bahrivreskala@gmail.comİstanbul-İzmir Gençlik ve Spor e. İl Müdürü, TMOK Konsey Üyesi, İzmir KulüplerBirliği Kurucu ve Danışma Kurulu Üyesi, Türkiye Futbol Adamları Derneği İzmirŞube Başkanı, Genel Merkez Yönetim Kurulu Üyesi, Ege Tenis Eğitim VakfıKurucu Üye ve Başkanı, Atletizm, Futbol, Masa Tenisi, e. Hakemi, Atletizm, SualtıYüzme Federasyonları e. Üyesi.
Türkiye A Milli Futbol Takımımız , UEFA Uluslar Ligi’nde 22.Eylül.2022 Perşembe günü kendi sahamızda Lüksemburg, 25.Eylül.2022 Pazar günü de deplasmanda Faroe Adaları’yla karşı karşıya geldi. A Milli Futbol Takımımız Lüksemburg ile son dakikalarda atılan gol ile 3-3 berabere kalarak,Faroe Adaları’na da 2-1 mağlup olarak , Futbol tarihimize unutulmayacak acı sonuçları ekledi. Ay-Yıldızlar ‘ın beklenmedik bir şekilde aldığı kötü sonuçlar tepkilere neden oldu. A Milli Futbol Takımımızın hepimizi üzen başarısızlığı tüm spor camiamızı etkiledi. 60 yıllık spor hayatı içinde üst düzey yöneticiliği, Spor Vakıf Başkanlıkları, Profesyonel Futbol ve Basketbol Kulüpleri Başkanlığı, Spor Dernekleri Başkanlıkları görevlerinde bulunan ve halen devam eden, sporumuzun geleceği için uzun yıllar yabancı sporcu, futbolcu ve teknik direktörlere karşı mücadele eden ve etmekte olan biri olarak üzüntülüyüm. Son iki karşılaşmada aldığımız Lüksemburg beraberliği ve Faroe Adaları mağlubiyeti yabancı sporcu, futbolcu ve teknik direktörlere karşı verdiğim mücadelemde çok haklı olduğumu gösterdi. Öyle ki ; 2020 nüfus sayımına göre , Lüksemburg’un nüfusu 632.275, Faroe Adaları nüfusu 48.865 olan iki küçük ülkeye , çoğu genç olan 85 milyon nüfusa sahip ve Uluslararası Futbol Federasyonu Birliği (FİFA ) sıralamasına göre 43. sırada olan Ülkemiz son iki karşılamada , (Lüksemburg 94.sırada , Faroe Adaları 124. sırada ) maalesef çok kötü sonuçlar aldılar. Bana göre büyük bir hezimet ve affedilmeyecek çok önemli bir durumdur. A Milli Futbol Takımımızın tarihçesine baktığımızda, hiçbir zaman bu kadar kötü bir duruma düşmemiştik.
A Milli Futbol Takımımız, tarihinde üç defa 1950, 1954 ve 2002 yıllarında Dünya Kupasına katılma hakkını kazandı. Ancak sadece iki Dünya Kupasına katılabildi . Maddi imkansızlıklar nedeniyle 1950 yılında Brezilya’da düzenlenen Dünya Kupasına katılmadı. 1954 yılında ilk defa İsviçre’de 16 Haziran – 4 Temmuz 1954 tarihlerinde düzenlenen beşinci Dünya Kupasına katıldı. Gruptaki ilk karşılaşmada Batı Almanya’ya 4-1 yenildi. İkinci karşılaşmada Güney Kore’yi 7-0 yenen A Milli Takımımız, play – off turunda Batı Almanya’ya 7-2 yenilerek elendi.
46 yıl aradan sonra, Güney Kore ve Japonya’nın birlikte düzenledikleri 2002 Dünya Kupasına ikinci defa katılan ve C Grubu’nda mücadele eden A Milli Futbol Takımımız büyük bir başarı elde ederek Brezilya’nın ardından ikinci oldu. Son 16. tur’ da Japonya’yı da saf dışı bırakarak yoluna devam eden A Milli Futbol Takımımız, çeyrek finalde Senegal’i de eleyerek yarı finale yükseldi. Yarı finalde Brezilya’ ya 1-0 mağlup oldu. Üçüncülük karşılaşmasında Güney Kore’yi 3-2 mağlup ederek Dünya üçüncüsü oldu . Futbol tarihimizde ilk defa bronz madalya kazandık. Ancak Ay Yıldızlarımız maalesef 2002 den günümüze kadar Dünya Kupasına katılamadı. Kazandığımız Dünya Üçüncülüğümüz yerli Teknik Direktörümüz Şenol Güneş ve başarılı gençlerimiz sayesinde oldu. Hatırlanacağı üzere o yıllarda kulüplerimizde beş futbolcu sahada, bir futbolcu tribünde olmak üzere toplam altı yabancı futbolcu bulunabiliyordu. Yani bu günkü gibi sahada 8 kulüpte 14 yabancı futbolcu bulundurulmuyordu. 1951 yılında Adalet takımında oynayarak kapıyı açan Garo’nun ardından binlerce yabancı futbolcu geldi geçti ülkemizden. Yabancı sayısı için alınan kararlar , kurallar devamlı değiştirildi. 1966’dan 1999 yılına kadar geçen 33 yılda sadece 4 kez değişen kural, 1999 dan itibaren ise neredeyse her sezon farklı sayılarla değiştirildi. Son olarak Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı Sayın Nihat Özdemir tarafından Haziran 2021 de ” yabancı futbolcu sayısı ” ile ilgili alınan bir karara göre ; Süper Lig kulüpleri 2021-2022 sezonunda en fazla 14, 2022-2023 sezonunda en fazla 12, 2023-2024 sezonunda en fazla 10 yabancı uyruklu futbolcuyu tescil ettirerek A Takım listesi ile müsabaka isim listesinde bulundurabilecektir. Ancak bu futbolculardan 2021-2022 sezonunda en fazla 8 futbolcu, 2022-2023 sezonunda en fazla 7 futbolcu, 2023-2024 sezonunda en fazla 6 futbolcu aynı anda sahada yer alabilecektir. Devamında da sayının daha da azaltılmasının mümkün olabileceği düşünülüyordu. Görüleceği üzere 1951 yılından itibaren ciddi bir düzenleme yapılmamış, plansız , programsız projelerle uğraşılmıştır.
Önceleri Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı doğrudan Spor Bakanı tarafından atanıyordu. 1992 yılında zamanın Başbakanı Turgut Özal ile Türkiye Futbol Federasyonu özerkliğe kavuştu. Özerklik sayesinde futboldaki gelişim ve değişim, futbolun sadece bir spor dalı olmadığını da ortaya çıkardı. Futbolun yarattığı parasal değerlerin giderek büyümesi ve futbola olan ilginin yaygınlaşması, lokal federasyonlar nezdinde bu spor dalının bağımsız bir yapı içerisinde yönetilmesini zorunlu kılmıştır. 17.6.1992 tarihinde 3813 sayılı Kanunla Türkiye Futbol Federasyonu özerk hale getirildi.. Kanunun 1. maddesiyle, futbol faaliyetlerini millî ve milletlerarası kurallara göre yürütmek, teşkilatlandırmak ve Türkiye’yi futbol konusunda yurt içinde ve yurt dışında temsil etmek üzere özel hukuk hükümlerine tabi, tüzel kişiliğe sahip, özerk Türkiye Futbol Federasyonu kuruldu ve 1992 yılında seçimle işbaşına gelen ilk TFF Başkanı da Sayın Şenes Erzik oldu. Faaliyete geçtiği günden beri özerk Futbol Federasyonu, faaliyetlerini büyük bir başarıyla sürdürmeye çalışmaktadır. Ancak ne yazık beklenen , arzu edilen, istenilen, olması gereken başarı sağlanamamıştır. Gelen her Federasyon Başkanı özellikle Kulüpler Birliğine tavizler vermiş, bu nedenle sonuç alınamamıştır. Bu durum devam ettiği süre içinde de alınamayacaktır. Bana göre seçimle iş başına gelen özerk Türkiye Futbol Federasyon Başkanı ve Yönetimi taviz vermemelidir. Verilen her taviz, yeni bir tavizin habercisidir. İşte bu nedenle dir ki ; büyük bir genç nüfusa sahip olmamıza rağmen geldiğimiz nokta ortada. Her geçen gün daha iyiye gideceğimize maalesef başarılı olamıyoruz. Başarı için başta Türkiye Futbol Federasyonu olmak üzere tüm spor paydaşları, geleceğe dönük ortak akılla projeler üretmeli ve sabırlı olmalıdırlar. Ama Kulüp Başkanları uzun vadeli projeleri değil, kısa vadeli , hatta günü kurtarma düşünceleri ile hemen başarı beklemekte, bunun için de, yabancı futbolculara yönelmekte ve devamlı sayıların arttırılmasını istemektedirler. Bana göre Futbolundaki sorun liglerimizde bulunan yabancı futbolcu sayısının fazlalığından kaynaklanmaktadır. Süper lig’ de ve diğer liglerde oynayan takımlardaki Türk futbolcuların sayısının azlığındandır. Benim önerdiğim proje; bir kulüpte en çok üç veya dört yabancı olabilir , ama sahada kadroda en çok iki yabancının yanında ,alt yapıdan gelen iki genç oyuncunun maç kadrosunda yer almasıdır. Ayrıca önceki yıllarda olduğu gibi , A takımların karşılaşmasından önce, aynı sahada, seyircilerin önünde genç takımların resmi karşılaşmaları yapılmalıdır. Bu şekilde kendi gençlerimize şans verilmiş olacaktır ki ; zaman içinde başarı kendiliğinden gelecektir. Bu projenin uygulanması sağlanmadıkça başarısızlık devam edecektir.
Futbolumuzdaki sorun TÜRKİYE Futbol Federasyonunun uzun yıllar artarak aldığı ve uyguladığı yanlış kararlarından kaynaklanmaktadır.
Ayrıca çok şaşırıyorum, günümüzde bütün takımlarda çok fazla sayıda yabancı futbolcu var. O kadar ki ; geçen sezonlarda Süper Lig’de bazı takımlarımız sahaya 11 yabancı ile çıktılar. Doğal olarak kendi kendime soruyordum. Bu Süper Lig bizim Süper Lig mi, yoksa yabancı bir ülkenin Ligi mi ? Gençlerimize güvenmeliyiz, onlara imkan ve fırsat vermeliyiz. Yabancıların çok fazla olduğu yerde gençlerimiz kendilerinin gösterme fırsatını bulamazlar. Yabancı futbolcular tamamen para için, gençlerimiz ise önce forma, sonra maddiyat için mücadele ederler. Unutulmamalıdır ki , Önderimiz, Gazi Mustafa Kemal Atatürk Cennet Vatanımızı güvendiği gençlerimize emanet etmiştir.
Yeni seçilen Türkiye Federasyonu Başkanı Sayın Mehmet Büyükekşi, futbolumuzun geleceği adına umut verici güzel radikal kararlar aldı. Ancak 2021-2022 sezonunda yabancı futbolcular ile ilgili alınan ve uygulamaya geçilen, sahada 8 yabancı 3 yerli futbolcu kararını , 2022-2023 sezonunda olması gibi uygulamadı. Geçen sezonun sayısını devam ettirdi. Bu durum Kulüpler Birliğine taviz vermek demektir. Bana göreyabancı futbolcu ve teknik direktör fazlalığının ekonomik açıdan da mahsurları vardır. Şöyle ki ; yapılan sözleşmelerdeki eksiklikler nedeniyle bu kişilere fazladan tazminat ödemeleri yapılmaktadır. Bu da hem kulüplerin bütçesi ne zarar vermekte, hem de boş yere Ülkemizin döviz kaybına sebep olmaktadır.
Önemli bir konu da Fair Play anlayışıdır. TMOK – Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi Üyesi ve Fair Play Komisyonu Başkanı , Türk Spor Ajansı Genel Yayın Yönetmeni Duayen Basın Mensubu Sayın Erdoğan Arıpınar ‘ın, uzun yıllardan beri Ülkemizde yürüttüğü Fair Play çalışmaları meyvelerini vermekte, sporda centilmenliğin önemini vurgulamakta ve tüm spor kamuoyuna örnek olmaktadır. Ve nihayet yıllar sonra , yeni TFF Başkanı Sayın Mehmet Büyükekşi futbolumuzda da “ Fair Play “ Komisyonu kurmuştur. Ama ne yazık konuşmaları, davranışları ile sporculara ve tüm kamuoyuna örnek olması gereken Türkiye Futbol Federasyonu ve Kulüp Yöneticilerinden bazıları buna uymamaktadır. 25.Eylül.2022 Pazar günü deplasmanda oynadığımız ve 2-1 mağlup olduğumuz Faroe Adaları karşılaşması sonrasında basına açıklama yapan Türkiye Futbol Federasyonu Yönetim Kurulu Üyesi Hamit Altıntop, agresif davranışlar sergilemiş , elini masaya vurarak Fair Play’ e aykırı kötü örnekler sergilemiştir. Bu zihniyet devam ettiği süre başarı beklemek hayaldir.
Yazık futbolumuza, yazık hayalleri yıkılan gençlerimize ve sporcularımıza.