bahrivreskala@gmail.comİstanbul-İzmir Gençlik ve Spor e. İl Müdürü, TMOK Konsey Üyesi, İzmir KulüplerBirliği Kurucu ve Danışma Kurulu Üyesi, Türkiye Futbol Adamları Derneği İzmirŞube Başkanı, Genel Merkez Yönetim Kurulu Üyesi, Ege Tenis Eğitim VakfıKurucu Üye ve Başkanı, Atletizm, Futbol, Masa Tenisi, e. Hakemi, Atletizm, SualtıYüzme Federasyonları e. Üyesi.
Şehir nedir? Şehir; belli planlara göre hazırlanmış, sınırları belli ve nüfusu on binin üzerinde olan, çalışan nüfusun çoğunun ticaret, tarım, sanayi ve hizmet sektöründe yer aldığı çok nüfuslu yerleşim merkezidir. “Şehir” ve “kent” sözleri Türkçemizde birbirinin yerine kullanılan, kökenleri ayrı, anlamları aynı olan iki sözdür. Son zamanlara kadar sadece şehir olarak kullanılan sözcük, aynı anlamı taşıyan kent olarak da kullanılmaya başlanmıştır.
Şehirler, insanların var olduğu ilk günden beri mevcut olmasalar da en az beş bin yıldan beri varlığını sürdüren yerleşim birimleridir. Başlangıçta göçebe bir hayat süren insanlar, özellikle tarım devriminden sonra birlikte yaşamaya başlamışlardır. Birlikte yaşanan yerleşik hayatın en önemli özellikleri arasında yer alan dayanışma ve ortak yaşam, ilk şehirlerin kurulmasına vesile olmuştur. Şehirlerin kurulmaya başlaması çok eskidir. 19. yüzyıl başlarına kadar şehirlerin gelişimi oldukça yavaş seyretmiştir. Sanayileşmenin başlamasıyla birlikte şehirler hızla büyümüş ve çok sayıda küçük yerleşim yeri şehir statüsü kazanmıştır.
İlk şehirler nasıl ortaya çıkmıştır?
İlk zamanlarda tarımla uğraşan insanların yerleşik bir alanda birlikte yaşamaları köylerde başlamıştır. Birlikte yaşama geçilen bu yıllarda birkaç yüz kişiden oluşan köyler ortaya çıkmıştır. Verimli tarım alanlarının bulunduğu ve ilk uygarlıkların kurulduğu Mezopotamya, İndus, Nil ve Sarı Irmak vadilerinde, bugünkü büyük şehirlerin temelleri olan ve her birinde binlerce kişinin yaşadığı ilk şehirler kurulmuştur.
Mezopotamya uygarlıkları, günümüzde Dicle ve Fırat Nehirleri kıyıları olarak anılan bölgede; Irak ve Kuveyt’te kurulmuştur. M.Ö. yaklaşık 12.000–6.000 yıllarını kapsayan ve Neolitik (Yeni Taş / Cilalı Taş Çağı) ya da Tarım Devrimi olarak adlandırılan bu dönemde “erken dönem” uygarlıkları oluşmaya başlamıştır. Önemli Mezopotamya uygarlıkları arasında Sümer, Asur, Akad ve Babil uygarlıkları yer alır.
Mezopotamya; günümüzde Irak, kuzeydoğu Suriye, Türkiye’nin Güneydoğu Anadolu Bölgesi ve güneybatı İran topraklarını kapsamaktadır. İnsanların ilk defa tarım yapmasıyla birlikte, toplumların yerel, bölgesel ve küresel ekonomiye bağlı olarak nasıl geliştiği, durgunlaştığı ve gerilediği ya da çöktüğü bu dönemde gözlemlenmiştir. Büyük bölümü bugünkü Irak sınırları içinde kalan bu bölge, tarihte birçok medeniyetin beşiği olmuştur.
Ülkemizde bu bölgede yer alan Fırat ve Dicle havzaları ile Yukarı Mezopotamya ovalarında bulunan 9 ilimiz vardır. Bu iller; Adıyaman, Batman, Diyarbakır, Gaziantep, Kilis, Siirt, Mardin, Şanlıurfa ve Şırnak’tır. Bu çağda insanların üretici hayata geçtikleri görülmektedir. Hayvan türleri başta olmak üzere çeşitli bitki türleri bu dönemde evcilleştirilmiştir. İlk köyler ve şehirler bu çağda ortaya çıkmıştır.
İlk şehirlerin buralarda kurulması tesadüf değil, bilinçli bir tercihti. Tarım ve hayvancılığın yapıldığı ilk şehirlerin neredeyse tamamı; su kaynaklarının bol olduğu, iklimin ılıman, toprakların tarıma elverişli ve verimli olduğu alanlarda kurulmuştur. Zaman içinde tarımın artması, şehirler arası ticareti geliştirmiştir. Devamında şehirlerin büyümesi, savunma ve yönetim ihtiyacını ortaya çıkarmıştır. Bu durum, şehirlerin yönetilebilen ve savunulabilen askeri güce sahip yerleşimler olduğunu göstermektedir. Birlikte yaşama sonucu kurulan ilk şehirler, zaman içinde birçok yeni şehrin kurulmasına öncülük etmiştir.
Şehirler, yaklaşık beş bin yıldır varlıklarını sürdüren yerleşim birimleridir. İlk kurulduğu günden günümüze kadar nüfus artışı ve çeşitli nedenlerle insanlar birçok kez şehir değiştirmiştir. Bu durum şehirlerin büyümesine, yatay yerleşimlerin yerini gökdelenlerin almasına yol açmıştır. Geleceğe dönük uzun vadeli projelerin uygulanmadığı ve sağlıklı şehir planlamasının yapılmadığı bazı şehirlerde ulaşım sorunları yaşanmakta, bu da yaşam kalitesini olumsuz etkilemektedir. Buradaki temel hata, geleceği öngöremeyen yöneticilerdedir.
Hatırlanacağı üzere, geçmişte İzmir’de Karşıyaka, Alsancak ve Güzelyalı’ya kadar uzanan sahil şeridinde, şarkılara konu olan iki katlı evler bulunuyordu. Günümüzde ise bu tarihi evlerin yerini, imbatı kesen ve adeta bir “Çin Seddi” oluşturan bitişik nizam apartmanlar almıştır. Bu tarihi dokuyu yok edenleri tarih affetmeyecektir. Ne yazık ki benzer hatalar devam etmiş, hatta bazı bölgelerde 40 katlı yapılar inşa edilmiştir. Sonuç olarak yollar yetersiz kalmış ve İzmir’de “yol yok, bina çok” anlayışı gerçeğe dönüşmüştür. Birçok yabancı ülkeyi görmüş bir İzmirli olarak bu durumu doğru bulmuyorum. Yöneticilik, günü kurtarmak değil; geleceğe yönelik uzun vadeli projeleri hayata geçirmektir.