2006 Dokuz Eylül Üniversitesi Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik mezunudur.
Kısa Süreli Çözüm Odaklı Terapi, Deneyimsel Oyun Terapisi, EMDR Terapi I. ve II. Düzey Ergen ve Yetişkin, Yaratıcı Drama Eğitimi (4 modül), Çok Kültürlü Danışma Eğitimi (Finlandiya Diaconia Üniversitesi), Çocuk ve Ergenlerde Bilişsel Davranışcı Terapi Eğitimi, MBSR, MBCT, Farkındalık ile Nefes Hareket ve Meditasyon (200 saat), Masal Terapi, Filial Terapi eğitimleri almıştır. Öğretmen Ağı, Değişim Elçisi, EMDR Travma İyileştirme Grubu üyesidir. TMOK Fairplay Komisyonunda görev almaktadır.
Uzun yıllardır ebeveynlerle ve çocuklarla çalışmaktadır. Çocuk ve ergenlerde sınırlar, davranış problemleri, stres yönetimi, performans geliştirme, akademik sorunlar, travma temelli sorunlar, anne baba ayrılığı, boşanma, kayıp/yas konuları çalıştığı konulardan bazılarıdır.
Ben doğmadan önce sayın Erdoğan Arıpınar tarafından kurulmuş bu köklü ajansın sayfalarında bana da bir köşe ayrılmasıyla duyduğum onuru ve mutluluğu tarif etmek kolay değil. Gazetenin Yazı İşleri Sorumlusu Remzi Bey, Türk Spor Ajansı yazarları arasında yer almamı teklif ettiğinde hissettiğim heyecanı kelimelere dökmekte zorlandım.
Uzun yıllardır çocuklar, gençler ve ebeveynlerle çalışıyorum. Mesleki yolculuğum boyunca sporun yalnızca performans ve başarıdan ibaret olmadığını; karakter, değer ve yaşam becerileri kazandıran güçlü bir alan olduğunu gördüm. Bu nedenle Fair Play kavramına da biraz kendi penceremden bakmak, sahada ve hayatın içinde karşılaştığım örnekler üzerinden düşüncelerimi paylaşmak istedim.
Bu köşede yer almak, sözlerimin yankı bulacağı bir zemine sahip olmak benim için büyük bir mutluluk. Umuyorum ki burada Fair Play’i yalnızca sporun değil, yaşamın da vazgeçilmez bir değeri olarak birlikte konuşacağız.
Tekrar merhaba.
***
Bazen utanmadan başarısız da olman gerekir.
Başarısız olmak, öğrenme çıktılarıyla ele alındığında müthiş bir karakter eğitimidir. Başarısız olmak çocuğun karakterini bozmaz ancak başarısızlığa verdiğimiz tepki, bundan utanmayı öğrenmek çocukların içinde müthiş bir kırılmaya sebep olur.
Türkiye’de okul sıralarında, spor sahalarında, sosyal medyada, iş hayatında ve hatta gündelik hayatta bile çocuklar ‘yenilmemek’ , ‘geride kalmamak’ veya ‘ayıplanmamak’ için başarısız olmaktan korkar. Çünkü ‘kazanmak’ bir kimlik, değer ve görünür olma haliyle özdeşleşmiş halde sunuluyor. Çocuk bir şeyleri kazanırsa ebeveyn tarafından değerli hissediyor. Kaybettiğinde ise ebeveynin yaşadığı hayal kırıklığı ile baş edemiyor. Tam da bu noktada ‘FairPlay’ bir spor ahlakından çok daha fazlasına ihtiyaç duyduğumuzu bizlere hatırlatıyor. Bir psikolojik ihtiyaç olarak beliriyor.
Kendi çocuklarım da dahil Türkiye’de pek çok çocuk alt yapı kulüplerinde yoğun fiziksel egzersizlerle antrenman yapıyorlar. Uzun yıllardır sporcu velisi ve ruh sağlığı alanında çalışan bir uzman olarak kulüplerde fiziksel egzersizler kadar çocuklar ve ebeveynler için ‘FairPlay’ kültürü odaklı duygusal dayanıklılık egzersizlerin de yapılması gerektiğini düşünüyorum. Maalesef bu taraf Türkiye’de çok eksik ve çok önemli bir ihtiyaç.
Çok başarılı sporcular ergenlik başında, sporun bu mental yükünü yönetemedikleri için sporu bırakırlar. Evet, bence utanç, hayal kırıklığı, başarısızlık, öfke, başarı yönetilmesi gereken duygular. Kazanınca taşmamak, kaybedince çökmemek öğrenilebilir, yönetilebilir. Sadece fiziksel egzersizler belki işin önemli bir kısmı ama mental sürdürülebilirlik için ‘FairPlay’ kültürü bir ihtiyaç. Çocuklara kaybetme toleransı, duygu düzenleme, öz şefkat, öfke yönetimi, utançla baş etme, empati ve çatışma çözme eğitimleri verilmeden sporda sağlıklı ilerleme maalesef mümkün değil.
Eğer bir çocuk sürekli performans kültürü üzerinden değer görüyorsa ‘kaybettim’ yerine ‘ben yetersizim’ demeye başlar. Denemekten vazgeçer, hata yapmaktan korkar. Çünkü bu duygu ağırdır, fiziksel performansı geliştirilemez olduğu için değil, duygusu anlaşılmadığı için bırakır.
Gerçek spor ahlakı çocuk kazanırken değil, kaybederken kurulur. Çocuğa ‘bugün olmadı, başarısız olabilirsin, bundan utanman gerekmez, neler öğrendik bir bakalım’ mesajı verilirse büyüme ve gelişme başlar. Çünkü utanmadan başarısız olabilen çocuklar geleceğin cesur yürekleri olacaktır. Başarısızlık bir duygusal tehdit olmaktan çıkacak, bir deneyime dönüşecektir.
Gerçek ‘FairPlay’ sadece kurallara uymak değildir, çocuğun kendi duygusunu düzenleyebilmesidir, rakibini de bir insan olarak görebilmesidir. Hakeme saygı kadar, çocuğunun gözyaşlarına da saygı duymayı öğrenmektir. Kazananı alkışlamak kadar, çocuğun yenilgisinde yanında durabilmektir. Çocukların en çok başarıya değil, başarısız olduklarında da sevilmeye ihtiyaçları var.
2006 Dokuz Eylül Üniversitesi Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik mezunudur.
Kısa Süreli Çözüm Odaklı Terapi, Deneyimsel Oyun Terapisi, EMDR Terapi I. ve II. Düzey Ergen ve Yetişkin, Yaratıcı Drama Eğitimi (4 modül), Çok Kültürlü Danışma Eğitimi (Finlandiya Diaconia Üniversitesi), Çocuk ve Ergenlerde Bilişsel Davranışcı Terapi Eğitimi, MBSR, MBCT, Farkındalık ile Nefes Hareket ve Meditasyon (200 saat), Masal Terapi, Filial Terapi eğitimleri almıştır. Öğretmen Ağı, Değişim Elçisi, EMDR Travma İyileştirme Grubu üyesidir. TMOK Fairplay Komisyonunda görev almaktadır.
Uzun yıllardır ebeveynlerle ve çocuklarla çalışmaktadır. Çocuk ve ergenlerde sınırlar, davranış problemleri, stres yönetimi, performans geliştirme, akademik sorunlar, travma temelli sorunlar, anne baba ayrılığı, boşanma, kayıp/yas konuları çalıştığı konulardan bazılarıdır.