanabilecek her türlü psikolojik sorunu anında teşhis edebilme yeteneğine sahip olması beklenir. Antrenör daha önceden edindiği kurumsal spor psikolojisi bilgileri ile (şayet öyle bir bilgisi varsa) kendi kişisel deneyim ve gözlemlerine dayanarak bazı çözümler üretebilmeli ve daha da önemlisi kendisi yapamıyorsa bile bu durumlarda mutlaka bir uzmana danışarak dışarıdan destek alması gerektiğini bilmelidir.
Özellikle son yıllarda; bu alanda yapılan çalışmalar bizlere sporcuların performanslarını arttıracaklarını ve optimal düzeye çıkarabileceklerini kanıtlamıştır. Spor psikolojisinin sağladığı olanakları tanımak ve onları kullanabilmek kuşkusuz günümüzde bir antrenörün (özellikle ülkemizde) bilmesi ve bunlardan yararlanması gerekmektedir.
Günümüzde artık her spor dalının antrenörü, genel spor psikolojsi bilgilerini edinmek ve bunları kendi spor branşında kullanabilmeyi, kullanamıyorsa da uzman kişilerle mutlaka yakın bir çalışma içerisinde olmayı gerektirmektedir. Mesleği ile ilgili çeşitli bilimsel verileri antrenman programlarında kullanmak her anterörü, kendi alanı ile ilgili çeşitli araştırmaları yakından izlemek, bu yolla kazandığı yeni bilgileri, eksik bilgileri ve kişisel deneyimleri ile karşılaştırmak ve antrenman pogramlarını hazırlarken bunlardan yararlanmayı denemek zorundadır.
Her antrenör, çeşitli psikolojik gözlemler ve yorumlar yaparak bunların sonuçlarını değerlendirebilecek temel bir genel psikoloji kültüren sahip olmalıdır. Bu şekilde sporcularını ve onların davranışlarını izleyerek onların olası davranışlarını ve bu davranışların nedenleri ile sonuçları arasında ilişkileri açıklayabilmelidir ki, sporcularının bireysel ve takımın (grup) olarak performanslarını yükseltmede rol alabilsin. Yine bir antrenör genel psikoloji kültürü ile özel olarak spor psikolojisi bilgileri arasında yeterli bir bağ kurabilmelidir ve bu bilgiler ışığında kendisine özgü bir şekilde kullanabilmesiyle, meslek yaşamındaki en güç sorunlardan birini çözebilecektir.
Her antrenörün, özellikle önemli karşılaşmlardan önce takımın (grup olarak sporcuların) bireysel olarak psikolojik hazırlığını yapmalıdır. Bu hazırlığı yapabilecek kadar psikoloji bilgisine sahip olmayabilir ancak bu sorunu çözebilmek için, daha önce de belirttiğimiz gibi dışarıdan mutlaka destek almalıdır. Ancak her antrenör sahip olduğu kuramsal genel psikoloji ve spor psikoljisi bilgilerini kullanırken kendi kişisel mesleki deneyimlerini iknici plana almamalıdır. Özellikle psikoloji bilimi alanında genel kuramsal bilgilerle kişisel deneyimeler arasında çok önemli bir ilişki vardır. Psikoloji alanında kişisel deneyim ve birikimler en az kuramsal bilgiler kadar değerli ve önemlidir.
TMOK Üyesi ve Fair Play Komisyonu üyesi olan Prof. Dr. Seyhan Hasırcı, Koblenz Landau Üniversitesi Spor Bilimleri Enstitüsünde ders verdi. İstanbul Nişantaşı Üniversitesi Öğretim Üyesi, 2003 ten beri Almanya Olimpik Spor Birliği bünyesinde bulunan Türkiye masası danışmanı olarak görevini sürdürmekte. UEFA Taraftar experi olan Hasırcı, 2014 Yılından itibaren Spor Psikoloğu olarak çalışmalar yapmakta. Prof. Dr. Hasırcı’nın Spor Psikolojisi alanında birçok kitap ve makaleleri bulunmakta.