Betpasgiris.vip restbetgiris.co betpastakip.com restbet.com betpas.com restbettakip.com güvenilir casino siteleri casino siteleri canlı casino siteleri deneme bonusu veren siteler
İSTANBUL (TSA)-Fenerbahçe Başkanı Ali Y. Koç, Kulübümüzün Yüksek Divan Kurulu Kasım Ayı Olağan Toplantısı’nda Sarı-Lacivertli camiaya seslendi. Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) ve hakemlerle ilgili gündeme dair çok önemli açıklamalarda bulunan Ali Koç, şunları söyledi:
“BU İŞ BU ŞEKİLDE DEVAM EDEMEZ”
Ne kadar tahammülünüz var bilmiyorum, ne kadar vaktiniz var onu da bilmiyorum ancak benim bugün burada değineceğim mevzular, konular inşallah Türk futbolu için bir milat olur, inşallah değişimin ateşini fitiller çünkü bu iş bu şekilde devam edemez. Ne Fenerbahçe açısından ne de başka takımlar açısından. Cuma günü bazı açıklamalar yaptım. O açıklamalarımı görenler vardır, görmeyenler vardır. Kısacası İsmail Kartal hocamızın PFDK’ya sevki aslında bizim için bardağı taşıran son damladır. Ama onun arkasında o kadar çok hikâyeler, olaylar, yaşananlar, bilgiler, belgeler var ki ‘Artık yeter’ dedik ve siz, değiştirirsiniz değiştirmezsiniz; biz değiştirebilmek için görev süremizin kalan bölümünde her şeyi yapacağımızı, şampiyonluk kadar bu iş için de mücadele edeceğimizi ifade etmiştim. Çünkü artık bu yaşanacak bir durumdan çıktı. Devlete çağrı yapıyoruz, Federasyona çağrı yapıyoruz, oraya çağrı yapıyoruz, buraya çağrı yapıyoruz… Kimse kılını kıpırdatmıyor. Biz, Fenerbahçe Spor Kulübü olarak var gücümüzle bu mücadeleyi sonuna kadar yapacağız. Kazanırız kaybederiz, bizim başımıza bir şey gelir, başkasına bir şey gelir ama bir bakarsınız çarklar da dönmeye başlar. Birikir, birikir, birikir, işler kirlilik, sıkıntılar, anlamsız olaylar, gariplikler… Birikir birikir birikir ve o kadar uzun süre birikir ki bu işi yapanlar zannederler ki hep bunu yapabilecekler. Sonra bir olay olur, ondan sonra bütün çatı çöker. Hep beraber bu çatıyı çökerteceğiz.
“YAŞASIN CUMHURİYET, YAŞASIN ATATÜRK”
Konuşmalarımıza gelmeden önce şanlı şerefli tarihimizin 100.yılını tamamladık ve Cumhuriyetimizin 100.yılını hep beraber kutladık. Cumhuriyetimizin ne kadar değerli olduğunu, sadece bir yönetim sistemi olmadığını ve Türkiye’nin bu konuda ne kadar şanslı ve ayrıcalıklı olduğunu, yaşadığımız bölgede yaşananları görünce bir kez daha anlıyoruz. Atamızın, ‘Yurtta sulh, cihanda sulh’ cümlesinin öneminin ne demek olduğunu, muhasır medeniyetler seviyesine çıkmanın ne demek olduğunu, Cumhuriyetin içinde neler barındırdığını hepimiz yaşayarak görüyoruz. Onun için yaşasın Cumhuriyet diyorum. Ulu Önder Atatürk’ü ve onun silah arkadaşlarını, o günün halkını yani bize bu ülkeyi, bu cumhuriyeti emanet edenleri bir kez daha şükrânla anmak istiyorum. Onların önünde saygıyla eğilmek istiyorum. Onların bize bıraktığı bu vazifeyi Fenerbahçe Spor Kulübü olarak her daim ön safhalarda olmamız gerektiğini de hatırlatmama bile gerek yok ama bugün burada bunu söylemek istedim. Yaşasın Cumhuriyet, Yaşasın Atatürk.
“BU SENE İŞLER BİZİM İÇİN OLUMLU ANLAMDA ÇOK DAHA FARKLI”
Dünkü maç aslında buranın havasını biraz bozdu, maçın skoru. Trabzonspor’u tebrik ediyorum. Bizim için iyi bir gece değildi. Sakatlıklar var, o var, bu var… Mazeretimiz yok. O gece iyi değildi. Sezon başında deselerdi ki ’11 hafta sonunda 30 puanımız olacak’. Herkes seve seve kabul ederdi. Tabii ilk puan kaybımızın bu maç olmaması bizler için daha iyi olurdu. Ama futbolun içinde hep olur, hep var. Yaralı takım, sıkıntılı takım büyük maçlarda bir kükrer. 1-0’ken endişemiz yoktu, ‘İkinci yarı çeviririz’ dedik ama 45-47 arasında iki tane gol yiyince de tabii o işi çevirmek zor oldu. Ama çocuklar çevirmek için de mücadele ettiler. Bu bize yazar. Telafi edeceğiz. Evet, şanssızız. Gerçekten şanssız bir kulübüz. Sakatlıkların gelme zamanı, gelme mevkîleri, hep aynı mevkide olması… Tabii o işi daha da zorlaştırıyor. Ama lütfen şu psikolojiye kapılmayım; ‘Geçen sene de iyi gidiyorduk, bir Trabzonspor maçı sonrası veya bir milli maç arasından önce işler kötüye gitmeye başladı’, sakın o psikolojiye girmeyin. Bu sene işler bizim için olumlu anlamda çok daha farklı. Onu size söylemek istiyorum.
“GEÇTİĞİMİZ HAFTAKİ İDDİALAR ARAŞTIRILMAYACAK MI?”
Geçtiğimiz hafta sadece 6 günde yaşananlar, geçtiğimiz hafta Türk futbolunun 6 gününde yaşananlar başka bir ülkede yaşansaydı yer yerinden oynardı. Ve bir tanesi yaşansaydı yer yerinden oynardı, futbolun dinamikleri değişirdi. Bakalım bizim ülkemizde neler olacak? Her zamanki gibi görmezden mi gelinecek, normalleştirilecek mi, hatta iddia sahipleri cezalandırılacak, iddialar araştırılmayacak mı; ya da bu son yaşananlar Türk futbolunun Susurluk’u olacak mı? Konu budur! Bunlar 6 günde olanlar. Bir de bundan evvel birkaç senedir olanlar var. Fenerbahçe Spor Kulübü olarak bu olanlarla ilgili Kasım 2020 yılından başlamak üzere bugün kadar 5 tane başvurumuz olmuş. ‘Kardeşim bu adamlar böyle böyle diyor, inceleyin, soruşturun, doğru mu değil mi anlayın’. Bunun iki tane avantajı var: Bir, gerçekse dibine inersin, dibine indiğin zaman o zaman belki başka konuların da dibine inmiş olacaksın. Ancak gerçek değilse de atıp tutanlar, atıp tutmanın bir bedeli olduğunu anlayacak ve ona göre televizyona çıkıp, milyonların izlediği programlarda çok daha sorumlu davranacaklar. Her türlü kazan kazan.
“5 TANE BAŞVURUMUZ OLMUŞ”
Mesela neler için başvuru yapmışız? Bir programda eski bir hakem TFF delegesi olan şu an mevcutta yani resmi paydaşın demiş ki ‘Bir aktif hakem, şu an Türkiye’de herkesin ismen bildiği bir hakem beni aradı, görüştüm, Fenerbahçe’yi bu sene şampiyon yapmayacaklar.’ dedi. Eğer aktif hakemse o da resmi üyen. Niye kılını kıpırdatmıyorsun? Sen kılını kıpırdatmadın, göz ardı ettin. Biz sabah başvuru yapıyoruz. Niye o zaman harekete geçmiyorsun?
Sonra bir programda ‘Sayın Büyükekşi Fenerbahçe lehine hata yapılınca küplere biniyor.’ demiş, onun üstüne gitmişiz. Bir televizyon kanalında eski bir hakem Sayın Erman Toroğlu, ‘VAR kayıtları Cüneyt Çakır’da’ demiş. ‘Bunu araştırın.’ dedik. Biz sonra inceledik, söz konusu 2020-21 sezonunun VAR kayıtlarının Tarık Ongun tarafından Cüneyt Çakır’a verildiğini öğrendik. Doğru mu öğrendik, yanlış mı öğrendik? Başvurduk. Soruşturun. Yine bir hareket yok.
Biliyorsunuz belgeler var. Başka bir kulübün başkan yardımcısının A Spor’da bizimle ilgili yaptığı konularla ilgili ‘derhal soruşturun’ dedik. Orada da bir hareket olmadı.
Yani 5 tane başvurumuz olmuş. Biz başkaları gibi de başvuru yaptık, sonra başvuruya ne cevap aldığımız sorulduğunda ‘Başvuru yaptık mı yapmadık mı tam hatırlamıyorum’ demiyoruz. Yaptığımızı söylüyoruz.
Çok enteresandır ki burada bir de eski Temsilciler Kurulu Başkanının iddiaları var, Ahmet Çakır iddiaları var. Bu iddialarda ortak bir nokta var. Hepsinin ortasında Fenerbahçe var. Hepsinin ortasında Fenerbahçe’nin hakkının yenmesi veya hakkının yenme iddiası var. X takım, Y takım, A takım, B takım değil, hepsinin ucu Fenerbahçe’ye dayanan konular var.
“TFF, FUTBOLU TEMİZ TUTMAK ZORUNDA”
İddia şu: Ayın 31’inde bu program oluyor. 3 Kasım’da federasyon bir açıklama yapıyor. Bana göre iddialar son derece vahim, endişe verici. Federasyonun açıklaması, ‘bizi bağlamaz.’ Yok, seni bağlar arkadaş. Niye bağladığını da anlatacağım şimdi. Demin de dediğim gibi bizi doğrudan etkilemese de futbolun amiri olan TFF futbolu temiz tutmak zorunda. Bu konulara bakış açısı bizi ilgilendiriyor. Demek ki bizim getireceğimiz konuları da bu şekilde ele alacak. Veya hiç almayacak. Alırsa da ucundan tutacak.
Kısaca, diyor ki bir takımdan bahsediyor. Hiç önemli değil. 536 tane Pasolig’i var diyor. 4-5 bin liradan bilet sattığını söylüyor. Maç satılmış, diyor. Stadın full olması gerekir, diyor. Stat 10 bin kişilik, diyor ama stat da 3 kişi var, diyor. Ama biletler satılmış. Başka bir maçta da bir takım geçen sene 50 bin liralık fiyat koymuştu. Şu imada bulunuyor: Biletler satıldı gibi gözüküyor, kara para filan, böyle imalarda bulunuyor. Bence bunlar çok ciddi. TFF bir açıklama yapıyor. Keşke hukuki haklarınızı başka yerlerde de saklı tutsanız ve kullansanız.
“UEFA’YA VE IFAB’A ŞİKAYET EDECEĞİZ”
Burada bir konu var ve bu çok ciddi bir konudur. Doğrudur ve bu isimlerin derhal futboldan eli çekilmelidir. Biz bunu UEFA’ya şikayet edeceğiz. IFAB’a şikayet edeceğiz. Kısacası bu konu şudur: Yine bu Ege bölgesindeki arkadaşlar; herhalde zeytinyağı zihni çok mu açıyor, bilmiyorum. UEFA’dan maç alıyorlar, ‘Eyvah sağlık raporunu yollamadık, geciktik.’ Sahte rapor sağlık raporunun içeriği değil, tarih sahte. Geriye dönük bir rapor alıyorlar. Bu üç hakem. Vazifelerini yerine getiremiyorlar, işin bürokrasisini doğru yerine getiremiyorlar, mağdur olmamak için de içlerinden bir tanesi eş olan diyor ki, ‘ben hallederim.’ Eski tarihli rapor alıyor. Ben bunu başka kaynaklardan öğrendim. Bu haber çıkmadan çok önce. Soruyorum, bu üç hakem sahte rapor aldı mı, almadı mı? Bunu öğrenmek bu kadar basit. Yine mi üstünü örteceksiniz. Yine mi almaza geleceksiniz? Futbolun marka değeri sorunları çözerek arttırılır, örtbas ederek değil. Sahte rapor almayı tenezzül eden adamdan nasıl adil maç yönetmesini bekleyeceğiz? Her şeyi bir yana koydum, aynaya baktığında utanmıyor musun?
Şimdi TFF ne yapacak? Sayın Büyükekşi; şeffaflık, adil futbol, adil rekabet… Ne yapacaksınız? Bakın bir de şöyle bir şeyler var; televizyonda YouTube’ta bazı insanlar var, çok ciddi iddialarda bulunuyorlar. Bunların evlerine polis yollanıyor. Sonra yıllar önce atılan bir tweet vs. bulunuyor, ifadeye çağrılıyor. Siz, böyle bu insanları korkutacak mısınız? Yoksa ‘Allah’ın lütfudur, bu insanlar çıktı dürüst, iffetli insanlar’ deyip çağırıp Türk futbolunu temizlemek için bir aracı olarak, bir fırsat olarak mı değerlendireceksiniz? Göreceği! Yalnız buradaki en önemli konu ki bir sürü şey var; manipüle etmeler, mobbing… Bir sürü şey var bu haberde, fakat VAR’daki müdahaleler var, görüntüler var, şaibeli maçlar var, kendi gazetecisi… Sistem zaten öyle çalışıyor. Kendi gazetecileri var, o onları atlıyor. Rakibimiz de bu sistemle çalışıyor. O bir haberi atıyor, o ‘çok iyi’ diyor, üstünü kapıyor, başkasına çamur atıyor… Böyle bir sistem devam ediyor. Ben size bir şey daha söyleyeyim; kariyeri biten hakemlerin bir tercih yapması gerekiyordu, talimatnameye göre. Ya hakemlik müessesesinde devam edeceksin ya da medyayı seçecektin. Medyaya giden bir daha MHK’ye giremiyordu ve bunu kaldırdılar biliyor musunuz! Artık böyle bir kural yok. Bu boşanma davasına ‘magazin’ diyemeyeceğim çünkü magazinden çok öteye…”