bahrivreskala@gmail.comİstanbul-İzmir Gençlik ve Spor e. İl Müdürü, TMOK Konsey Üyesi, İzmir KulüplerBirliği Kurucu ve Danışma Kurulu Üyesi, Türkiye Futbol Adamları Derneği İzmirŞube Başkanı, Genel Merkez Yönetim Kurulu Üyesi, Ege Tenis Eğitim VakfıKurucu Üye ve Başkanı, Atletizm, Futbol, Masa Tenisi, e. Hakemi, Atletizm, SualtıYüzme Federasyonları e. Üyesi.
Tarihi… Klasik Antik Çağ Dönemi… Klasik Antik Çağ dönemi olarak kabul edilen MÖ 8. yüzyıl ile MS 5. yüzyıl arasındaki Greko-Romen dünyası denilen, Antik Yunanistan ve Antik Roma’nın iç içe geçmiş uygarlıklarını kapsayan, Akdeniz merkezli kültürel tarih dönemidir. Bu dönemde kurulan Foça’nın kuruluşu ile ilgili çok çeşitli anlatımlar vardır. Antik dönemlerde Foça, Phokaia olarak anılıyordu. Bazı tarihçilere göre Antik Çağlarda Yunanistan’ın orta kısmında yaşayan Phokis’liler, Atinalı komutanlar Phligones ve Damos yönetiminde bölgeye hâkim olan Kyme (Aliağa yakınında) kentinin verdiği izinle bugünkü Foça’nın bulunduğu yerde Phokaia’yı kurdular. Bir başka anlatıma göre Foça, diğer ismiyle Phokaia, adını şehri çevreleyen adalarda yaşayan foklardan almıştır.
Foça Kalesi… 1055 yılından 1797 yılına kadar İtalya Yarımadası’nın kuzeybatısında bulunan Ligurna adlı bölgede yaşamış olan Cenevizliler, ilk zamanlarda bir şehir devleti olarak varlıklarını sürdürmekteydi. Daha sonra ise Cenova merkezli olarak hüküm süren bir denizci cumhuriyeti olarak anılmışlardır. 13. yüzyılda Ceneviz Cumhuriyeti’nin bir parçası olan Foça Kalesi, Cenevizliler tarafından yeniden inşa edilmiştir.
Ülkemiz için önemli bir anlam taşıyan Foça Kalesi’nde dikkat çekici bir olay yaşanmıştır. Osmanlı Dönemi’nde 1326 ile 1359 yılları arasında beylik yapmış olan Orhan Gazi’nin oğlu, 12 yaşındaki Şehzade Halil, 1357 yılında İzmit Körfezi’nde tekne gezisi yaparken Foçalı korsanlar tarafından kaçırılmış ve bu kalede alıkonulmuştur.
Foça’nın ilk yerleşim tarihi olan Tunç Çağı’nın başlarından (MÖ 3000) itibaren yaklaşık beş bin yıllık kültürel ve tarihî mirası, hükümdarları, tüccarları ve yetiştirdiği önemli insanlarıyla Foça, önemli bir yere ve konuma sahiptir. Foça, sahip olduğu değerlerle gelişimini günümüze kadar korumuş ve bu haliyle varlığını sürdürmüştür.
Günümüzde Foça…
1867 yılında Foça ve bucağı Yeni Foça birleştirilerek Manisa ilimize bağlandı. 15 Mayıs 1919’dan 11 Eylül 1922’ye kadar Yunanlıların işgali altında kaldı. Kurtuluş Savaşı’mızdan sonra yeniden ülkemiz yönetimine giren Foça, günümüzde İzmir ilimize bağlı ilçelerden biridir.
Ülkemizde 2024 yılında yapılan son nüfus sayımına göre şehir nüfusu 40.592, köylerin toplam nüfusu ise 3.908’dir. İzmir’in yaklaşık 70 km kuzeyinde bulunan ve Antik Çağ’dan günümüze İyon esintileri taşımaya devam eden turizm cenneti Foça, 5 bin yıllık bir geçmişe sahiptir. Sahip olduğu birçok tarihî mirasını, eserlerini ve yerleşim alanlarını günümüze kadar korumuştur.
İzmir Gençlik ve Spor İl Müdürlüğüm sırasında devletimiz tarafından sporla ilgili birçok spor tesisi yapılmıştır. Bunlardan biri de denizci şehri olarak kabul edilen Foça’ya kazandırılan 100 kişi kapasiteli, konaklamalı modern “Yelken Eğitim Tesisleri”dir. O yıllarda görevim gereği emekli olduğum 1998 yılına kadar sık sık Foça’ya gidiyordum. Her gidişimde Foça’nın doğal ve tarihî güzelliklerine hayran kalıyordum.
Aynı zamanda bir turizm ilçesi olan Foça; iki katlı tarihî evleri, korunan yeşil alanları ve betona teslim edilmeyen doğal yapısıyla herkesin ilgisini çekiyordu. Foça’yı seven bir İzmirli olarak, o günkü yerel yöneticilerle bu tarihî güzelliklerin korunması ve yeni yapılaşmada yüksek inşaatlara izin verilmemesi gerektiği konusunda görüşmeler yapıyorduk.
Aradan geçen 28 yılda Foça’ya hiç gitmedim. Bir işim nedeniyle geçen hafta yaptığım ziyarette, Foça’nın yıllar önceki halini düşündüm ve burada da İzmir’de ve diğer bazı şehirlerimizde olduğu gibi iki katlı evler yerine yüksek katlı binalar göreceğimi tahmin ediyordum; ancak yanıldım. Yıllar önceki güzelliğini korumuş bir Foça ile karşılaştım ve çok mutlu oldum.
Bu güzel durum insana huzur ve rahatlık veriyor. Zira çok katlı şehirlerdeki trafik çilesi, gürültü ve aşırı stresli yaşam yerine, insana huzur veren sakin bir yaşam vardı. Elbette Foça da büyümüş, nüfusu artmış ve gelişmişti. Ancak eski güzellikler korunmuş, yeni inşa edilen yapıların tamamı iki katlı evlerden oluşmuş ve çoğu da tarihî taş evlere benzer şekilde yapılmıştır. Bu durum da Foça’da yaşayanlara rahatlık ve huzur sağlamaktadır.
Anladım ki Foça için boşuna “Sakin Şehir” denilmemiş; Foça bu güzel unvanı gerçekten hak etmiş. Bunu sağlayanlara bir vatandaş ve üst düzey bir spor yöneticisi olarak çok teşekkür ediyorum. Yapılan yerleşim planlamaları ve projeler kısa vadeli değil, olması gerektiği gibi uzun vadeli, tarihî dokuyu ve eski güzellikleri koruyan bir anlayışla hayata geçirilmiş.
Dileğim; tarihî ve doğal güzelliklere sahip tüm il ve ilçe yerel yönetimlerinin, geleceği de düşünerek bu anlayışı benimsemeleri ve gelecek nesillere güzel, rahat yaşanacak şehirler bırakmalarıdır. Bunun için yerel yönetimlerin işlerini taviz vermeden yapmaları son derece önemlidir. Şehirler; yaşam alanları, ulaşım kolaylığı, sakinliği ve tarihî kimliğiyle vatandaşlara huzur vermelidir.
Yöneticilik; kısa vadeli projelerle günü kurtarmak değil, çok uzun vadeli, geleceğe dönük, kalıcı, yaşamı kolaylaştıran ve huzur veren projelere ağırlık vermektir. Yeni yerleşim alanlarında yapılacak inşaatlar dikey değil, Foça’daki gibi yatay olmalıdır. Yaşanılan şehirler, yaşayanlara huzur ve güven vermelidir.