Türk Spor Ajansı

KIRILMA ANI

TSA Yayın Danışmanı
Mail: r.yilmaz50@gmail.com
1961 Bartın doğumlu. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde okudu. Gazetecilik Mesleğine 1983 yılında Günaydın Gazetesi’nde başladı. TSA, Dünya Gazetesi, Akşam Gazetesi, Aydınlık Gazetesi, 24 TV ve TRT Spor’da çalıştı. TGC, TSYD ve TMOK Üyesi, Avrupa Fair Play Birliği (EFPM) Denetleme Kurulu Üyesi, TMOK Fair Play Komisyonu Başkan Yardımcısı Türk Spor Ajansı ve Hotel Gazetesi Yayın Danışmanı Değer Otizm Derneği gönüllüsü.
A+
A-
15.01.2023
259
ABONE OL

Eskiden, yani benim gençliğimde Pazar günlerinin rutin alışkanlıkları arasında geç kahvaltı, kovboy filmi ve Cenk Koray’ın Telekutu’su, çizgi film Bay Meraklı gibi programlar vardı. Zaman zaman sosyal medyada bu anılardan esintiler görüyorum.

Uzun zamandır da TV’lerde eski tadı bulamadığım için maçlar dışında salondaki televizyonumuz kapalıdır. Zaman zaman mutfaktaki TV’de rastladığım dizi, reklam, film ve reality showlar dışında TV’ye uzak kaldığımı söyleyebilirim.

Bu Pazar mutfakta kahvaltı ederken NTV’de ‘Kırılma Anı’ programının tanıtımına rastladım. Emek Ege’nin hazırlayıp sunduğu programın konuğu Harun Erdenay’dı..

Yaşımız gereği midir, nedendir bilinmez, ben bizi geçmişe götüren programları çok seviyorum.. Hemen salona geçip TV’yi açtım ve izledim. Anlatılan olayların çoğuna tanık olduğum, ancak birçok ayrıntısını bilmediğim o kadar çok olay vardı ki anlatılan.

Emek Ege, sorularıyla bir nevi biyografi belgeseline dönüştürdüğü programda, izleyicilerin nabzını sürekli ekranda tutmayı başarmış. Bir an bile aklınızın başka bir yöne kaymasına, anılarınızın arasında dalıp gitmenize izin vermiyor, hemen bir başka soruyla sizi anlatılan bölüme geri çekiyordu.

Harun Erdenay ise basketbolculuğu dönemindeki o çocuksu, hesapsız anlatımıyla o günkü olayları, duygularını cesaretle anlatıyor, oynadığı dönemlerdeki kıvraklığı ile, “ah”larına, “keşke”lerine, “iyi ki”lerine sizi ortak ediyor, bütün bunlar NTV’nin kalitesiyle sunulunca da, program sizi bu anlamda da o günlere götürüyordu.

Harun Erdenay’ın programında, o günlerde üstünde durmadığımız bazı konular dikkatimi çekti. Mesela bizim basketbolsever olarak hayran olduğumuz Harun Erdenay’a, kendi döneminin basketbol oyuncuları ve hatta koçları da bizimle aynı duygularla bakıyormuş. Örneğin, takım arkadaşı Serdar Apaydın oğlunun adını ona olan hayranlığından dolayı Harun koymuş.

Çetin Yılmaz, bizzat kendi sesiyle, “Harun o kadar iyi bir insandı ki, hem Orhun Ene’yi hem de kendisini çok severdim ve oğlumun bu ikisinin karışımı bir kişilikte olmasını isterdim” dedi ve “öyle de oldu” diye ekledi.

Sporun amatör ruhla yapıldığı o dönemlerde Harun’un verdiği bir kararı bugünkü gençler nasıl karşılar bilemiyorum. Paşabahçe’de oynayan Harun’u babası Kemal Erdenay, “Gel şu takımı birlikte içinde bulunduğu durumdan kurtaralım” diyerek İTÜ’ye geri çağırmış, o da yavaş yavaş transfer rakamlarının yükselmeye başladığı o dönemde birçok takımın teklifini geri çevirerek, basketbola başladığı takıma dönmüş. Kümede kalma mücadelesi veren takım onun dönüşü ile play off oynamış.

Sorular o kadar çarpıcı ve yerindeydi ki, Emek sanki önceden hazırlamamış ve yanıta göre doğaçlama soruyor gibi sıralıyor, her soru bir önceki yanıtın da devamını getiriyordu.

Pişmanlıklarını sorduğunda NBA’ye gitmeyişini söyledi Harun! Neden gitmedin sorusuna yanıtı ise bugünkü genç basketbolculara örnek olacak özellikteydi: “O zaman Türkiye’de yıldızdım. Burada el üstünde tutuluyordum. Avrupa Basketbolunun 1 numarası Drazen Petroviç, orada bençte oturuyordu” şeklinde oldu. Ama asıl yanıtı ise en sonunda verdi Harun: “Cesaret edemedim!”

Bu yanıt, dinleyen genç sporculara açık bir tavsiyeydi aslında. “İçimde kalan bir ukteydi, keşke gitseydim” diyerek, bugünün gençlerine “böyle bir fırsat gelirse önünüze, şansınızı deneyin” diyordu, bir zamanlar Basketbol Federasyonu Başkanlığı yapmış bir akil insan kimliğiyle!

Harun Erdenay’ın babası ve aynı zamanda koçu Kemal Erdenay ile anılarını zaman zaman düzenlediğimiz basketbol toplantılarında kendisinden dinlemiştim. Emek Ege, bu konuyu da es geçmedi. Ve bu anısını anlatırken de söz Orhun Ene/Harun Erdenay arkadaşlığının nasıl doğduğuna geldi.

Orhun Ene ile rakip oldukları bir maçta onu savunurken, Orhun bir basket atıyor, baba/koç Kemal Erdenay, tepki gösteriyor. Orhun bir basket daha atınca baba Kemal Erdenay bu defa oğluna tepkisinin şiddetini artırıyor: “Bacak kadar adamı tutamıyorsun!”

Bunu duyan Orhun da durur mu, “Ne diyor bu adam!” diyerek yanıt veriyor.

Harun, koçu ve babası olduğunu söyleyerek rakibi Orhun’u yatıştırmaya çalışınca o da, “Akşam eve gidemeceksen gel bizde kal” diye takılıyor Harun’a. Bu sohbet iki oyuncunun yıllarca sürecek dostluğunun başlamasına ve ardından da Türk basketboluna damgasını vuracak bir ikilinin doğmasına vesile oluyor.

Emek Ege soruyor: “Dünyada en çok takdir ettiğin kişi kim?” Ve ekliyor: “Geçmişten de olabilir!”

Harun: “Geçmişten de olabilir ise; o zaman Mustafa Kemal Atatürk!”

Harun sporculuk yaşamında da, yöneticiliğinde de, insan olarak da Atatürk’ün “Ben sporcunun zeki, çevik ve aynı zamanda ahlaklısını severim!” sözündeki tarifine harfiyen uyan bir isim. Bu yanıtıyla, basketboluyla fethettiği milyonlarca gönlün, bir kez daha kapısını çaldı. Bir anlamda bugünlerde “Anıtkabir’i yıkacağız” deme cesaretini bile gösterenlere de tokat gibi yanıt oldu bu.

FIBA Yönetim Kurulu Üyeliği, Basketbol Federasyonu Başkanlığı ile basketbola hizmete yönetici olarak da devam etmiş olan Harun Erdenay’la birlikte, Türk basketbolunun tarihinde nostaljik bir yolculuk yaptık bu Pazar.  O günleri tekrar yaşadık, duygulandık, güldük, düşündük. Kendi “keşke”lerimizi, “iyi ki”lerimizi gözden geçirdik.

Bir TV programından daha başka ne beklersiniz ki!

Sonuç olarak her anlamda güzel bir Pazar günü geçirmemizde etkili oldu ‘Kırılma Anı.’

Sevgili Emek Ege’yi programın kalitesinden, bana hissettirdiklerinden dolayı arayıp tebrik ettim.

Tüm sporseverlere programı izlemelerini tavsiye ediyorum.

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
YORUMLAR

  1. Harun Erdenay dedi ki:

    Cok tesekkurler