rcengiz1965@gmail.com01.06.1965 Diyarbakır doğumlu. Lisans, Yüksek lisans ve Doktora eğitimini: Ankara Gazi Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor A.B.D.’da tamamladı.Ulusal ve uluslararası bilimsel Kongre ve Sempozyumlarda 84 bildirisi bulunmaktadır.Ulusal ve uluslararası spor bilimleri dergilerinde 45 yayınlanmış makalesi yer almıştır.“O Küçe Senin Bu Küçe Benim”, “Kulübümüz Köklü, Camiamız Büyük Allah Kerim”, “Köşeli Yazılar”, “Top Patladı Şimdi Onarma Zamanı”, “İletişim”, “Sporda İletişim”, “Futbolda Yıldırma” ve “Her Sorun Futbola Gol Oluyor” kitaplarını yazdı.TBMM ve bazı bakanlıklarda çeşitli komisyonlarda görev aldı.Birçok ödül sahibi, Manisa Celal Bayar Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi Rekreasyon Anabilim Dalı Öğretim Üyesi olan yazar evli ve iki çocuk babası.
Bir şehrin hikâyesi bazen kitap sayfalarında değil, bir stadın çimlerinde yazılır. Amedspor’un şampiyonluğu da tam olarak böyle bir metindir: Yıllardır biriken sözlerin, ertelenmiş sevinçlerin, yarım kalmış umutların ve sessizce büyüyen inancın sahaya düşmüş hâlidir.
Bu başarıyı yalnızca bir skor ya da tek bir sezonun hikâyesi olarak okumak eksik kalır. Çünkü sahada görülen, şehir hafızasının, kültürel sürekliliğin ve kolektif duygunun yansımasından da öte, çok daha derin ve zamana yayılmış bir birikimin sonucudur.
Bu hafızayı en iyi bu şehrin edebiyatı anlatır.
Ahmed Arif’in dizelerinde yalnızca bireysel bir duygu değil, bir coğrafyanın sıkışmışlığı, direnci ve suskunluğu vardır. O şiirlerde yankılanan ses, tribünlerde yıllardır biriken sabrın ve inatçı umudun başka bir biçimidir.
Cahit Sıtkı Tarancı ise zamanın kaçınılmaz akışını hatırlatır. “Otuz Beş Yaş”ta kurduğu iç muhasebe, bu şehirde yıllardır süren bekleyişe benzer: geciken ama hiç kaybolmayan bir umut.
Şehrin hafızası yalnızca şiirde değil, tarihin satırlarında da saklıdır. Şevket Beysanoğlu’nun Diyarbakır’ı anlattığı o büyük anlatıda belki eksik kalan bazı hikâyeler, bugün sahada tamamlanmış gibidir. Çünkü burada mesele sadece futbol değildir; kısıtlı imkânların içinden taşan bir hayal gücü, bastırılmaya çalışılan bir kimliğin kendine alan açma çabası ve bütün bunların zaman içinde birikerek görünür hâle gelmesi vardır.
Mıgırdiç Margosyan’ın anlattığı çok kültürlü yaşam, bu şehrin tek sesli olmadığını gösterir. Amedspor da bu çoğulluğun sahadaki karşılığıdır; farklı hikâyelerin aynı hedefte buluşmasıdır.
Şeyhmus Diken’in metinlerinde şehir, geçmişiyle yaşayan bir hafızadır. Amedspor’un hikâyesi de tam olarak bu belleğin bugüne taşınmış hâlidir.
Bu birikim, yalnızca toplumsal değil aynı zamanda bireysel bir duygular toplamıdır. Esma Ocak’ın ruh hâlinde, deneyiminde ve dönüşümünde olduğu gibi; insanın yaşadığı kırılmalar, değişimler ve yeniden kurulan anlam dünyası bu hikâyenin bir parçasıdır. Benzer şekilde Birsel İnal’ın öykülerinde de görüldüğü gibi, insanın kendine bakışı, hayattan beklentisi ve hayal kırıklıkları zamanla dönüşür; bireysel gibi görünen bir anlatı, aslında evrensel bir insanlık hâline açılır.
Celal Güzelses’in uzun havaları gibi, bu şehirde her duygu biraz ağır, biraz derin, biraz da içe dönüktür. Ama tam da bu yüzden kalıcıdır. Bu duygusal yoğunluk, sadece geçmişin bir izi değil, bugünün de taşıyıcısıdır.
Bu kültürel ve duygusal katmanların üzerine futbol konuşulacaksa, artık daha net bir şey söylenmelidir: başarı tesadüf değildir.
Bu noktadan sonra önemli olan, bu başarının nasıl sürdürülebileceğidir.
Modern futbolda kalıcılık; tesadüflerle değil, istikrarlı yapılarla mümkündür. Kurumsal düzenin güçlendirilmesi, uzun vadeli planlamanın yapılması ve karar süreçlerinde sürekliliğin sağlanması bu yapının temelini oluşturur.
Aynı şekilde saha içi organizasyonun oyun anlayışıyla uyumlu olması, teknik yaklaşımın güncel futbol dinamiklerine göre şekillenmesi ve takım bütünlüğünün korunması da sürdürülebilir başarının olmazsa olmazıdır. Taraftar kültürünün sağduyulu bir çizgide gelişmesi ve şehrin misafirperverliğinin korunması da bu bütünlüğün önemli parçalarıdır.
Bunun yanında saha dışı dilin de olgunlaşması gerekir. Mevcut yoz futbol ikliminden uzak, sakin, birleştirici ve oyunu merkeze alan bir yaklaşım; kulübün sportif ve toplumsal değerini güçlendirecektir. Çünkü modern futbolda başarı artık bir an değil, bir yapıdır. Bu yapı sloganlarla değil, süreklilikle güçlendirilir ve anlam kazanır.
01.06.1965 Diyarbakır doğumlu. Lisans, Yüksek lisans ve Doktora eğitimini: Ankara Gazi Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor A.B.D.’da tamamladı.
Ulusal ve uluslararası bilimsel Kongre ve Sempozyumlarda 84 bildirisi bulunmaktadır.
Ulusal ve uluslararası spor bilimleri dergilerinde 45 yayınlanmış makalesi yer almıştır.
“O Küçe Senin Bu Küçe Benim”, “Kulübümüz Köklü, Camiamız Büyük Allah Kerim”, “Köşeli Yazılar”, “Top Patladı Şimdi Onarma Zamanı”, “İletişim”, “Sporda İletişim”, “Futbolda Yıldırma” ve “Her Sorun Futbola Gol Oluyor” kitaplarını yazdı.
TBMM ve bazı bakanlıklarda çeşitli komisyonlarda görev aldı.
Birçok ödül sahibi, Manisa Celal Bayar Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi Rekreasyon Anabilim Dalı Öğretim Üyesi olan yazar evli ve iki çocuk babası.