ozdamarekrem@gmail.comMilli Sporculuk: Atletizmde Türkiye Rekortmeni, ISF 2. Balkan Şampiyonu, Avrupa 2., Dünya Oyunları 1., İslam Oyunları 1. Uluslararası kürsüler…Öğretmen Lisesi, Spor Akademisi Mezunu. GSGM Uzman Antrenör, GSGM İl Spor Müdürü Yardımcısı,Gazetecilik: TV Yapımcı, Yönetmen (61 adet Türkü Filmi, MagazinProgramları, Spor Programları, Haber, Drama Filmleri, Kurtuluşun İlk Kurşunları gibi belgeseller...
Atletizmde, olimpiyatlarda Citius, Altus, Fortius… Daha uzağa, daha yüksek, daha güçlü sloganı, düsturu, hedefleri; dünya futbolunun da taktik, fizik, psikolojik yapısı haline geldi artık.
Genel yapının daha çok koşmayı gerektirdiği modern futbolda, atletik özellikleri ile öne çıkan futbolcular tercih edilir oldu.
Futbolcunun hem topu koşturması hem de kendisinin çok koşması gerekiyor…
Yani biz akademisyenlerin deyimi ile anaerobik kondisyonu iyi olan futbolcular daha belirleyici oluyor artık, aerobik kondisyonlarının yanı sıra…
Bu parametrelerden baktığımızda Galatasaray, diğer takımlarımıza oranla kafa kafaya farkıyla finiște önde…
Son yıllarda lig maratonunu “en büyük” vasfıyla bitiren Cimbom’un bu dominant özelliği, 1., 2., 3. alanlardaki baskılı oyunu ile de farkını daha da avaz ediyor, bas bas bağırıyor…
Bu işi ancak körük ciğerliler yapabilir dercesine bir derece ve klas farkı ile…
Özetle anaerobik kapasite meselesi her takımın harcı değil…
Tam da burada yıllar önce Beşiktaş’a seri şampiyonluklar kazandıran İngiliz teknik direktör Gordon Milne’e dikkat çekmek, hatırlatmak isterim…
Siyah-beyazlıları öyle çalıştırıyordu ki, 90+90 iki maçı üst üste oynayacak kadar ileri idi futbolcuların kondisyonu… Öyle ki, rakipleri bitmeye başladığında Beşiktaş maça yeni başlamış gibi oynar ve özellikle ikinci yarının son çeyreğinde ardı ardına goller bulurdu…
O dönemin gazetecilerinden biri olarak bu sıradışı takımın antrenmanlarını izlerdim… Hiç unutmam, Gordon’dan izin almış ve bu kondisyon sırrına vakıf olmak istemiştim…
Circuit training (dairesel çalışma düzeni içinde istasyondan istasyona geçişli 12 istasyonlu güç ve vital kapasite antrenmanı) antrenmanlarını izlemiştim bir gün…
Her bir istasyonun başına geçip futbolcusuna tempo veriyordu Gordon Milne… “push push” diyerek… Tam da futbolcu yorgunluktan bittim, öldüm dediği anda…
Bir de antrenörünün hatırına ölmek…
Antrenmanda iki defa ölmek… Ama maçta 11 kişilik oyunu 22 kişi gibi oynayabilmek…
Velhasıl, onlarca yıl önce Beşiktaş’ın oynadığı oyunu dünya yeni keşfetti…