r.yilmaz50@gmail.com1961 Bartın doğumlu. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde okudu.Gazetecilik Mesleğine 1983 yılında Günaydın Gazetesi’nde başladı.TSA, Dünya, Akşam ve Aydınlık Gazetesi, 24 TV (Spor Müdür Yardımcısı) ve TRT Spor’da (Haber Müdürü) çalıştı.TGC, TSYD ve TMOK (30 yıllık) Üyesi,
TMOK Fair Play Komisyonu Başkanı,Bir dönem (2021-2025) Avrupa Fair Play Birliği (EFPM) Denetleme Kurulu Üyeliği yaptı,
Türk Spor Ajansı ve Hotel Gazetesi Yayın Danışmanı,
Halen Türk Spor Ajansı'nda köşe yazılarına devam ediyor,Değer Otizm Derneği gönüllüsü.
2 adet biyografi ve 1 şiir kitabının editörlüğünü yaptı.
Avrupa Fair Play Birliği’nce (EFPM) Tanıtım ve Eğitim dalında Vox Award ve Dünya Fair Play Konseyi’nce (CIFP) Tanıtım dalında Şeref Diploması ile ödüllendirildi.
Bu yazı, bir başarı öyküsünün nasıl adım adım değersizleştirildiğini ve fair play gibi evrensel bir kavramın, liyakatten uzak uygulamalarla nasıl içinin boşaltıldığını anlatıyor. Başlangıçta bir bilinç hareketi olarak yola çıkan Fair Play Üniversiteler Kervanı’nın, bugün hangi noktaya sürüklendiğini görmek, yalnızca spor camiası için değil, eğitim dünyası için de ciddi bir uyarı niteliği taşıyor.
2014 yılında, Erdoğan Arıpınar Başkanlığındaki, Prof. Dr. Bilge Donuk’un 2. Başkanlığını yürüttüğü Türkiye Fair Play Komisyonu tarafından başlatılan Üniversiteler Fair Play Kervanı, 11 yıl boyunca Türkiye’nin dört bir yanında örnek gösterilecek bir bilinç hareketine dönüştü. Bu süre zarfında 69 üniversite ziyaret edildi; Spor Bilimleri Fakültelerinde düzenlenen panellerle binlerce öğrenciye ulaşıldı ve adeta ülkenin dört bir yanına fair play tohumları ekildi.
Bir Bilinç Hareketi Olarak Fair Play Kervanı
Bu projenin temel amacı son derece açıktı: Bugünün öğrencileri, yarının antrenörleri, beden eğitimi öğretmenleri ve spor yöneticileri olacaktı. Ve onlar görev aldıklarında, sporun yalnızca skorla değil; ahlakla, adaletle ve vicdanla yapılması gerektiğini bileceklerdi. Fair play, bir slogan değil; bir davranış biçimi, bir yaşam anlayışı olarak aktarılacaktı.
2025 yılı Mart ayındaki TMOK Genel Kurulu’na kadar bu anlayış istikrarlı ve saygın bir biçimde sürdürüldü. Komisyonda görev alan isimler; başta Erdoğan Arıpınar olmak üzere, akademik birikimi yüksek, ulusal ve uluslararası düzeyde saygınlığı olan, fair play felsefesini yalnızca anlatan değil, yaşayan insanlardan oluşuyordu. Okullarda sergiler açılıyor, öğrencilere ücretsiz fair play rozetleri, kitaplar ve broşürler dağıtılıyor; kısacası üniversite kampüsleri bir günlüğüne de olsa baştan sona fair play ruhuyla donatılıyordu.
Bu organizasyon Fair Play dünyasında bir ilk olarak, Dünya Fair Play Konseyi (CIFP) tarafından, tanıtım dalında en büyük ödül ile taltif edildi.
Yönetim Değişikliği ve Kırılma Noktası
Mart 2025’te yapılan TMOK Genel Kurulu ile birlikte yönetim değişti. Sayın Uğur Erdener’in yerine seçilen Sayın Ahmet Gülüm başkanlığında yeni bir yönetim oluştu; doğal olarak TMOK bünyesindeki tüm komisyonlar da yeniden yapılandırıldı. Fair Play Komisyonu Başkanlığı’na, Erdoğan Arıpınar’ın yetiştirdiği isimlerden biri olan Haldun Domaç getirildi.
Ancak bu noktadan sonra yaşananlar, fair play kavramının ruhuyla bağdaşmayan bir sürecin başlangıcı oldu. Göreve gelir gelmez yapılan ilk icraat, yıllarını bu alana vermiş, dünyada ilk fair play müzesinin Türkiye’de kurulmasına öncülük etmiş, Türk Fair Play’inin kurucularından biri olan CIFP Başkan Yardımcısı Erdoğan Arıpınar’ın, komisyon ofisinin kapısında yer alan isminin sökülmesi oldu. Gelen tepkiler üzerine bu karardan geri dönülse de, bu adım yaşanacakların ilk işaretiydi.
Yeni komisyon yapısında, geçmişte Arıpınar döneminde görev almış ancak uyumsuzlukları ve fair play anlayışına mesafeleri nedeniyle yolları ayrılmış bazı isimlerin yeniden yer alması da dikkat çekti.
İsim Kaldı, Ruh Değişti
Yeni komisyon, Arıpınar döneminde Türkiye’de ve dünyada en çok ses getiren organizasyonlardan biri olan Fair Play Kervanı’nı önce farklı bir adla sürdürmeye çalıştı. Beklenen ilgi görülmeyince bu kez eski isme dönülerek “TMOK Fair Play Kervanı” adıyla yola devam edildi. Ancak isim aynı kalsa da içerik, yaklaşım ve temsil anlayışı çoktan değişmişti.
Bu değişimin en çarpıcı ve en üzücü yansıması, komisyonun Ankara Üniversitesi’ne yaptığı ziyarette ortaya çıktı. Fair play tarihinde daha önce hiç rastlanmamış bir tablo yaşandı.
Yanlış Örnekler, Eksik Bilinç
Ankara Üniversitesi’ndeki panelde yaşanan dikkat çekici durum ise, fair play kavramını anlatmak adına verilen örneklerin vahameti oldu. Konuşmacılardan birinin Sırp tenisçi Novak Djokoviç’i fair play örneği olarak sunması, salondaki öğrenciler ve konunun içinden gelen isimler arasında şaşkınlık yarattı. Zira Djokoviç, tenis dünyasında fair play davranışlarıyla değil; saha içi ve dışındaki tartışmalı tutumlarıyla sıkça gündeme gelen bir isim olarak biliniyor. Nitekim ekip içinden bir kişi söz alarak bu tercihin talihsiz olduğunu ifade etmek zorunda kaldı.
Daha da düşündürücü olan ise, Türkiye’de kendisinden yaşça büyük bir gazeteciyi uçakta tokatlaması ve bir müzisyeni hastanede silahla tehdit etmesi gibi olaylarla hafızalara kazınan Arda Turan’ın fair play bağlamında örnek olarak anılmasıydı. Bu örnekler, yaşanan kopuşun yalnızca organizasyonel değil; zihinsel ve kavramsal düzeyde de derinleştiğinin en somut göstergesiydi.
Ankara Üniversitesi’nde Yaşanan Kırılma
O gün salonda bulunan fair play’e yakın bir akademisyenin ifadesi çarpıcıydı: “Utandım. Eski komisyonun saygınlığını bildiğim için, yeni ekibin düştüğü durumdan ben utandım.”
Panel başlangıçta olağan seyrinde ilerledi. Ancak kısa sürede, Ankara Üniversitesi’nin iyi eğitimli ve sorgulayıcı öğrencileri sunumlardaki yüzeyselliği fark ettiler. Anlatımlar, konunun uzmanı tarafından hazırlanmış olma derinliğini taşımıyordu. Yapay zekâdan ve internet tanımlarından derlenmiş izlenimi veren içerikler, öğrenciler tarafından açıkça hissedildi.
Soru-cevap bölümünde, konuşmacıların sorulara yanıt verememesi üzerine panel kontrolden çıktı. Öğrenciler, tatmin edici yanıtlar alamayınca tartışma ortamı oluştu. Duruma Ankara Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi Dekanı, spor ve meslek etiği konusunda eserleriyle tanınan Prof. Dr. Semiyha Tuncel müdahale etti ve “Fair play–etik ilişkisini açıklamak bana düşüyor” diyerek sahneye çıktı.
Bu açıklama, öğrenciler tarafından coşkuyla alkışlandı. Alkışlar, panelistlere yöneltilmiş net bir memnuniyetsizlik mesajıydı. Protestolar ise, Fair Play Komisyonu tarihinde bir ilk olarak kayda geçti.
Burada akla gelen ilk soru, TMOK’un prestijini de sarsacak olan bu olaydan Sayın Başkan Ahmet Gülüm’ün haberi olup olmadığı!
Bir Uyarı ve Acı Bir Öngörü
Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi adına, yıllar boyunca Üniversiteler Fair Play Kervanı olarak ziyaret ettikleri her okulda, saygıyla karşılanan, alkışlanan ve örnek gösterilen organizasyonda, ilk kez katılımcılarını hoşnutsuz bırakarak salonu terk etmesi, gelinen noktanın en açık göstergesiydi.
Bu tablo, 2025 yılında Fair Play Komisyonu baştan aşağı yenilendiğinde bir akademisyenin yaptığı şu uyarıyı hatırlatıyor: “Siz fair play’in çıtasını o kadar yükselttiniz ki, sizden sonra gelenler bunu geçemeyecekleri için çıtayı devirmek zorunda kalacaklar!”
Bugün yaşananlar, bu sözlerin ne kadar isabetli olduğunu acı bir biçimde ortaya koyuyor.
1961 Bartın doğumlu. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde okudu. Gazetecilik Mesleğine 1983 yılında Günaydın Gazetesi’nde başladı. TSA, Dünya, Akşam ve Aydınlık Gazetesi, 24 TV (Spor Müdür Yardımcısı) ve TRT Spor’da (Haber Müdürü) çalıştı. TGC, TSYD ve TMOK (30 yıllık) Üyesi,
TMOK Fair Play Komisyonu Başkanı, Bir dönem (2021-2025) Avrupa Fair Play Birliği (EFPM) Denetleme Kurulu Üyeliği yaptı, Türk Spor Ajansı ve Hotel Gazetesi Yayın Danışmanı,
Halen Türk Spor Ajansı’nda köşe yazılarına devam ediyor, Değer Otizm Derneği gönüllüsü.
2 adet biyografi ve 1 şiir kitabının editörlüğünü yaptı. Avrupa Fair Play Birliği’nce (EFPM) Tanıtım ve Eğitim dalında Vox Award ve Dünya Fair Play Konseyi’nce (CIFP) Tanıtım dalında Şeref Diploması ile ödüllendirildi.
Okuduğum yazı beni çok üzdü açıkçası.
Nasıl bir emek özveri ve hassasiyetle bugünlere gelinmiş bir başarı öyküsünün son geldiği durum bu olmamalıydı. Bilinçli ve sorgulayan genç nesil, yapay zekadan derlenmiş sığ içerikleri değil, sahici ve samimi bir duruşu hak ediyor. Seçilen talihsiz örneklerde ayrı bir travma bana göre.
Bu kıymetli başarı öyküsünün adım adım değersizleştirilmesini bu kadar net ifade ettiğiniz için teşekkürler.
Evet durumu o kadar iyi anlıyorum ki maalesef yeni kurulan komisyonlar mevcut olanlar ile birlikte yeniden yapılanma kararı geçmişteki tecrübeler ile birlikte komite oluşmasını tercih etmeden sil baştan yaptılar. Bunun sonucunda da ilk toplantıda Öğrenmiş olduk. Demek ki gerçekten çıtayı yükseltmiş olmak bazı durumlarda çok fazla anlam ifade etmiyor. TMOK üyesi olarak uzun yıllar Fair Play komitesinde görev almış olanlara teşekkür ediyorum. Açtıkları yolları tarihte yerini alacaktır
Okuduğum yazı beni çok üzdü açıkçası.
Nasıl bir emek özveri ve hassasiyetle bugünlere gelinmiş bir başarı öyküsünün son geldiği durum bu olmamalıydı. Bilinçli ve sorgulayan genç nesil, yapay zekadan derlenmiş sığ içerikleri değil, sahici ve samimi bir duruşu hak ediyor. Seçilen talihsiz örneklerde ayrı bir travma bana göre.
Bu kıymetli başarı öyküsünün adım adım değersizleştirilmesini bu kadar net ifade ettiğiniz için teşekkürler.
Evet durumu o kadar iyi anlıyorum ki maalesef yeni kurulan komisyonlar mevcut olanlar ile birlikte yeniden yapılanma kararı geçmişteki tecrübeler ile birlikte komite oluşmasını tercih etmeden sil baştan yaptılar. Bunun sonucunda da ilk toplantıda Öğrenmiş olduk. Demek ki gerçekten çıtayı yükseltmiş olmak bazı durumlarda çok fazla anlam ifade etmiyor. TMOK üyesi olarak uzun yıllar Fair Play komitesinde görev almış olanlara teşekkür ediyorum. Açtıkları yolları tarihte yerini alacaktır