avnikupeli@hotmail.comTRT’de, uzun yıllar muhabir, spiker ve haber-spor dairesi başkan yardımcılığı görevlerinde bulundu. Türk Televizyonlarının ilk basketbol programı olan “Pota”yı 18 yıl aralıksız hazırlayıp, sundu. Bu dönem içinde TRT’nin yurt içi ve yurt dışında yayınladığı basketbol maçlarının televizyondan anlatımında bulundu. Çeşitli gazetelerde köşe yazarlığı da yapan, TMOK üyesi ve sürekli basın kartı sahibi. İstanbul Nişantaşı ve İstinye Üniversitelerinde Öğretim Görevlisi olarak yer alıyor.
Futbolumuzda özellikle son yıllarda hemen her sezon ”HAKEM”, ”MHK” ve ”VAR” kararlarını tartışırken, bir anda gündeme; Basketbolumuzun MHK’sının Anadolu Efes ile Fenerbahçe Beko arasında oynanan play- off yarı-final serisinin üçüncü maçının hakemleri hakkında verdiği ”AFİŞE KARAR” damgasını vurdu. Yani, sonunda olan oldu ve TBF de bu anlamsız modaya uydu.
İlk olarak basketbolumuzda yaşananları ve sonrasında verilen kararı hatırlayalım:
Anadolu Efes’in, Fenerbahçe Beko’yu 97-91’lik skorla yenerek, final yolunda 2-1 öne geçtiği maçın son çeyreğinde çalınan düdüklerle hakemlerin mücadelenin sonucuna tesir ettiği gerekçesiyle, Sarı- Lacivertli yöneticiler hakemlerin peşinden sahaya girmiş ve bir anda ortalık karışmıştı. Bunun üzerine karşılaşmanın hakem üçlüsü Aytuğ Ekti, Zafer Yılmaz ve Serdar Ünal süratle soyunma odasının yolunu tutmuştu. Tam ortalık duruldu derken, maçın ertesinde Basketbol Federasyonunun Merkez Hakem Komitesi’nden sorumlu Asbaşkanı(FB’li eski oyuncu, FB eski İdari Menajeri) Kemal Dinçer’in yazılı bildirisinde; MAÇIN HAKEM ÜÇLÜSÜNÜN SEZON SONUNA KADAR DİNLENDİRİLMESİNE KARAR VERİLMİŞTİR!” ifadesi ile basketbolumuzda bir ”İLK”e ve ŞOK BİR KARARA İMZA ATILMIŞTI.
TBF’nin verdiği bu kararın ardından yazılı, görsel ve sosyal medyada 3 hakemimizin sanki dünyanın sonunu getirmişlercesine yan yana ve boy boy fotoğraflarını görünce gerçekten içim burkuldu. Ana Tema; Savunmasız insanların bir bahane ile AFİŞE edilmesiydi. Bir anda adeta buz kesilmişçesine durup empati yapmaktan kendimi alamadım ve hangi meslekten olursa olsun insanları böylesine afişe etmenin ve töhmet altında bırakmanın adeta bir insanlık ayıbı olduğunu ve o güzelim FAIR PLAY anlayışını ne kadar derinden yaraladığını düşünmeden edemedim.
O halde, TFF’den etkilenen TBF’nin bu ezber bozan kararı karşısında önce Federasyonumuza sorularımızı soralım:
-Beyler, sezon başından beri nerelerdeydiniz?
-Özellikle düşme hattını yakından ilgilendiren maçlarda çalınan düdükleri duymadınız da, konu bir büyük takımın maçı olunca mı bu düdüklere kulak kabarttınız?
-Kamuoyu ve medyanın önüne atarak töhmet altında bıraktığınız, yıllarını bu mesleğe adamış 3 deneyimli hakemimizi (DİNLENDİRDİKTEN SONRA!) yine Fenerbahçe Beko’nun oynayacağı maçlara atayabilecek misiniz? Peki, onlar artık derslerini almışlardır diyerek atayacağınız bu hakemlerimizden hangi düdükleri ve hangi kararları vermelerini bekleyeceksiniz?
Yine bu maçlarda hakem üçlülerimiz; ”Acaba bizlerden bir beklenti olacak mı?, Yaramazlık yaparsak, bizleri de DİNLENDİRİRLER Mİ? korkusunu taşımayacaklar mı?
-Fenerbahçe’nin yanı sıra Beşiktaş ve Galatasaray idarecilerine de açtığınız bu kapının içinden geçmelerine izin verecek misiniz?
-Bundan böyle Fenerbahçe’nin yanı sıra Galatasaray ve Beşiktaş maçlarının sonunda yaşanabilecek gerginliklerin sebeplerini de (bana dokunmayan kulüpler bin yaşasın misali) yine hakemlere yükleyip, onları medyada afişe etmeye devam edecek misiniz, yani sorunu bu şekilde mi çözeceksiniz?
-Bu kararınız karşısında hakemlerimize bir söz bile söyletmeyen TBF’nin efsanevi eski başkanlarından merhum Osman Solakoğlu’nun ”onlar basketbol ailemizin en değerli evlatlarıdır” sözünü size hiç anlatan veya hatırlatan olmadı mı, yoksa ”camiaya nasıl sahip çıkılır” konusunda dersinize hiç çalışmadınız mı?
-Bu arada ve bu vesile ile haydi bir soruyu da Kulüpler üzerinden soralım: Büyük kulüplerin baskısından çekinen TFF gibi, sizler de Milli Takımlarımıza yetişecek oyuncuların önünü kesmekte olan liginizdeki yabancı oyuncu bolluğuna bir dur demeyi düşünüyor musunuz acaba? (Nedense bu soruyu yıllardır kendilerine yazılı ve sözlü olarak sorarım, dururum ama yine ne hikmetse cevabını bir türlü alamam.)
Neyse, sözü fazla uzatmayalım.
Nasıl olsa cevap alamayacağımız için, sorularımızı yine kendimiz cevaplayalım:
Bu sorulara cevap çok basit. Yani, Amerika’yı yeniden keşfetmeye gerek yok.
Ne mi yaparsın?
‘’Kol kırılır, yen içinde kalır” misali, maçlar oynanır biter, maçın ardından yapılan eleştirileri değerlendirirsin, sahaya girenleri tespit edersin, gerekirse ceza kuruluna sevk edersin, gözlemcilerinden hakemlerle ilgili bilgileri alırsın, maçın hakemleri ile görüntüleri bir kez daha izlersin, gereken uyarıları yaparsın, olmadı onlara maç vermez dinlendirirsin ama onları medyada (işte maçı katledenler) ve kulüpler düzeyinde (bu hakemleri artık istemiyoruz gibi) ASLA HEDEF TAHTASINA YERLEŞTİRMEZSİN, YANİ, AFİŞE ETMEZSİN. Ben ederim, kimse bana karışamaz dersen, bugün futbolumuzda adeta bir kangren halini almış hakemler ve MHK üzerinde oluşturulan kaos girdabına sen de kapılırsın ki, bunu asla unutma derim.
TRT’de, uzun yıllar muhabir, spiker ve haber-spor dairesi başkan yardımcılığı görevlerinde bulundu. Türk Televizyonlarının ilk basketbol programı olan “Pota”yı 18 yıl aralıksız hazırlayıp, sundu. Bu dönem içinde TRT’nin yurt içi ve yurt dışında yayınladığı basketbol maçlarının televizyondan anlatımında bulundu. Çeşitli gazetelerde köşe yazarlığı da yapan, TMOK üyesi ve sürekli basın kartı sahibi. İstanbul Nişantaşı ve İstinye Üniversitelerinde Öğretim Görevlisi olarak yer alıyor.