Betpasgiris.vip restbetgiris.co betpastakip.com restbet.com betpas.com restbettakip.com güvenilir casino siteleri casino siteleri canlı casino siteleri deneme bonusu veren siteler

sporgüncel spor haberlerifenerbahçegalatasaraybeşiktaştrabzonspor
DOLAR
45,9009
EURO
53,4046
ALTIN
6.540,72
BIST
13.662,75
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Parçalı Bulutlu
27°C
İstanbul
27°C
Parçalı Bulutlu
Perşembe Hafif Yağmurlu
25°C
Cuma Parçalı Bulutlu
22°C
Cumartesi Az Bulutlu
22°C
Pazar Az Bulutlu
24°C

Doç. Dr. Recep CENGİZ

rcengiz1965@gmail.com 01.06.1965 Diyarbakır doğumlu. Lisans, Yüksek lisans ve Doktora eğitimini: Ankara Gazi Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor A.B.D.’da tamamladı. Ulusal ve uluslararası bilimsel Kongre ve Sempozyumlarda 84 bildirisi bulunmaktadır. Ulusal ve uluslararası spor bilimleri dergilerinde 45 yayınlanmış makalesi yer almıştır. “O Küçe Senin Bu Küçe Benim”, “Kulübümüz Köklü, Camiamız Büyük Allah Kerim”, “Köşeli Yazılar”, “Top Patladı Şimdi Onarma Zamanı”, “İletişim”, “Sporda İletişim”, “Futbolda Yıldırma” ve “Her Sorun Futbola Gol Oluyor” kitaplarını yazdı. TBMM ve bazı bakanlıklarda çeşitli komisyonlarda görev aldı. TMOK Fair Play Komisyonu üyesi. Birçok ödül sahibi, Manisa Celal Bayar Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi Rekreasyon Anabilim Dalı Öğretim Üyesi olan yazar evli ve iki çocuk babası.

Futbolun Unuttukları ve Kurban Bayramı’nın Hatırlattıkları

27.05.2026
7
A+
A-

Futbol, yalnızca sahada oynanan bir oyun değildir. Tribünlerde yükselen seslerden televizyon ekranlarına taşan tartışmalara kadar toplumun karakterini, öfkesini, adalet anlayışını ve birlikte yaşama kültürünü de yansıtır. Bu nedenle Türkiye’de futbolun neden bir türlü istenilen seviyeye ulaşamadığını konuşurken yalnızca transferleri, bütçeleri ya da teknik direktörleri tartışmak yeterli değildir. Asıl mesele, rekabet anlayışımızın sağlıklı mücadeleden uzaklaşıp giderek düşmanlık üretmeye başlamasıdır.

Bugünün futbol ortamında en hızlı büyüyen şey çoğu zaman kalite değil, gerilimdir. Maçlardan sonra futbolun kendisi yerine hakem kararları, sosyal medya polemikleri ve ekranlarda saatler süren tartışmalar konuşulmaktadır. Birçok taraftar için oyun ikinci planda kalırken; öfke, aidiyetin bir parçası hâline gelmektedir. Yenilgilerden sonra öz eleştiri yapmak yerine suçu sürekli dış faktörlerde arayan anlayış ise futbolun gelişimini doğrudan engellemektedir. Çünkü gelişim, önce gerçekle yüzleşmeyi gerektirir.

Avrupa futbolunda kalıcı başarı yakalayan kulüplerin en belirgin özelliklerinden biri, kaybettiklerinde önce kendi eksiklerine odaklanmalarıdır. Teknik direktörlerin hakemlerden çok oyun planını konuştuğu, oyuncuların sorumluluk aldığı bir kültür gelişimi beslemektedir. Bizde ise çoğu zaman mağlubiyetin ardından taktiksel hatalar, oyuncu performansı veya yönetimsel eksikler yerine hakem tartışmaları günlerce gündemde kalmaktadır. Böyle bir ortamda futbol aklı değil, öfke büyümektedir.

Sahadaki görüntü de bunun doğal sonucudur. Sürekli itiraz eden futbolcular, tansiyonu yükselten teknik direktörler ve tribün baskısı altında karar vermeye çalışan hakemler… Duyguların bu kadar baskın olduğu bir ortamda sağlıklı bir futbol kültürü üretmek kolay değildir.

Bu nedenle Türk futbolunun uzun yıllardır Dünya Kupası gibi organizasyonlarda yeterince temsil edilememesi yalnızca teknik bir mesele değildir. Sürekli tartışma ve baskı üreten bir futbol iklimi, gelişimin önündeki en büyük engellerden biridir. Çünkü güvenin olmadığı yerde ne futbol güçlenir ne de sağlıklı bir spor kültürü oluşabilir.

Oysa futbolun ayrıştıran değil, birleştiren başka bir yüzü de vardır. Deprem döneminde ezeli rakip taraftarların aynı tribünde yardım kampanyaları için bir araya gelmesi, yıllardır rekabet eden futbolcuların maç sonunda birbirine sarılması ve çocuklar için düzenlenen fair play organizasyonları hâlâ umut olduğunu göstermektedir. Sporun gerçek gücü “insanları ayırmakta değil, ortak bir duygu etrafında buluşturabilmekte” ortaya çıkar

Kurban Bayramı’nın taşıdığı anlam da bize bunu hatırlatır. Bayramlar; kırgınlıkların geride bırakıldığı, paylaşmanın çoğaldığı, insanların birbirine daha çok yaklaştığı zamanlardır. Kurban Bayramı yalnızca dini bir vecibe değil; duygudaşlık, yardımlaşma, vicdan ve toplumsal dayanışmayı yeniden hatırlama fırsatıdır.

Bugün futbolun en çok ihtiyaç duyduğu şey daha fazla öfke değil, daha fazla olgunluktur. Rakibini düşman gibi gören değil, rekabeti oyunun doğal bir parçası olarak kabul eden bir anlayışa ihtiyaç vardır. Çünkü çocuklar sadece skoru değil, büyüklerin birbirine nasıl davrandığını da örnek almaktadır.

Belki de Kurban Bayramı’nın bize en önemli hatırlatması şudur: Aynı toplumun insanları olduğumuzu unutmadan rekabet edebilmek… Çünkü rakibini değersizleştirerek kazanılan hiçbir zafer, gerçek anlamda büyüklük değildir.

Futbolun yeniden kendine gelebilmesi için ihtiyacı olan şey yalnızca iyi oyuncular değil; adalet duygusu güçlü, vicdan sahibi ve birbirine saygı duymayı bilen bir kültürdür. Çünkü futbolu gerçekten büyüten şey yalnızca yetenek değil, karakterdir.

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.