rcengiz1965@gmail.com01.06.1965 Diyarbakır doğumlu. Lisans, Yüksek lisans ve Doktora eğitimini: Ankara Gazi Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor A.B.D.’da tamamladı.Ulusal ve uluslararası bilimsel Kongre ve Sempozyumlarda 84 bildirisi bulunmaktadır.Ulusal ve uluslararası spor bilimleri dergilerinde 45 yayınlanmış makalesi yer almıştır.“O Küçe Senin Bu Küçe Benim”, “Kulübümüz Köklü, Camiamız Büyük Allah Kerim”, “Köşeli Yazılar”, “Top Patladı Şimdi Onarma Zamanı”, “İletişim”, “Sporda İletişim”, “Futbolda Yıldırma” ve “Her Sorun Futbola Gol Oluyor” kitaplarını yazdı.TBMM ve bazı bakanlıklarda çeşitli komisyonlarda görev aldı.Birçok ödül sahibi, Manisa Celal Bayar Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi Rekreasyon Anabilim Dalı Öğretim Üyesi olan yazar evli ve iki çocuk babası.
27 Haziran – 28 Temmuz 2025 tarihleri arasında meydana gelen yangınlarda 90 bin hektara yakın ormanlık alanını kaybetti. Bu kayıp, 12 bin 752 futbol sahası büyüklüğünde alana denk geldiğini düşünen her spor insanı “dışı seni içi beni yakıyor!” diyordur.
Fanatik taraftar, başarı oranında yöneticisini önemsiyor. Başarısızlık durumunda önce yönetimi protesto sonra istifaya davet ediyor. Başarısızlık sonucu istifaya davet edilen bir yönetici uğradığı itibar kaybını düşündüğünde “dışı seni içi beni yakıyor!” diyordur.
İklim değişikliği ve küresel ısınma sonrası yaşanan orman yangınları nedeniyle insanlar “dışı seni içi beni yakıyor!” diyordur.
Başarısızlık nedeniyle protesto edilen ve görevine son verilen bir teknik direktör “dışı seni içi beni yakıyor!” diyordur.
Orman yangınları sonucunda sadece ormanlar zarar görmez aynı zamanda flora, yaban hayatı, su kaynakları, toprak, iklim, yaşam alanlarını kaybeden canlılar, ormanlık alanların çevresinde zarar gören yerleşim yerleri “dışı seni içi beni yakıyor!” diyordur.
Hatalı bir karar sonrası seyirci protestosunda gözlemci raporunu düşünen hakem “dışı seni içi beni yakıyor!” diyordur.
Dikkatsizlik, tedbirsizlik ve ihmalden kaynaklanan orman yangınlarını söndürmek için canlarından olan görevli ve gönüllü insanların aileleri “dışı seni içi beni yakıyor!” diyordur.
Kaybettikleri bir müsabaka sonrası protesto edilirken, maddi ve manevi kayıplarını düşünen bir sporcu “dışı seni içi beni yakıyor!” diyordur.
Orman yangınları sonrası rekreatif amaçlı faydalanılan orman parkları, yürüyüş parkurları, av sahaları gibi estetik ve sportif özelliklere sahip olan alanları yok olan insanlar “dışı seni içi beni yakıyor!” diyordur.
Osimhen’e 75.000.000 EUR transfer bedeli ödenmesi eleştirilerine, Galatasaray yöneticileri “dışı seni içi beni yakıyor!” diyordur.
Orman yangınlarıyla mücadele, yangın söndürme masraflarının yanı sıra çıkan yangın sonucunda; orman ürünleri üretiminde elde edinilen; tomruk, maden direği, sanayi odunu, kâğıt odunu, lif yonga ve tel direği olarak yapacak ve yakacak odun üretimi ile defneyaprağı, reçine, çıra gibi odun dışı orman ürünlerinden zarar gören ülke ekonomisi “dışı seni içi beni yakıyor!” diyordur.
Spor programlarında tartışmalı pozisyonlardan başka kimse hiç bir şey hatırlamıyor. Futbolun marka değeri, topluma sosyolojik yansıması, yarattığı medya kirliliğinin önemi yok. Çünkü sistem izleyiciye “Al bu bilgiyi, ne yaparsan yap” diyor. Yoksa “al bu mesajı, değerlendir, geliştir ve kullan” demiyor. Sezgisel kişiye reyting kaygısı hatırlatılarak “dışı seni içi beni yakıyor!” diyordur.
Orman yangınları sadece fiziki açıdan görsel kirlilik oluşturmakla kalmayıp, bu çevredeki tarihi ve doğal zenginliklere zarar vermesinden etkilenen turizm sektörü “dışı seni içi beni yakıyor!” diyordur.
Özetle, canı yanan insanlar kaybettiklerine, cananı yanmış insanlar kaybettirenlere ‘ah! ’ ediyor.
Eleştiriler sertte olsa küçümsememek gerekiyor. Bunlar, orman algı ve spor anlayışımızın tekrar sorgulanması için fırsat sağlıyor. Fakat kabul etmek gerekir ki bu sorunlar eleştirmekle değil gereğinin yerine getirilmesiyle çözülür.
Geçici önlemler sahte bir güven hissi yaratır. Doğa ile barışık yaşamanın, ilkeli ve prensipli olmanın önemini kavramak için faydasız “keşke” lerden uzak, ‘şimdiki aklım olsaydı…’ özeleştirisini bir kenara bırakıp, başarısızlıkta nedensellik ilişkisi kuracağımız ilk şey “eğitim ve kültür”dür.
“Bir insanı eğitmeye büyükannesinden başlayınız.” Victor Hugo
Hiçbir toplumsal olguyu tek bir nedene bağlayıp çıkamayız. Sosyal olayları tek nedene bağlamak insanları yanıltıcı sonuçlara götürür. Bu bağlamda orman yangınları, sosyolojik açıdan tek bir orijine dayandırılamaz (eğitimsizlik, bilgisizlik, ihmalkârlık, açgözlülük, fırsatçılık vb) çoklu neden çoklu sonuç prensibi vardır. Yapılması gereken, ormanlarla yaşamanın gereğini anlamak, orman yangınlarının verdiği/vereceği zararları kavramak, zemininde eğitim ve kültür barındıran önleyici ve koruyucu tedbirler almaktır. Oysa her orman yangını sonrası yaptığımız ilk iş sorgulamak değil suçlu aramak oluyor.
“Bulunduğu toplum için fikir üretip de söylemeyen ya tembel ya bencil ya da korkaktır.” Seneca
Duygusal bir açıdan bakmamız, sporun kırılgan bir ortamda yapılmasına neden oluyor. Sporda başarısızlık durumunda hakemler, sporcular, antrenörler ve yöneticilerin suçlu ilan edildiği gibi orman yangınlarında da kuvvetli rüzgâr, aşırı sıcak, yakıcı kuraklık ve düşük nem suçlu ilan ediliyor. Başarısızlığı ele alış tarzımız yanlış eleştiriler eğitici, yol gösterici ve zayıf olduğundan insanlarımız yetişip olgunlaşmıyor. Gazali’nin dediği gibi; “Âlim yok olup gittiği zaman âlem de yok olup gidiyor”
01.06.1965 Diyarbakır doğumlu. Lisans, Yüksek lisans ve Doktora eğitimini: Ankara Gazi Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor A.B.D.’da tamamladı.
Ulusal ve uluslararası bilimsel Kongre ve Sempozyumlarda 84 bildirisi bulunmaktadır.
Ulusal ve uluslararası spor bilimleri dergilerinde 45 yayınlanmış makalesi yer almıştır.
“O Küçe Senin Bu Küçe Benim”, “Kulübümüz Köklü, Camiamız Büyük Allah Kerim”, “Köşeli Yazılar”, “Top Patladı Şimdi Onarma Zamanı”, “İletişim”, “Sporda İletişim”, “Futbolda Yıldırma” ve “Her Sorun Futbola Gol Oluyor” kitaplarını yazdı.
TBMM ve bazı bakanlıklarda çeşitli komisyonlarda görev aldı.
Birçok ödül sahibi, Manisa Celal Bayar Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi Rekreasyon Anabilim Dalı Öğretim Üyesi olan yazar evli ve iki çocuk babası.