avnikupeli@hotmail.comTRT’de, uzun yıllar muhabir, spiker ve haber-spor dairesi başkan yardımcılığı görevlerinde bulundu. Türk Televizyonlarının ilk basketbol programı olan “Pota”yı 18 yıl aralıksız hazırlayıp, sundu. Bu dönem içinde TRT’nin yurt içi ve yurt dışında yayınladığı basketbol maçlarının televizyondan anlatımında bulundu. Çeşitli gazetelerde köşe yazarlığı da yapan, TMOK üyesi ve sürekli basın kartı sahibi. İstanbul Nişantaşı ve İstinye Üniversitelerinde Öğretim Görevlisi olarak yer alıyor.
Bu köşemizdeki bir önceki yazımızda siz değerli okurlarımızla Fenerbahçe Opet, Galatasaray Çağdaş Faktoring ve Çimsa ÇBK Mersin kadın basketbol takımlarımızın Avrupa arenasında bu sezon oynanmadık final ve kazanılmadık kupa bırakmadıklarından dolayı ulusça duyduğumuz gurur ve mutluluğu paylaşmıştık.
Kadınlar Basketbolumuzda kulüpler düzeyinde üst üste gelen bu başarılar madalyonun görünen yüzüydü. Peki, zafer sarhoşluğu ile göremediğimiz madalyonun öteki yüzündeki tablo nasıldı? Bu soruya, iki kelimeyle cevabımız ise ”çok acı” olacaktır. Madalyonun öteki yüzüne baktığımızda, yerli oyuncularımızın takımlarındaki yetersiz istatistikleri ile baş başa kaldık. Yabancı oyuncu ağırlıklı bu üç temsilcimizde forma giyen Türk oyuncularımızın ya süre alamadıkları ya da oyunda kaldıkları süreleri iyi değerlendiremediklerini gördük. Çok gerilere gitmeyelim ve gelin bu üç kadın basketbol takımımızın kadrolarında yer alan milli ağırlıklı yerli oyuncularımızın son final maçlarındaki istatistiklerine bir göz atalım:
Fenerbahçe Opet:
-Sevgi Uzun (22.55 dakikada, 2 sayı,2 ribaund, 1 asist, 2 top kaybı)
-Olcay Çakır (18.56 dakikada, 4 sayı,1 ribaund,2 asist, 1 top çalma,1 top kaybı)
-Takım Kaptanı Alperi Onar, Ayşe Yılmaz, Tuana Vural, Tilbe Şentürk (oynamadı veya oynatılmadı)
Galatasaray Çağdaş Faktoring:
-Derin Erdoğan (26.48 dakikada,5 sayı,2 ribaund, 1 asist, 5 top kaybı)
-Elif Bayram (16.59 dakikada, 2 sayı,4 ribaund,3 asist,1 top çalma)
-Gökşen Fitik (13.29 dakikada, 3 sayı, 2 ribaund, 1 top çalma, 2 top kaybı)
-Sude Yılmaz,Sehernaz Cidal,Zeynep Gül,Berna Şahin (oynamadı veya oynatılmadı.)
Çimsa ÇBK Mersin:
-Esra Ural Topuz (9.57 dakikada,2 sayı,2 riband )
-Sinem Ataş (6.34 dakikada,0 sayı,1 ribaund, 1 top çalma, 1 blok)
-Büşra Akbaş(4.36 dakikada 0 sayı,1 asist,2 top kaybı)
-Manolya Kurtulmuş,Asena Yalçın(oynamadı veya oynatılmadı.)
İşte yerli oyuncularımızın final maçları bazında ortaya koydukları bu tablo görünürde hiç de iç açıcı değilken, gerçekte ise ”çok acı” olarak karşımıza çıktı. Yani, kupaları ve finalleri yabancı oyuncular oynamış, yerli oyuncularımız ise seyretmiş veya kenarda havlu sallamış gibi bir hava oluştu. Hatta Fenerbahçe Opet’in, Galatasaray Çağdaş Faktoring ile oynadığı Euroleague’ in final maçında oynamayan veya oynatılmayan Takım Kaptanı ve Milli oyuncusu Alperi Onar’ın, kupa töreni sırasında kendisine takdim edilen Avrupa’nın kadınlar basketbolundaki en büyük kupasını, final maçının yıldızı ve takım arkadaşı Belçikalı Emma Meessemane’ye (20 sayı,5 ribaund,4 asist), ”bu kupayı kaldırmak senin hakkın” dercesine vermesi bile çok şeyi ifade etmesi açısından son derece anlamlıydı.
Şimdi de gelin, bu acı tablo içindeki yani son tahlildeki sorulara geçelim:
1-Özellikle Milli Takımlarımızda yer alan oyuncularımız, forma giydikleri kulüp takımlarındaki koçlarının kendilerini neden oynatmadıklarını veya az süreler verdiklerinin öz eleştirisini yapıyorlar mı?
2-Türk oyuncularımız acaba kendilerini geliştirmek için ekstra bir gayret sarf ediyorlar mı?
3-Kızlarıımız neden basketbolla başladıkları spor hayatlarını bir süre sonra voleybola geçerek devam ettiriyorlar?
4-Türkiye Basketbol Federasyonu neden ligimizde kulüp takımlarına aynı anda 2 yerli oyuncu oynatma zorunluluğunu getirmiyor?
5-90 Milyona yaklaşan bir nüfusa sahip ülkemizde neden gelecek vadeden oyuncu taraması yapılmıyor?
-Neden, neden, neden ?….
Kısaca, nedenler çok ama ne yazık ki çözüm üretenler ortada yok.
Bu arada yerli oyuncularımızdan bahsederken bir de hatırlatma yapalım: (A) Milli Kadın Basketbol Takımımız, 4-13 Eylül 2026 tarihleri arasında Almanya’nın başkenti Berlin’de düzenlenecek Dünya Kupası’nda mücadele edecek. Milli Takımımız, bu yılın mart ayında İstanbul’da düzenlenen elemelerin (C) grubunda, 5 maçta, 2 galibiyet . 3 mağlubiyet ve averajla üçüncü sırayı alarak, kadınlar (A) Milli takım seviyesinde tarihimizde üçüncü kez Dünya Kupası’na katılma hakkını kazanmıştı.
Dünya Kupası finalleri, elemelere hiç benzemez. Birbirinden güçlü takımların boy göstereceği dünya arenasında başarılı olabilmek için ekstra çalışmanın ve sürekli oynamanın gerekliliği de ortada. Ancak özellikle milli formayı giyen oyuncularımızın bu sezonki istatistikleri karşısında Dünya Kupası’nda işimizin hiç de kolay olmayacağı gerçeğini de göz ardı etmememiz gerekir. Özellikle takım sporlarında bir söz vardır. ”Oyuncu, oynayarak oyuncu olur.” denir. Bu noktada Kulüp takımlarımızın koçlarına seslenmek istiyorum; Değerli Koçlarımız, ”Eylül ayına kadar uzun sayılabilecek bir zamanımız olduğunu da düşünerek, lig aşamasının son günlerine yaklaştığımız bu dönemde, özellikle Milli Takımımızda forma giyen veya milli formanın adayı olan oyuncularınıza daha fazla süreler tanıyarak, onların maç oynama ritmini kazanmalarını sağlamanız”, sizlerin de bu çorbada birer tuzunuzun olduğu anlamını taşıyacaktır.”
Sonuçta, Milli Takımımız hepimizin takımı.
Sonuçta, Milli Takımımızın oyuncuları bizim oyuncularımız.
O halde sonuçta hep birlikte kenetlenme ve icraat zamanı.
TRT’de, uzun yıllar muhabir, spiker ve haber-spor dairesi başkan yardımcılığı görevlerinde bulundu. Türk Televizyonlarının ilk basketbol programı olan “Pota”yı 18 yıl aralıksız hazırlayıp, sundu. Bu dönem içinde TRT’nin yurt içi ve yurt dışında yayınladığı basketbol maçlarının televizyondan anlatımında bulundu. Çeşitli gazetelerde köşe yazarlığı da yapan, TMOK üyesi ve sürekli basın kartı sahibi. İstanbul Nişantaşı ve İstinye Üniversitelerinde Öğretim Görevlisi olarak yer alıyor.