bahrivreskala@gmail.comİstanbul-İzmir Gençlik ve Spor e. İl Müdürü, TMOK Konsey Üyesi, İzmir KulüplerBirliği Kurucu ve Danışma Kurulu Üyesi, Türkiye Futbol Adamları Derneği İzmirŞube Başkanı, Genel Merkez Yönetim Kurulu Üyesi, Ege Tenis Eğitim VakfıKurucu Üye ve Başkanı, Atletizm, Futbol, Masa Tenisi, e. Hakemi, Atletizm, SualtıYüzme Federasyonları e. Üyesi.
8 bin yıllık geçmişi, 11.891 km2’lik yüz ölçümü ile 30 ilçesi olan, Cennet Vatanımızın Batı’ya açılan penceresi, ilk futbolun oynandığı ve bir çok ilkin yaşandığı yer, Ege’nin incisi İzmir’de yaşıyoruz. Yaşıyoruz ama benim gibi İzmir’imizin eski güzel günlerini gören, yaşayan 68 yıllık bir İzmirli için, İstanbul gibi çok yoğun trafik çilesi olan bir şehirde yaşıyoruz. Ama gelin görün ki, yapılan yatırımlara rağmen, İzmir’de ulaşım sıkıntısı, trafik çilesi azalacağına her geçen gün artıyor. Yıllar itibariyle İzmir’in nüfus sayımlarını incelediğimizde, Cumhuriyetimizin kuruluşundan günümüze kadar çok büyük artışların olduğunu görebiliriz. Ancak artan nüfusa göre istenilen, olması gereken şehrin çağdaş, modern, geleceğe dönük büyük hedefler ve amaca ulaşmak için belirlenen stratejilerin bütünü olan “Master” planının olmadığını da görüyoruz. 1923 lü yıllarda 500 bin civarında olan İzmir’in nüfusu, 2023 yılı sonu itibariyle 4.479.525’e ulaştı ve Ülkemizin üçüncü büyük şehri oldu.
Nüfusu artan , yerleşim alanları genişleyen İzmir’de, gelişmiş ülkelerdeki gibi ulaşım ve yaşam alanları oldu mu ? Hayır maalesef olmadı. İleriyi göremeyen, yerel yöneticilerin yanlış ve hatalı yönetimleri, kısa vadeli plansız yatırımları, oy kaygısı ile çarpık kentleşmeyi, gecekondulaşmayı önlememeleri maalesef bu günkü olumsuz durumların meydana gelmesine, yaşanmasına sebep oldu. Bu durum, İzmir’e yapılan, uygulanan yatırım, imar, ulaşım, otopark projelerinin, yanlış, yetersiz ve eksik uygulandığının göstergesidir.Peki, yerel yönetimler neler yapmalıdır ? cevabı çok basit. Konularında uzman teknik ekiplerle kısa değil, uzun vadeli ve kalıcı projelere öncelik vererek yatırımları yapmalıdır. Farklı alanlarda proje hazırlamalı ve geliştirmelidir. Bunun için şehir ile ilgili master planlara ağırlık vermeli ve tavizsiz uygulamalıdır. Master planda amaç; şehrin gelecekte sağlıklı büyümesi ve gelişmesi için hangi alanların geliştirileceğini, yeni yapıların nereye inşa edileceğini, ulaşımın nasıl yönlendirileceğini ve hangi hizmetlerin sunulacağını belirlemektir. Master plan ; bir organizasyonun veya projenin başarılı olması için çok önemlidir. Bunlar yapılırken de tarihi, yapıların, yerlerin aynen korunmaları esas alınmalıdır. Zira tarih o şehrin geçmişidir, zenginliğidir, gelecek kuşaklara aktarılması çok önemlidir. Bunlar yapılırken turizm çalışmaları da dikkate alınmalıdır. Öncelikli olarak, neredeyiz, nereye ulaşmak istiyoruz, ulaşmak istediğimiz hedefe nasıl ulaşabiliriz sorularına göre çalışmalar yapılmalıdır. Bu çalışmalar sağlıklı olmazsa şehir plansız gelişir. Kısa vadede yapılan plansız düzensiz yatırımlar, aşırı nüfus artışı, şehre birçok çevre sorununu da birlikte getirmektedir. Bu durum da şehirde çarpık yapılaşmaya, gecekonduların artmasına, çevre, görüntü kirliliğine, trafik sıkışıklığına, kaynak kaybına sebep olmaktadır. Devamında hizmetlerin aksamasının, asayişin zor sağlanmasının yanında, şehrin tarih, kültür ve doğal kaynakları da tahrip olmaktadır. Bu nedenle yapılacak projelerde en önemli hedef, kentin tarihine, doğaya saygılı, ulaşımı kolay, sosyal yaşam ile uyumlu, güzel, yaşamı kolaylaştıracak bir mimari imar anlayışı olmalıdır.
Bilindiği üzere Ülkemizde 16.Ocak.1957 tarihinde çıkarılan 6785 sayılı ilk İmar Kanunu yürürlükten kaldırılmış, daha sonra doğan yeni ihtiyaçlara göre birçok değişiklik yapılan yeni 3194 sayılı İmar Kanunu 09.05.1985 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Devamında 3194 İmar Kanununa yönelik düzenlemelerin yer aldığı Çevre Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına dair Kanun,10.Aralık.2018 tarih ve 30621 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmesiyle imar kanununda da değişiklikler yapıldı. Buna bağlı olarak Büyükşehir Belediyeleri sınırları içindeki çevre düzeni planlarını, Büyükşehir Belediyeleri, Büyükşehir olmayan İllerde ise ilgili Bakanlık yapar, yaptırır ve onaylar. Ancak ulusal ve bölgesel nitelikteki fiziki planları Bakanlık yapar, yaptırır ve onaylar. Buna bağlı olarak İzmir Büyükşehir Belediyesi Otopark Yönetmeliği Uygulama esasları 2018 yılında30340
sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak son şekli ile yürürlüğe girmiştir. Yönetmeliğe göre; **Otopark ihtiyacının, imar planı onaylanmış yerleşmelerde ve alanlarda Otopark Yönetmeliği’nin 4. maddesinde belirtilen istisnalar haricinde, bina içinde veya parselinde karşılanması esastır. **Plansız alanlar İmar Yönetmeliği’ne tabi parsellerde ise otopark ihtiyacının parselinde veya yapıda karşılanması zorunludur. Ancak resmi otopark yönetmeliğine rağmen maalesef İzmir’de had safhada otopark sıkıntısı vardır. Zira Belediyeler inşaat ruhsatı verirken istisnalar hariç otopark bedelini tahsil etmektedirler. Halbuki yönetmeliğin uygulanması esastır. Gelişmiş ülkelerde inşaatların neredeyse tamamında inşaatın altında ihtiyaca göre 2-3 otopark katları yapılmaktadır. Bu durum İzmir’de yok denecek kadar az var. Ne yazık ki İzmir’de sağlıklı bir master planı uygulanmamıştır. Bu gün yaşadığımız olumsuz koşullar, çarpık kentleşme ve ulaşım sıkıntıları had safhadadır. Hele son zamanlarda aşırı sayıda aracın trafiğe çıkması, çok yüksek binalara izin verilmesi trafik çilesinin yaşanmasına sebep olmaktadır. Geçmiş yıllarda İzmir Büyükşehir Belediyesi Kent Konseyindeki bir toplantıya katılmıştım. Konuşmalar sırasında eski Çiğli Belediye meclis üyelerinden biri; Çiğli İlçemizim imar planlarını yaparken iki katlı binalara izin verdiklerini ancak inşaat temellerinin 4-5 kata kadar sağlam atıldığını, bilahare iki katlı binaların zaman içinde 4 veya 5 kata çıkıldığını çok önemli ve faydalı bir iş gibi anlattı. Peki bu kanunsuzluğa neden müsaade edildi, bu yapılan şehre ihanettir.
Benzer bir olay da Bornova’da yaşandı. Önceki Bornova Belediye Başkanlarından rahmetli Naşit Kılıç gecekondulaşmayı önlemek için o zamanlar boş olan şimdiki Atatürk Mahallesini parselleyip imara açtı. Parselleri de çok cüzi bir ücret karşılığında vatandaşlara şartlı sattı.Şartı, vatandaşlar evlerini Bornova Belediyesi tarafından hazırlanan iki katlı tip projelere göre yapacaklardı, yaptılar da. Ama maalesef rahmetli Naşit Kılıçtan sonra birçok ev sahibi iki katlı evlerini 4-5 kata yükselttiler. Sonra gelen Belediye Başkanları da oy kaygısı ile bu kanunsuz yapılaşmaya ses çıkarmadılar. Böyle yönetim anlayışı olmaz, olmamalıdır. Bu şehre ihanettir.
Daha da üzücü olan İzmir’in eski yollarının kenarlarında çok yüksek katlı binalar yapıldı ve yapılmaya da devam ediyor. Ama gelin görün ki yeterli yol ve otopark yok, çok katlı binalar çok fazla var. Bu da doğal olarak ulaşımı çekilmez hale getiriyor. Öyle ki geçen ay Kayseri dönüşümde Otogardan Karşıyaka Bostanlıya servis ile 3 saatte zor geldik. Benzer bir olay da geçen yıl yaşandı. Karşıyaka Bostanlıdan Çeşme’ye otobandan araba ile 3.5 saatte gidebildik. Çok acı bir durum, maalesef İzmir’e yakışmıyor.
İstanbul ve İzmir Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü görevlerim sırasında spor karşılaşmaları nedeniyle Avrupa’da bir çok şehri, görme fırsatım oldu. Bu şehirlerin çoğunda tarihi yapılar özel kanunlar ile korunmuş varlıkları günümüze kadar yaşatılmıştır. Özellikle Moskova’da şehir içi yolları çok geniş tutulduğundan ulaşım da çok rahat yapılıyor. Ama İzmir kendi güzel tarihini yok etmiştir. Karşıyaka ve Alsancak’tan Güzelyalı’ya kadar olan sahildeki iki katlı cumbalı evler yıkılmış, yerlerine bitişik nizam on katlı binalar dikilmiştir. Alsancak Kordon’a yapılan on katlı binalarla “ÇİN SEDDİNİ” dikerek, İzmir’in imbat’ını, rüzgarını kesenleri tarih affetmeyecektir. Bu nasıl bir yönetim anlayışıdır ? Böyle yöneticilik olmaz, olmamalıdır.
Şehrimizin ulaşımı ile ilgili yaşadığım bazı olayların birini paylaşmak istedim. Şöyle ki;
** Tramvay Hattı…. 2004 yılı İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı adaylığımda ulaşımda çok önemli gördüğüm ve seçim çalışmalarımda her fırsatta toplantılarda, görsel ve yazılı basında anlattığım tamamen sahilden giden ilk etapta 65 km.lik “Karşıyaka Sasalı –Urla Karaburun Kavşağı Teknoloji Üniversitesi arası” bilahare devamında Çeşme’ye bağlanan 35 km.lik ikinci etap, toplam 100 km.lik çok uzun vadeli tramvay hattı projemi vatandaşlarla paylaştığımda , rakiplerim bana hayal alemindesin, böyle proje olmaz demişlerdi. Benzer şekilde Bostanlı Üç Kuyular arasında tünel-köprü ulaşımı için de hayal demişlerdi.