dr.hasirci@t-online.deTMOK Üyesi ve Fair Play Komisyonu üyesi olan Prof. Dr. Seyhan Hasırcı, Koblenz Landau Üniversitesi Spor Bilimleri Enstitüsünde ders verdi. İstanbul Nişantaşı Üniversitesi Öğretim Üyesi, 2003 ten beri Almanya Olimpik Spor Birliği bünyesinde bulunan Türkiye masası danışmanı olarak görevini sürdürmekte. UEFA Taraftar experi olan Hasırcı, 2014 Yılından itibaren Spor Psikoloğu olarak çalışmalar yapmakta.Prof. Dr. Hasırcı’nın Spor Psikolojisi alanında birçok kitap ve makaleleri bulunmakta.
Hayatın akışı içerisinde bazen insanların yaşamlarına dokunarak çok farklı ortamlardan koparıp değişik durumlara gelmelerine katkı koyan liderler vardır. Bu liderlerin geçmişleri de aslında dokundukları insanlarla çoğu zaman benzerlikleri söz konusu olmaktadır. Bu bağlamda, bu yazımda bana bir baba nezaketiyle dokunan ve belkide farklı bir yaşam biçiminden alıp koparan ve hatta Akademik yaşamıma yön vermeme sebep olan bir insandan bahsetmek istiyorum! Ayrıca bugüne kadar böylesi bir yazıyı kaleme almamış olmam, benim çok değer verdiğim ve hiçbir zaman unutamayacağım saygıdeğer hocamı, belkide unutulmaya yüz tutmuş bir zaman içerisinde onu böylesi bir yazı ile hem hatırlamak ve hem de ona karşı olan minnet borcumu duygul olsa da ödemek istememdendir! Bu satırları yazarken helen ona karşı olan hüznüm ve toprağa verilirken (elimde olmayan nedenlerden dolayı) yanında olamama üzüntümün çok ama çok büyük olduğunu buradan paylaşmak istiyorum.
Geçmişe şöyle bir bakarak hem hatırlamak, hem de hatırlatmak isterim ki, öğrencilik dönemimde beni okul koridorlarında saçı sakalı uzamış bir şekilde gördüğünde elini cebine atıp bir miktar para çıkartıp bana uzatarak hemen bir berbere git dediği günleri unutamam. Ve daha buna benzer onlarca yaşanmışlar ve çok yıllar sonra başına gelen büyük bir şansızlık bir kaza sonucu hastaneye yatırılışı ve ardından biricik oğlu Onur’un hastahane odasında babası komada uyurken bana “Seyhan abi, düyada koyunları bile klonluyorlar, acaba babama böyle bir şey yapma imkanı yokmu? Onu eski haline döndürebilir miyiz, ya da bir kopyasını yapamaz mıyız?” diye fısıldanışı kulaklarımdan silinmedi, silinemez de! Bu nedenle son günlerde hastaneye İrfan hocamın ziyaretine gidemez oldum. Her ziyaretimde hem o ve hem de biz çok ama çok üzülüyorduk, kendisi konuşamıyordu ama, gözlerinden hissediyordum…
Biliyorum her ölüm acıdır, ne var ki ateş düştüğü yeri yakar! Bu bağlamda büyük bir kitlenin sevgisini kazanmış olan sevgili hocam İrfan Şengün’den söz ediyorum. Hemen hemen 10 yıla yakın bir süre her gün Bornova’dan Manisa’ya gidiş dönüşlerimiz çoğu zaman birlikte olurdu ve haftaları sayarak, “bak bu haftadan sonra sömestr sonuna şu kadar hafta kaldı (ve hatta daha da ileriye giderek) emekliliğime şu kadar sene kaldı ve emekli olur olmaz deniz kenarında (dikilide zaten almıştı yazlığını) hayatımın geri kalan günlerini eşim ve çocuklarımla mutlu ve rahat bir şekilde geçireceğim” dediği anda, gözlerinin nasıl parladığını ben biliyorum.
Derslerini büyük bir itinayla hazırlayıp işlerken, her defasında öğrencilerine örnek olacak kalıplarda ders işleyişi, hele; hiç ama hiç unutulamaz, derse katılan herkese büyük bir zevk verirken kendisi de ayrı bir mutluluk yaşardı! Hele salonda öğle arası kıyasıya oynadığımız salon futbolunda ve bazen kahvede oynadığımız maça kızı partilerinde kaybedince kızması bile çok hoştu hocamın, ama hakkını vermekte yarar var, her ikisini de ustaca oynardı! Ah be İrfan Hocam, yapacak çok şeyimiz varken çok erken olmadı mı bizden ayrılışın? Mekanın cennet, ruhun şad olsun, seni öğrencilerin olarak hepimiz büyük bir hasret ve sevgiyle hep anacağız.
Bazen düşünmemek elde değil; bazı insanlar çok kısa yaşamlarında çok fazla insana dokunabiliyorlar ve yine çok kısa ömürlerinde çok uzun süren güzel şeyler bırakıyorlar arkalarında! Örnegin Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Mustafa Kemal Atatürk bir Cumhuriyeti kurmuş, bir çok devrimler yapmıştı, ölümünden 84 yıl geride kalmış olsa da, halen kalplerimizdeki yeri hiç eksilmeyen bir coşku ve sevgiyle dolup taşıyor. Sanırım her ülkenin buna benzer bir kahramanı vardır ve kendi ülkesinde aynı sevgiyle sevilmektedir.
Beden Eğitimi ve Spor akla gelince, İrfan Şengün hocamızın apayrı bir yeri vardır. Onu bir Atatürk ile karşılaştırmak kuşkusuz doğru olmazdı ama ben sevgili hocamı, Beden Eğitimi ve Spor camiası için kaybedilmiş çok önemli bir değer, bir öncü olarak görüyor ve onu hep saygı ile anacağımızı paylaşmak istiyorum. Kısacası o da kısacık ömrü içerisinde bu gün Türkiye’nin tüm şehirlerine yayılmış olan Beden Eğitimi öğretmeni ordusu ve bu ordunun ondan aldıklarını hala uygulayarak sağlıklı bir nesil oluşturmak isteyen arkadaşlarımın olduğunu biliyorum, her defasında İrfan Hocamızdan bahsederken onu büyük bir gururla anıyor, kalplerimizde yaşatıyoruz. İyi ki irfan hocamız olmuş ve iyi ki onu tanımış ve ondan ders almışız diyorum, o sadece bir öğretmen değil aynı zamanda örnek bir insandı.
Bazen insanlar yaşarken, bazen de öldükten sonra bu şekilde anılmaları, geride bıraktıklarının acısını azaltacağı inancını taşıyorum. Bu bakımdan buradan bir kez daha eşi Nurhayat kardeşime ve evlatları Onur ve Gamze’ye sabırlar diliyor, kendilerine buradan saygılarımı iletiyorum. Bu durumun bilinci içerisinde, sevgili İrfan hocamın bana olan artılarını hiçbir zaman unutmadan, kendisini ilelebet saygıyla anacağım. Benim bugün buralara kadar gelmeme katkın çok ama çok olmuştu, iyi ki seni tanımışım sevgili İrfan Hocam, yattığın yer incitmesin seni!
TMOK Üyesi ve Fair Play Komisyonu üyesi olan Prof. Dr. Seyhan Hasırcı, Koblenz Landau Üniversitesi Spor Bilimleri Enstitüsünde ders verdi. İstanbul Nişantaşı Üniversitesi Öğretim Üyesi, 2003 ten beri Almanya Olimpik Spor Birliği bünyesinde bulunan Türkiye masası danışmanı olarak görevini sürdürmekte. UEFA Taraftar experi olan Hasırcı, 2014 Yılından itibaren Spor Psikoloğu olarak çalışmalar yapmakta. Prof. Dr. Hasırcı’nın Spor Psikolojisi alanında birçok kitap ve makaleleri bulunmakta.