Orta Asya’ da, Ortadoğu’da, Hindistan’da, Rusya’da, Avrupa’da, Afrika’da ve Anadolu’da birçok devletler kurmuş Türk milletinin spor tarihinin belgelere ve kaynaklara dayandırılarak geniş bir hacimde mutlaka yazılması gerekiyordu. Türk spor tarihimizin yazılması konusunda sorumlu devlet kuruluşlarımızın ve Üniversitelerimizin konuyla ilgilenmediklerini görünce, bu durum Mehmet Âtıf Kahraman’ı oldukça üzüyor ve her geçen gün rahatsız etmeye başlar. İşte bu nedenlerden dolayı, “Osmanlı Devleti’nde Spor”u yapabildiği kadarıyla yazmaya karar verir.
Önce, Osmanlılar’ın yaptıkları spor türlerine göre bir plan yapıp bu plana göre belgeleri ve bilgileri ayrı ayrı dosyalar. Kitabında görüleceği gibi, “Alplik” dönemini başa alarak diğer bölümleri de uygun gördüğü şekilde sırayla belirler. Her konuyu yazmadan önce dosyasındaki belgeleri inceleyerek onları da sıraya koyar. Yazış planını da, merhum Prof.Dr. İsmail Hakkı Uzunçarşılı’nın Osmanlılar konusunda yazdığı kitapları örnek olarak yapar. Ancak, onun gibi olayları yalın olarak değil de, olayları yapan kişileri de, olayların yapıldığı alanları da yansıtmaya çalışır.
İstediği şudur; okuyan gözünü kapadığı an o kahramanları o sporun yapılışını, çevreyi hatta seyircileri gözünün önüne getirip hayal edebilsin, dahası o sporcunun giyimini kuşamını bile görebilsin. Çünkü; genelde tarihçilerimiz (Evliya çelebi hariç), millî kültürümüzün ayrıntılarını bu türde yansıtamamışlardır.
Bu amaca ulaşabilmek için, esas kaynakların incelenmesi gerektiğini duyar. Esas kaynaktan alınarak sonradan yazılmış kitaplarda yazarları çoğunlukla kendi amacına uygun konuları seçtikleri için sosyal kültürümüzle ilgili olayları özellikle sporu ve sporcuyu önemsememişlerdir.
O çağlarda matbaa da olmadığı için yazar kitabını tek nüsha halinde yazmış veya yazdırmıştır. Emeğinin karşılığını görebilmek için, o kişinin hoşuna gidecek gerçek dışı özellikleri abartarak yazmak zorunda kalmıştır. İlk kaynakları bulup içinden gerçekleri ayırabilmek için de ayrıca o çağın tarihini, özelliklerini derinliğine bilmek, sonunda da kişisel duygulardan sıyrılarak olayları yapıldığı gibi ve okuyucuyu sıkmayacak kelimeler ve cümlelerle anlatmak gerekmektedir.
İlk önce basımı yapılmış bütün Osmanlı Tarihini ve ilgili yazıları okuyup sporla, teşrifatla, saraylarla, meydanlarla ve olaylardan uzak yakın adı geçen kişilerin özgeçmişleriyle ilgili bilgileri konusuna göre ayrı ayrı yazıp dosyalar.
O zamanlar kütüphanelerimizde fotokopi makineleri olmadığı için aldığı notları defterine el yazısı ile yazar, eve gelince de daktilo eder. Bu işleri yaparken bilhassa Türk Tarih Kurumu Kütüphanesi ve Millî Kütüphane’nin personelinden değerli yardımlar görür. İşte bu şekilde hemen hemen basılmış bütün Osmanlı tarihlerinden notlar alıp ayrı ayrı dosyalar. Bilhassa İstanbul’un çeşitli kütüphanelerinde bulunan yazmaların mikrofilmleri, Mehmet Âtıf Kahraman için bir hazine olur.
İlk zamanlar eski yazı el yazısını çok iyi okuyamamaktadır. Onlara da başvurmak zorunda kalınca eski el yazısı kaynakları da okumaya alışır. Millî Kütüphane mikrofilm okuma odası büyük salonun balkonumsu kısmındaki (kapısı ikinci katta ayrı) küçük odacıklar şeklindedir. Mikrofilmi aşağıdaki arşivden alır, sorumlu memur ile yukarı çıkar, memur elindeki anahtar ile kapıyı açar Mehmet Âtıf Kahraman’ı içeri bıraktıktan sonra tekrar üzerinden kapıyı kilitler ve gider. Kahraman, o daracık yerde saatlerce mikrofilm okur ve notlar alır. Akşam olup eve gideceği zaman oradaki telefonla aşağı büroya telefon eder, yine o memur gelip kapıyı açar ve Kahraman’dan mikrofilmi teslim aldıktan sonra kapıyı kilitler. Böylece günler aylar boyu genellikle spor ve tarihle ilgili kitapların mikrofilmlerinden notlar alır.
Bu şekilde mikrofilm ve yazma kitap okuya okuya hem okumasını geliştirir, hem kelime hazinesini artırır, hem de belgeleri çoğalmış olur. Bu konuda okuyamadığı el yazması sözcükler olursa onları da Dr. Müjgan Cunbur’a ve Dursun Kaya’ya okutturur. Bazen de Adnan Ötüken Salonu’na veya mikrofilim odasına araştırma yapmaya gelen üniversiteli öğrencilerden de yardım gördüğü oluyor. Örneğin; Halil Hasib Efendi’nin “Tuhfetü’l Hasib” isimli kavsnamesindeki Kasımpaşa Şer’i Mahkemesi’nin ilamını aynen yazmayı çok önemli gördüğü için yazdığını tesadüfen araştırma yapan bir üniversiteli bayandan okumasını rica etmiştir. O da fotokopisiyle birlikte hocasına götürerek okutmuştur. Osmanlı Devleti’nde Spor Kitabı’nın 314’üncü sayfasındaki “Mahkeme İlâmı” odur.
Kitabı yazmaya 1989 yılının Ekim ayında başlamıştır. 29 Haziran 1991 tarihinde tekrar Almanya’ya ve Fransa’ya gidince yazmaya bir süre ara verir. Almanya’da Bonn Türkiye Büyük Elçiliği’nde görevli bulunan oğlu Oğuz’un yanında bir süre kaldıktan sonra, Paris’te ressam olarak çalışan büyük oğlu Hasan Ertuğrul’un yanına gider. Paris’te kaldığı süre içinde de yine araştırma yapıp güreşçilerimizle ilgili belgeler ve resimler toplar. 13 Temmuz 1992 tarihinde uçakla Ankara’ya döndükten sonra tekrar yazmaya devam eder. Kitap yazılırken belge ve resim konusunda kaynak bulma ihtiyacını duyar. Bu amaçla İzmir’e ve İstanbul’a gider. Bu şekilde sürekli 1993 Eylül ayına kadar yazar. Nihayet kendisini tatmin etmese de Osmanlı Devleti’nde Spor isimli eserin bölümlerini tamamlamış sayılır.
O günler de Almanya’da Frankfurt’da bulunan kayınbiraderi Mecid Gezer çalışmakta olduğu hava yollarından uçak bileti göndermiş, Mehmet Âtıf Kahraman’ı ve eşi Zülfiye’yi Almanya’ya çağırmıştır. Mehmet Âtıf Kahraman, zaten sürekli çalışmaktan ve şu belgeyi de yazayım diye uğraşmaktan ruhsal bir gerginlik halini yaşar gibidir. Bir an evvel Kültür Bakanlığı’na teslim edip Ankara’dan uzaklaşmak istemektedir. Nihayet 1993 Ekim ayında Kültür Bakanlığı’na eseri teslim eder. “Sanat Eserleri Yayın Danışma Kurulu”nun 20 Ekim 1993 tarihinde yaptığı toplantıda Meral Çerçi, Prof.Dr. Oktay Aslana, Prof.Dr. Günsel Renda, Recep Bilginer, Zümrüt Nahya, Nail Tan ve Şükrüye Sirel’in onaylarıyla eserin yayınlanması uygun görülerek, eserin Prof.Dr. Nevzat Gözaydın tarafından incelenmesine karar verilir. Bu karar, 28 Ekim 1993 tarihinde de Sayın Bakan Fikri Sağlar tarafından da onaylanır. Mehmet Âtıf Kahraman, 17 Aralık 1993’de uçakla Almanya’ya gider.
Âtıf Hocanın “Osmanlı Devleti’nde Spor” isimli bir kitabını bitirdiğini biliyordum. Âtıf Hoca, 17 Aralık 1993 tarihinde Ankara’dan Almanya’ya gitmeden bir süre önce bana; “-Özbay, ben Ankara’dan Almanya’ya gidersem kitabın tashihlerini, dipnotlarını ve kaynakçasını yapar mısın?…” diye ricada bulunmuştu. Âtıf Hocamın bu teklifini ben memnuniyetle kabul etmiştim. Âtıf Hoca, aynı zamanda benim hemşerim de oluyordu. Kitabı Kültür Bakanlığı’na verirken benim tashihleri, dipnot ve kaynakçayı yapacağımı bildirerek adresimi de vermişti. 731 sahifelik kitabı büyük zahmetlere katlanarak defalarca okudum ve elimden geldiğince tashihlerini yaptım. Ayrıca kitabın dipnot ve kaynakçası da yapılmamıştı. Gerek dipnotlarını ve gerekse kaynakçalarını da ekleyerek basılmasını çabuklaştırdım. O sene Hocamın eseri için tatil yapmadım. Eser, Kültür Bakanlığı tarafından Ekim 1995’te 12.000 adet basılarak yayımlandı ve iki sene içerisinde de tükendi (Kahraman, 1995, s.1-731).
Kaynaklar
Kahraman, Âtıf, Osmanlı Devleti’nde Spor, Kültür Bakanlığı Yayınları:1697, Başvuru Kitapları Dizisi:27, Ankara, 1995, s.283-285, 731.