avnikupeli@hotmail.comTRT’de, uzun yıllar muhabir, spiker ve haber-spor dairesi başkan yardımcılığı görevlerinde bulundu. Türk Televizyonlarının ilk basketbol programı olan “Pota”yı 18 yıl aralıksız hazırlayıp, sundu. Bu dönem içinde TRT’nin yurt içi ve yurt dışında yayınladığı basketbol maçlarının televizyondan anlatımında bulundu. Çeşitli gazetelerde köşe yazarlığı da yapan, TMOK üyesi ve sürekli basın kartı sahibi. İstanbul Nişantaşı ve İstinye Üniversitelerinde Öğretim Görevlisi olarak yer alıyor.
Süper Lig’de son yıllarda oyundan çok hakemler konuşulur oldu. Sadece maçları kaybeden değil, maçları kazanan takımların kulüp başkanları başta olmak üzere kulüp yetkilileri ve teknik direktörleri bile ağızlarını hakemlerle açıp, hakemlerle kapatmayı bir marifet haline getirince, sözde spor yayıncılığı yapan tv futbol kanalları da geri kalır mı? Onlar da programlarında, takımların oyun taktikleri ve oyun stratejilerini konuşmayı bir kenara bırakıp, sürekli hakemler üzerinden pirim yapmaya koyuldular. Kısaca, tv futbol kanallarında konuşulması gereken, takımların sergilediği veya sergileyemediği oyun şablonları değil, hakemlerin yaptıkları veya yapamadıkları ile VAR’daki diyaloglar sohbet konusu oldu.
Dünyanın hiçbir ülkesinde hakemlerin oyunun önüne geçmesine izin verilmez. Her zaman hakemlerin oyunun bir parçası olduğu kabul edilir. Oysa bizde ise tam tersidir. Yani, hakemler oyundan da önemlidir(!)
Peki, bu durum beraberinde neyi getirdi? Acil ihtiyaçtan(!) olsa gerek, şimdiye kadar tv futbol kanallarına pek de fazla duymadığımız yeni bir meslek dalı; “Futbol Yorumculuğu” kavramını getirdi. Böylece eski futbol adamlarından sonra eski hakemlere de gün doğdu ve dolgun maaşlarla yeni bir iş ve yeni bir meslek sahibi olmayı başardılar. Ardından da rakip firma atışmaları doğrultusunda “atış serbest” misali yorum üstüne yorumlar da gelmeye başladı. Eskinin hakemleri, (yeninin yorumcuları) yıllarca birlikte kader birliği yaptıkları arkadaşlarını ve genç nesil hakemleri (sanki kendileri hiç hata yapmamışlar gibi) yerden yere vurmamaktan geri kalmadılar.
Korkarım ki, eğer futbolumuz hakemler üzerinden bu şekilde sert eleştirilere maruz kalmaya devam ederse statlarımızda daha önceleri de yaşadığımız istenmeyen görüntülerin tekrarlanmasının önüne geçilemeyecek ve o çok sevdiğimiz futbolumuz da bir arpa boyu bile ilerleyemeyecektir.
Bu noktada tüm medya mensubu futbol yorumcularına, eski futbolcu yorumcularına, yeni bir iş kolu olan hakem yorumcularına, eski ve günümüz futbolcuları ile kulüp başkanı, kulüp temsilcileri ve teknik direktörlere Fair Play kartını hatırlatalım.
Peki, Fair Play ne demektir?
“İyiye, doğruya ve güzele…” demektir.
O halde, eğer bazı şeylerin değişmesini istiyor ve kısır döngülerden kurtulmak istiyorsak, bizlere yakışanı yapalım ve hep birlikte Fair Play’e yürüyelim.
TRT’de, uzun yıllar muhabir, spiker ve haber-spor dairesi başkan yardımcılığı görevlerinde bulundu. Türk Televizyonlarının ilk basketbol programı olan “Pota”yı 18 yıl aralıksız hazırlayıp, sundu. Bu dönem içinde TRT’nin yurt içi ve yurt dışında yayınladığı basketbol maçlarının televizyondan anlatımında bulundu. Çeşitli gazetelerde köşe yazarlığı da yapan, TMOK üyesi ve sürekli basın kartı sahibi. İstanbul Nişantaşı ve İstinye Üniversitelerinde Öğretim Görevlisi olarak yer alıyor.