bahrivreskala@gmail.comİstanbul-İzmir Gençlik ve Spor e. İl Müdürü, TMOK Konsey Üyesi, İzmir KulüplerBirliği Kurucu ve Danışma Kurulu Üyesi, Türkiye Futbol Adamları Derneği İzmirŞube Başkanı, Genel Merkez Yönetim Kurulu Üyesi, Ege Tenis Eğitim VakfıKurucu Üye ve Başkanı, Atletizm, Futbol, Masa Tenisi, e. Hakemi, Atletizm, SualtıYüzme Federasyonları e. Üyesi.
Futbol tarihi tam olarak bilinmemekle birlikte, çok eski çağlara kadar uzandığı tahmin edilmektedir. Modern futbol ise 19. yüzyılın ortalarında İngiltere’de başlamıştır. Bu dönemde futboldaki kurallar belirlenmiş ve dünyaya yayılmıştır. Futbol sadece bir spor dalı değil, birçok insan için büyük bir heyecan ve ilgidir. Her yaş grubunu bir araya getiren güzel bir oyun, eğlenme ve rekabet alanıdır. Ayrıca futbol günümüzde de çok önemli bir endüstri dalıdır. Hem amatör hem profesyonel olarak oynanan ve her yaştan insanın ilgisini çeken ve tercih edilen bir spor dalıdır. Günümüzde 8,3 milyar kişinin yaşadığı dünyamızda 4 milyara yakın izleyicisi ve 250 milyon lisanslı futbolcusu ile birinci sırada yer alır.
Ülkemizde de spor denilince ilk akla gelen spor dalı futboldur. Yapılan bir araştırmada; “En sevdiğiniz spor dalı hangisidir?” diye sorulduğunda, cevap olarak %60’ı futbol olmuştur. İnsanımızın spora yaklaşımı duygusaldır; tuttuğu takımı çok önemser ve değer verir. Kaybedince üzülür, kazanınca sevinir, futbolu ailesinden biri gibi görür. Ancak futbol, sadece bir fiziksel uğraş ve seyir sporu değil, aynı zamanda bazı kişilerin yaşamıdır.
Bilindiği üzere ülkemizde ilk futbol 19. yüzyılın son döneminde oynanmaya başladı. Osmanlı döneminde Selanik’te yakılan ilk ateş, zaman içinde İzmir’e geldi. İlk futbol kulübü İzmir’de İngilizler tarafından kurulmuştur. İlk futbol karşılaşması 1877’de İzmir’de futbol azınlıklarının oynadığı karşılaşmadır. Daha sonra, 1897 yılında İzmir’den İstanbul’a giden karmanın İstanbul karmasıyla karşılaşması, Anadolu’da oynanan ilk futbol karşılaşmasıdır. İlk Türk futbol takımı ise Fuad Hüsnü Bey ile Reşat Danyal Bey tarafından devrin hafiyelerinden kaçabilmek adına İngilizce isimle kurulan “Black Stocking”dir. Bu takımın Rumlarla Papazın Çayırı’nda 1901’de oynadığı karşılaşma ise bir Türk takımının ilk futbol maçı olarak kayıtlara geçmiştir. Türk gençleri arasında futbolun tam olarak yerleşmesi 1908-1928 yılları arasıdır. Kadıköy Futbol Kulübü 1902, Beşiktaş 1903, Galatasaray 1905, Fenerbahçe 1907, Beykoz, Üsküdar Anadolu ve Vefa 1908, İstanbul Altınordu İdman Yurdu 1909, MKE Ankaragücü 1910, Küçükçekmecespor 1911, Karşıyaka ve Şuhut Belediye Hisar Spor 1912, Altay 1914, Altınordu 1923, Göztepe 1925, Bucaspor 1928 futbol takımları kuruldu. Zaman içinde kurulan takım sayıları arttı. Devamında 1959 yılında profesyonel 1. Lig kuruldu. 2002-2003 futbol sezonunda 1. Lig’in ismi Süper Lig oldu.
TFF tarafından 22.06.1989 tarihinde çıkartılan Profesyonel Futbol Talimatı’nın 52. maddesi gereğince kulüpler, profesyonel takımlarını TTK – Türk Ticaret Kanunu’na göre ticari işletme haline getirebilmek için şirket kurabilir, kurulmuş olan şirketlere devredebilir veya profesyonel takımlarını kiraya verebilirler. Zaman içinde futbolun büyük bir endüstriye dönüşmesi, yarattığı parasal değerlerin çok büyümesi ve futbola olan ilginin artması, bu spor dalının bağımsız bir yapı içerisinde yönetilmesini zorunlu kılmıştı. Devamında 17.06.1992 tarihinde 3813 sayılı Kanunla TFF – Türkiye Futbol Federasyonu özerk hale getirildi.
Ancak bütün bu güzel gelişmelere rağmen günümüzde futbolumuzda yaşanan bahis skandalları tüm spor camiamızı ve ülke olarak hepimizi çok üzdü. Bu durum futbolumuz adına çok üzücü ve yüz kızartıcı bir olaydır. Futbolumuzda nereden nereye geldiğimizin göstergesidir. Güzelliklerle geçen eski güzel günlerden, bahis skandallı günlere geldik. Konu hem TFF – Türkiye Futbol Federasyonu hem de İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından tespit edildi ve gerekli yasal işlemlere başlandı. Spor endüstrisinin çok büyümesi bazı kişileri; futbolcu, sporcu, kulüp başkanı ve yöneticileri yasadışı bir yola yönlendirdi. O kadar ki gözaltına alınanlar içinde yıldız futbolcular, kulüp başkanları ve görsel basın mensubu futbol yorumcusu bir kişi de var. Durum o kadar vahim ki, bahis skandalında ikinci dalga başladı ve konu “şike”ye kadar uzandı. Bu da daha büyük sorunları beraberinde getirecektir. Eğer bir futbolcu kendi takımı ile de ilgili yasal olmayan bir iş yaparsa, orada futbolda olması gereken centilmenlikten, Fair-Play’den bahsetmek mümkün değildir. Yönetmeliklere ve kanunlara aykırı davranılırsa suç olur; bunun da bir karşılığı olacağı kesindir ve temiz futbol için olmalıdır.
Önceki yıllarda kulüp başkan ve yöneticileri bu görevi hobi olarak yapıyorlardı. Hatta bazıları yaptıkları maddi destekleri geri almıyor, kulübe bağışta bulunuyorlardı. Ayrıca önceki yıllarda, şimdiki bazı başkan ve yöneticiler gibi kulübü ağır borca sokmuyor, aşırı sayıda yabancı futbolcu ve teknik direktör transfer etmiyorlardı. Kulübün geleceği için daha çok takımın altyapısına önem veriyorlardı. Altyapıdan gelen futbolcularda forma aşkı, paradan önce geliyordu. Yabancı futbolcu ve teknik direktörlerde maalesef forma aşkı yerine para aşkı önce geliyor. Hatırlanacağı üzere 2002 yılında kendi teknik direktörümüz Şenol Güneş ile A Milli Futbol Takımımız dünya üçüncüsü olmuştu. Ayrıca 2000 yılında da Galatasaray Kulübü, Fatih Terim ile Avrupa Şampiyonu olmuştu. O tarihte Galatasaray’da üç yabancı futbolcu vardı. Günümüzde ise takımlarımızın çoğunda yabancı futbolcu sayısı çok fazladır ve bana göre de futbolumuzu olumsuz etkilemektedir. Hatta aşırı sayıda yabancı futbolcu ve teknik direktörler için ülkemiz bir spor cennetidir. Futbolumuzun başarılı olabilmesi için altyapıya ağırlık verilmeli, kendi teknik direktörlerimize ve futbolcularımıza güvenilmelidir. Yabancı futbolcu sayısının 2000’li yıllarda olduğu gibi 3’e indirilerek azaltılması önemli ve gereklidir. Ve de bütün kulüplerimiz, kısa vadeli günü kurtarıcı projelere değil, uzun vadeli başarıyı getirecek kalıcı projelere öncelik vermelidir.