avnikupeli@hotmail.comTRT’de, uzun yıllar muhabir, spiker ve haber-spor dairesi başkan yardımcılığı görevlerinde bulundu. Türk Televizyonlarının ilk basketbol programı olan “Pota”yı 18 yıl aralıksız hazırlayıp, sundu. Bu dönem içinde TRT’nin yurt içi ve yurt dışında yayınladığı basketbol maçlarının televizyondan anlatımında bulundu. Çeşitli gazetelerde köşe yazarlığı da yapan, TMOK üyesi ve sürekli basın kartı sahibi. İstanbul Nişantaşı ve İstinye Üniversitelerinde Dr. Öğretim Görevlisi olarak yer alıyor.
FIBA Dünya Kupası Elemeleri 2.Tur, ( I ) grubu maçları sonunda sıralamada sadece Büyük Britanya’yı geçip, yine sadece 4 galibiyetle ve averajla sondan ikinci sırayı alan (A) Milli Basketbol Takımımız, ahlarla-vahlarla bir kupa defterini daha erkenden kapattı.
Gruptaki son iki maçına çıkmadan önce Dünya Kupası’na veda etmesi kesinleşen Milli Takımımız kalan formalite maçlarında, Dünya sıralamasında ülkemiz basketbolunun gerisindeki Letonya’ya Bursa’da yenilmesinin ardından deplasmanda Belçika’ya farklı mağlup etmesi (82-54) tek teselli kaynağımız oldu. Belçika karşısında galibiyete, özellikle Lig takımlarında, arkadaşlarına oranla biraz daha fazla oynama şansı bulan Şehmus Hazer (Fenerbahçe), Sadık Emir Kabaca (Galatasaray) ve Doğuş Özdemiroğlu’nun (Darüşşafaka) önderliğinde yakaladığımız bir ivme ile ulaştık. Ancak bizimle oynadığı son maçı öncesinde Dünya Kupası’na katılma şansı adeta mucizelere kalan isteksiz ve umutsuz Belçika karşısında alınan bu farklı galibiyete sığınıp, işler iyi gidiyor moduna girmemek gerekir. Eleme maçları sürecinde yapılan acemice basit hatalar ile dümeni ve düzeni oturtmakta zorlandığımız oyun tarzını bundan sonraki kupalarda karşımıza çıkacak daha güçlü rakiplerimizin yine affetmeyeceklerini unutmamamız gerekir.
Basketbolumuzun son 12 yıldır yaşadığı bu kan kaybı konusunu, Milli Takımın Letonya ile oynadığı maçın öncesindeki ilk antrenmanında değerli dostum Remzi Yılmaz Bey ile birlikte, milli oyuncularımızdan Şehmus Hazer’e , ”Erkan İçsel Kupası” ödülünü takdim etmek üzere Sinan Erdem Spor Salonu’nda bulunduğumuz sırada Milli Takımlar Direktörü ve Eski Milli Basketbolcularımızdan Haluk Yıldırım ile sohbetimiz esnasında masaya yatırdık. Elit oyuncu eksikliğimizi, yabancı oyuncu kısıtlamasını, ligimiz takımlarına yerli oyuncu oynatma zorunluluğu getirilmesi gibi konuları konuştuk da konuştuk. Sevgili Haluk Kardeşim ile her konuda mutabık kaldık kalmasına ama ligimizin ileri gelen kulüplerinin(!) yabancı oyuncu kısıtlaması ve yerli oyuncu oynatma zorunluluğu gibi konulara şiddetle karşı çıktıklarını ve bu uygulamaları kesinlikle reddettiklerini duyunca şaşırıp kaldık desek fazla da abartmış olmayız hani. O halde çözüm ortadayken, yani “takımlarında uzun süreli forma şansı bulan oyuncu, elit oyuncu olur” mantığı tüm dünyada hakimken ve bu uygulamayı tümden görmezlikten gelen kulüplerimize acaba TBF’nin gücü yetmiyor mu? ya da TBF etliye sütlüye karışmayarak, 3 Maymunu oynamayı mı tercih ediyor? diye de düşünmeden edemiyorum doğrusu. TBF’nin başkan ve yönetici kademesine şöyle bir bakıyorum, kimler yok ki. Ana kadroda; Hidayet Türkoğlu, Ömer Onan, Mehmet Okur, Haluk Yıldırım, Hüseyin Beşok, Muratcan Güler, Ali Limoncuoğlu, Kemal Dinçer ve daha adlarını sayamadığım yıllarca Basketbolumuza damga vurmuş çok değerli isimler var. Ve onlar da elit oyuncu olmak için hangi yollardan geçtiklerini çok iyi biliyorlar. O halde suyun başındaki bu güçlü kadrodan beklentileri karşılamak için artık harekete geçmelerini beklememiz de, (kendilerinden başkalarını düşünmeyen yani Milli Takımın geleceğini yok sayan sözde kulüplerimize rağmen) doğal olsa gerek.
Dünya Kupası defterini kapattık kapatmasına ama sırada çok sayıda açılacak defter daha var. Eğer bu kafalarla gidilecekse, bu defterler açılmadan yine kapanmaya yüz tutacak ve bundan sonraki yeni sloganımız; “12 DEV ADAM” yerine “GERİYE KOŞUYA DEVAM” olacaktır. Bu durumda da ”Eski tas, eski hamam” misali yine güneş balçıkla sıvanacak, yine tozlar halı altına süpürülecek ve olan yine elit oyuncu yerine sıradan yani yedek oyuncularla günü kurtarmaya çalışacağımız Türk Basketboluna olacaktır. Şunu da bilelim ki, 2001 (Avrupa ikinciliği) ve 2010(Dünya İkinciliği) ruhları artık bu başarısızlıkları kaldıramayacak durumdadır.
Sözün özüne gelince…
Ne kadar yazarsak yazalım, ne kadar çizersek çizelim, ne kadar söylersek söyleyelim, ”SESİMİZİ DUYDUĞU HALDE UMURSAYAN YOKSA, KUPALARA VEDA YİNE ERKEN OLACAKTIR”
TRT’de, uzun yıllar muhabir, spiker ve haber-spor dairesi başkan yardımcılığı görevlerinde bulundu. Türk Televizyonlarının ilk basketbol programı olan “Pota”yı 18 yıl aralıksız hazırlayıp, sundu. Bu dönem içinde TRT’nin yurt içi ve yurt dışında yayınladığı basketbol maçlarının televizyondan anlatımında bulundu. Çeşitli gazetelerde köşe yazarlığı da yapan, TMOK üyesi ve sürekli basın kartı sahibi. İstanbul Nişantaşı ve İstinye Üniversitelerinde Dr. Öğretim Görevlisi olarak yer alıyor.