Türk Spor Ajansı

BİR İSTİFA ÖYKÜSÜ

A+
A-
19.09.2022
116
ABONE OL

Maç öncesi, kimse mağlubiyeti düşünmüyor,  herkesin elinde bayrak, üstünde forma galibiyeti bekliyorlar. Yalnızca galibiyeti konuşuyorlar, bir de golleri kimin atacağını…

Maç başlıyor.

Coşku büyük ama takım beklenen gücünden uzak.

Taraftarlar, takımlarını, böyle çaresiz ve umutsuz hiç seyretmemiş, futbolcularını,  böyle duygusuz ve ruhsuz hiç görmemişlerdi.

Maçta dakikalar ilerledikçe kalite düşüyor, gerginlik artıyordu.

Sert kayaya çarpmışlardı.

*

Takım, saha da mücadele etmekten uzak, futbolcular baskı, pas ve şut formülü ile oynayan güçlü ve organize rakipleri karşısında “sonbaharda yaprakların ağaçlardan döküldüğü gibi” tek tek dökülüyor.

Her şey çok açık, aşırı stres futbolcuların dikkatlerini dağıtmış, koordinasyon ve karar verme yeteneğini bozmuş görünüyor.

*

Rakip her türlü üstünlüğü sağlamış durumda…

Savunmada açık verme alışkanlığı devam ediyor.

Kaleci sürekli topu ağlardan çıkarıyor.

Orta saha oyuncuları birbirine bakıyorlar ama birbirini görmüyor.

Vücutlarında zihin ve kas koordinasyonu gerektiren beceriler baskın değil, iyi çalışmıyor. Üretkenlik yok.

Forvet oyuncuları ya “yasak yerde avlanan avcı gibi sürekli ofsaytta düşüyor” ya kaleyi görmeden ya da kaleciye bakmadan, topa öfke ile vuruyorlar.

Maçın sonlarına doğru takımı güçlendirme çabası olarak yapılan oyuncu değişiklikleri “battı balık yan gider” sözünün karşılık bulmuş hali gibi…

*

Taraftarlar skorun üzüntüsünü, teknik direktör sıkıntısını yaşıyor.

Geçip giden her saniye bir sezon gibi geliyor.

Taraftarlar “istifa” kültürüne vurgu yapıyor.

O kimseye güvenmiyor, kimse ona inanmıyor.

Maç bitiminde sıkıntı, yorgunluk ve tükenmişlik sigara dumanına karışıyor. Koşmadan terliyor…

*

Saha da biten maçın işlevi evde devam ediyor.

Uyku tutmaz gecenin karanlığında sağa ve sola dönerken kurumuş dudaklarından çıkan tek kelimedir “Off, of!”

*

Başarısızlık kendine kurban arıyor.

Suçu yükleyecek birileri olmalıdır.

En güçlü aday teknik direktör!

Biraz kararsız, içinden bir ses “tamam” bir başka ses “dayan” diyor.

Şair, Cahit Sıtkı Tarancı devreye giriyor: “Haydi Abbas vakit tamam”

*

Bir ayrılık ve bir yalnızlık daha gözüküyor.

Bütün planlar geçmişe dönük kaldı.

Bir umut feneri, bir ışık yok.

“Neden ve nasıl” önemi hiç yok.

*

Sabah, yıkanıp, tıraş olup, giyinip, kahvaltı edip yorgunluk kahvesini yöneticilerle içiyor.

Tekrar, tekrar teşekkür ederek emaneti geri veriyor.

*

İstifa takımlar için bir çıkış noktası olabilir. Bu umut için “teknik direktörlerin kaderi” istifa mekanizmasının işletilmesi gerekmektedir.

Dün, Fatih Terim, Aykut Kocaman, Hikmet Karaman… Bugün, Mustafa Dalcı ve Serkan Özbalta,

Yarın, kim?

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.