Betpasgiris.vip restbetgiris.co betpastakip.com restbet.com betpas.com restbettakip.com güvenilir casino siteleri casino siteleri canlı casino siteleri deneme bonusu veren siteler

sporgüncel spor haberlerifenerbahçegalatasaraybeşiktaştrabzonspor
DOLAR
45,5176
EURO
52,9944
ALTIN
6.644,89
BIST
14.367,60
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
25°C
İstanbul
25°C
Az Bulutlu
Pazar Hafif Yağmurlu
22°C
Pazartesi Parçalı Bulutlu
20°C
Salı Parçalı Bulutlu
24°C
Çarşamba Hafif Yağmurlu
22°C

“GALATASARAY TÜRK FUTBOLU İÇİN BEKA SORUNU”

“GALATASARAY TÜRK FUTBOLU İÇİN BEKA SORUNU”
13.03.2024
1.598
A+
A-

İSTANBUL (TSA)-Fenerbahçe Başkanı Ali Y. Koç, Fenerbahçe Faruk Ilgaz Tesisleri’nde düzenlediği basın toplantısında çok önemli tespitlerde ve açıklamalarda bulundu. Özellikle Galatasaray kulübü tarafından yapılan çelişkili açıklamaları örneklendirerek çürüten Başkan Koç, FETÖ ile ilgili en son çamur atılacak kurumların başında Fenerbahçe’nin geldiğinin altını çizdi. Fenerbahçe Yüksek Divan Kurulu Başkanı Uğur Dündar ile Yönetim Kurulu Üyelerinin de hazır bulunduğu basın toplantısında Ali Koç’un yaptığı açıklamalar şöyle:

DÜŞÜRDÜKLERİ SEVİYE MEZBAHAYI ARATIR VAZİYETTE

Son dönemde gündem dinamik, iddialar iftiralar yoğun, biz de uzun zamandır basın toplantısı yapıp gerekli cevapları vermedik. Aslında bu toplantının öznesi rakibimiz olacak çünkü rakibimiz son dönemlerde bölücülük, proje, Çanakkale, ananas gibi vs. deli saçması söylemler içerisinde birazcık onlara ve ülkemize onları hatırlatmayı ve daha iyi tanıtmayı amaçlıyorum. Böyle bir basın toplantısı yapmak zorunda kaldığım içinde üzüldüğümü bilmenizi isterim.

Evet, rakibimizin başkanından yöneticilerine sosyal mecrasına kadar sportif rekabeti düşürdükleri seviye artık mezbahayı aratır vaziyette. Hem yalan konuşup doğruları çarptırarak, kendi camialarını kışkırtıyolar. Daha da önemlisi hem bizim camiamızı bu kadar haksızlıkla mücadele ederken rekabet ediyorken on yılın birikimlerini taşıyorken bizim camiamızı kışkırtarak milyonları kin ve nefretle kışkırtıp suç işliyorlar. Anormal olan bu durum ise buna dur diyebilen bir TFF yok. Sürece yasal olarak dahil olan başka bir mercii de yok. Galatasaray’ın Türk futbolu için nasıl büyük bir beka sorunu olduğunu hem son dönemde hem de geçmiş dönemde yaşanmış örnekler ile anlatacağım. Onların yaptığı gibi hayal senaryoları ile değil, hayali düşmanlar ile değil.

KÖTÜLÜKTE VE RİYAKÂRLIKTA DA ŞAMPİYONLAR LİGİ’NDE

Galatasaray Başkanı ve yöneticilerinin son dönemde elde etmek istediklerini kazanmak için ne tür yol ve yöntemlere başvurduklarını öyle hayali senaryolar ile değil gerçekler ve istatistikler ile sunmaya çalışacağım.

Toplantımızın sonunda bu kulübün sadece futbolda değil kötülükte ve riyakârlıkta da Şampiyonlar Ligi’nde olduğunu, kazanmak için her şeyin mubah olduğu anlayışının bu kulüpte bir kültür haline geldiğini biraz sonra örnekleri ile paylaşacağım : Hadsiz, çirkin, hadsiz, saldırgan üslup ve tavırlarından daha iyi anlayacağınızı düşünüyorum en azından ümit ediyorum.

Sosyal medyayla, sanal gündemlerle, trol yapılanmalarıyla basın toplantılarındaki sipariş soruları ile medyadaki kalemşörleriyle, gerçeği çarpıtan yalan ve iftiralar ile dolu algı yöntem ve metotları ile kısa süreli mutlu olabilirler. Hedeflerine vardıklarını düşünebilirler fakat sonunda tarihin sayfalarında yer alan kirli ilişkilerini başarı elde etmek için yaptıkları türlü türlü halleri ortaya çıkacaktır, aynen bugün de olacağı gibi.

TÜRLÜ TÜRLÜ TEHDİT, ŞANTAJ VE İTİBAR SUİKASTİ YAPARLAR

Önce rakibimizin DNA’sını size anlatmaya çalışacağım. Son yıllarda bu kulübü yönetenlerin operasyonel ve karakteristik özellikleri samimiyetsizlik ve riyakârlıktan ibarettir. Tenhada ayrı ve umumide ayrı söylem ve davranışlarda bulunurlar. Yaşanmış örnekleriyle göreceksiniz.

Kendilerine yapılmalarını istemediklerini başkalarına hiç çekinmeden yaparlar. Hatta ortalığı karıştırıp 2 hafta önce olduğu gibi Antalyaspor maçın sonra bundan da nemalanırlar. Sportif rekabette transferlerde algı oluşturmalarda arzu ettiklerini elde edebilmek için hak, hukuk, vicdan mevzuat tanımazlar hatta kul hakkı yemekten de hiç çekinmezler. Sportif rekabet anlayışları kayrılmaya, korunup kollanmaya imtiyazlı davranmaya bayılırlar. Türlü türlü tehdit, şantaj ve itibar suikasti yaparak futbol paydaşlarını özellikle hakem ve TFF kurullarını baskı altında tutarlar ve bunu yapmak içinde hayali düşmanlar hayali senaryolar yaratırlar. Kazanılan bir maç ya da şampiyonluk sonrası başka camiaların mutsuzluğundan pay çıkarır rakiplerini aşağılar alay ederler en son Beşiktaş-Galatasaray derbisinde de gördüğünüz gibi. Ne demek istediğimi şimdi göstereceğim örnekler ile görecek ve bu kulübün Türk futbolunun bekası için ne büyük bir tehlike ve tehdit olduğunu anlatabileceğimi ümit ediyorum.

Çoğu aslında hepimizin bildiği şeyler ama öyle bir dinamik hızlı dünyada yaşıyoruz ki tabii bunların hepsine bütünsel bir bakış açısı ile genelde bakamıyoruz. Mesela bir puan kaybı sonrası işler iyi gitmeyince ya da kendi maçlarında lehlerine olan hakem hatalarını örtbas etmek için ortalığı birbirlerine katarlar ve bu durumdan nemalanırlar. ‘Elimizde bilgi-belge var hatta VAR kayıtları var derler ligi bitirtmeyi savaşsa savaş tehditlerine yeltenirler. Sezon bitince her şeyi açıklayacağız’ derler sonra istedikleri olunca sus pus olurlar.
İşler istedikleri gibi gitmeye başladığında mutlu oldukları dönemlerde itidalli olalım sağduyulu olalım derler. Bunlar senaryo değil, yaşanmışlıklar.

BİZ BU İLİŞKİYİ ÇÖZEMEDİK
3 tane yaşanmış örnek vereceğim; Bunları sorgulamak sizlerin de işi ama sizi anlıyorum. Öyle bir saldırıyorlar ki istediklerini söylemeyenlere, hiç bulaşmamak daha iyi.

Birinci örnek TFF Başkanı Yönetim Kurulu ve kurulları Galatasaray Kulübü için ne anlam ifade ediyor, bunu bilen var mı? Biz bu ilişkiyi çözemedik. Bu durum ligteki gidişata göre mi değişiyor? Yoksa gerçekten aralarında bir kavga yok, danışıklı dövüş mü yapıyorlar? Bildiğiniz gibi önce kamuoyunda ve sonrasında da Kulüpler Birliği açıklamasına şerh koyarak TFF’ye adeta siper oldular. Bir muhabirin sorusuna verdiği cevap, bizim Riyad sonrası yaptığımız toplantı; Türk futboluna artık iradeye liyakatlı insanlara sahip olması gereken cümleyi bile genel kurula çağırır, şerh koyarız dediler. Onların istediği gibi değiştirdik. Çok kısa bir süre sonra aynı TFF’yi tarihin en kötü başkanı olarak ilan edip tüm kurullarını istifaya davet ettiler. İki gün evvelde bir açıklama yapmışlar bu seferde hesap vermeye çağırmışlar. Hangisi gerçek sizsiniz ?

MADEM TFF’DEN MEMNUN DEĞİLSİNİZ, YABANCI HAKEM KONUSUNA DESTEK VERİN 

Şimdi gelelim en önemli konuya. Madem TFF Başkanı’ndan memnun değilsiniz. ‘Tarihin en kötüsü’ Madem kurullar rezil, hakem performansları için her maçımızdan sonra çıkıp bir şeyler geveliyorsunuz, o zaman siz de bizim gibi Süper Kupa için hatta bundan sonraki ligin kalan bölümü için yabancı hakem talebinde bulunun ve destekleyin. Mertseniz, dürüstseniz, kendinize güveniyorsanız; hiçbir soru işaretine mahal bırakmayacak şekilde siz de bizim gibi yabancı hakemi destekleyin. Bu sizin en büyük samimiyet testiniz. Samimiyseniz desteklersiniz ama değil. Siz hep kurullar, başkan, MHK, üçüncü şahıslar, kurumlar ama hakemlerden memnunsunuz. Türk hakemlerine güvendiğinizi söylüyorsunuz. Siz Türk hakemlerine güveniyorsunuz, sadece bizim maçlarımızda güvenmiyorsunuz. Bu da kendi içinde çelişik. Yani riyakar oğlu riyakarsınız. Kendinize yapılmasını istemediğiniz şeyi başkasına gönül rahatlığı ile yapabiliyorsunuz. Onun için bir beka problemisiniz. Belki de ülke için beka problemisiniz. Çünkü milyonların arasına nefret tohumları ekiyorsunuz. İnşallah bir ilki gerçekleştirir ve bu samimiyet testini geçersiniz.

HÜLLELİ TRANSFER YAPMADA ŞAMPİYONLAR LİGİ’NDELER
Hülleli transfer yapmada, oyuncu ayartmada, çıkarlarına göre transfer haberleri servis etmede, sözleşmelerde yeni jargonlar üreterek işi kılıfına uydurmada, kamuoyunu ve resmi kurumları yanlış bilgilendirmede de Şampiyonlar Ligi’ndeler.

Kulüpler Birliği’nde toplantı öncesi aramızdaki konuşmalarda başkanlar tarafından çok kez gündeme getirilmiştir. Bu ülkede bir tek kulüp çıkıp Fenerbahçe Spor Kulübü, kendi dönemim için konuşabilirim. ‘Oyuncumuzu ayartmış’ diyemez. Bir tane kulüp çıkamaz. Halbuki onlar ne yaparlar; yeri gelir kulübüne kontratlı oyuncunun menajerini kafalarlar, ikna ederler, inandırırlar. Hatta rakamsal olarak konuşurlar. Sonra da kulübünü köşeye sıkıştırırlar, maddi zarara bile uğratabilirler ama oyuncuyu o şekilde alırlar.

Oğulcan Çağlayan-Rizespor ve Taylan Antalyalı- Erzurumspor örneği ve birçok örnek var. Levent Mercan en son ama onu alamadılar.

Yeri gelir kendinin ya da rakibinin önemli maçlarından önce söz konusu maçların oynanacağı kulüplerin oyuncuları ile ilgili transfer haberleri çıkarırlar. Ya da iltisaklı oldukları kulüpler üzerinden oynayacakları rakiplerin önemli oyuncularını transfer etme bahanesi ile kadro dışı bıraktırırlar. Bu sezon iki tane yaşadık.

Kayserisporlu maçları vardı. Pendikspor transfer teklifi yaptı. Tam da Kayserispor-Galatasaray maçı önce Mame Thiam kadrodan çıkartıldı.

Bir örnek daha Sivassporlu Saiz. Takımın en iyi oyuncularından. Eyüpspor transfer teklifi yaptı. Tam da Sivasspor-Galatasaray maçından önce. Oyuncunun kadroda yer almaması sağlandı veya kadroda yer almadı.

Bu 3 İstanbul Kulübü’nün yakın ilişkileri futbol dünyasında herkesin malumudur. Zaten ikisi var ki aynı ligde oynayıp bir evvel ki sene, UEFA kurallarına göre söz konusu bile olamaz. Bir koalisyon lafı çıkardılar; alın size üçünüz aranızdaki koalisyon! Gerçek bir koalisyon. Sizin ima ettiğiniz gibi altını dolduramadığınız bir koalisyon değil.

BUNLARDA RESMİ-GAYRİRESMİ KONTRAT YAPMA KÜLTÜRÜ VAR

Hülleli transfer yapma. Güya bu yaz bize birçok transfer çalımı attılar. Bağırarak, iftihar ederek; iletişimler yaptılar. Dolayısıyla ister istemez, 3-4 futbolcuya aynı anda baktığımız için biz de o futbolcuların şartlarını, beklentilerini, kontrat sürelerini vs vs. hepsini biliyoruz. Yazışmalarımızda var. Bazıları kağıtta. İsimlere girmeyeceğim. 4 futbolcu var ki, bahsettikleri bedelleri resmi kontrattaki belgeleri gerçeği yansıtmasının mümkünatı yoktur. İradeli bir federasyon olsa çağırır, ne diyorsun der ve bilgi alır. Onları çağırır. Bunlarda resmi-gayriresmi kontrat yapma kültürü var. Ne demek istiyorum. Futbolcuyla anlaştıkları ödeyecekleri bedel ile resmi kontratta yazan bedel arasındaki fark var. Bu farkı yeri gelir imaj hakları adı altında, yeri gelir sponsorluk derler, son dönemde de gayrimenkul anlaşmaları ile aradaki farkı kapatıyorlar.

Sponsorları çok cömert. Çok ciddi sponsorları var, büyük yüklerin altına giriyorlar ve o kadar cömertler ki mütevaziler ki isimlerinin açıklanmasını katiyen istemiyorlar. Bu nasıl bir işse?

Geçen gün gazetede bir futbolcularına 5 milyon Euro imaj hakları anlaşmasını ödeyemedikleri için haber yapılmış. Bu imaj hakları sözleşmesi Türkiye’de mi yapılıyor? Dubai’de mi yapılıyor? TFF, SPK’ya veriliyor mu? Yeni spor yasasına göre vermen gerekiyor. Bunları TFF’ye soracağız ama kılıfına uydurmakta bunların üzerine yok. Bizden 8.5, 9 milyon Euro isteyen oyuncuyu, 3.5, 4’e milyon Euro’ya oynatırlar.  İstanbul’un  o yakasında herhalde oksijen daha iyi. Herhalde bu tarafta sıkıntı var.

MORUTAN VE BAKAMBU TRANSFERLERİNDEKİ RAKAMLAR

Transferlerde kamuoyunu eksik ve yanıltıcı bilgilendirirler. Bu da DNA’nın bir uzantısıdır. Resmen insanları yanıltırlar, kandırırlar. İki örnek verelim. Morutan’ın bonservisi ile 3 milyon Euro bedelle transfer olduğunu, hatta bunun müthiş bir transfer başarısı olarak kamuoyuna sunulduğunu hatırlarsınız. 10’a almışlardı ve büyük bir başarı olarak 3’e satılması kamuoyuna sunulmuştu. Keşke bizde de böyle bir sihirbaz olsa. Halbuki işin aslının hiç de böyle olmadığını anladık. Meğerse 3 milyon Euro’luk satış söz konusu oyuncu belirli sayıda ilk 11 oynarsa gerçekleşiyormuş. Doğal olarak kulübü de o parayı vermemek için artık 11’de oynatmıyor. Acaba bu üç milyon Euro limit açma da kullanıldı mı? Takip ediyoruz, öğreneceğiz.

Başka bir müthiş transfer başarısı daha var. Real Betis, Bakambu. İnsanları yine burada da yanılttılar. Bir kurum bir kişi niye yanıltıcı bilgi verir. Niye doğruyu söylemez. Niye olduğu gibi göstermez. Herhalde çok moda olduğu için değil. Biz de 5 milyon cepte 5 milyon da belli şeyler gerçekleştiği takdirde bir kısmı veya hepsinin kulübe gelebileceğini düşündük. 700 bin Euro’ya aldığın bir oyuncu için müthiş. Bunu yapmak için sihirbaz olmak lazım. Ancak ilerleyen günlerde söz konusu kulübün başkanı yaptığı açıklamalardan işin aslı astarını öğrendik.

FORMA ANLAŞMASINI 20 MİLYON EURO DİYE GÖSTERİYORLAR

Mesela forma anlaşmalarını da 20 milyon Euro diye gösteriyorlar. Geçen gün Avrupa Kulüpler Birliği’nin toplantısında gösterildi. İmkanı ve ihtimali yok! O forma reklamı 20 milyon Euro ama gösterirsin, niye? Şu şart vardır, ‘Şampiyonlar Ligi’ni alırsam 5 milyon bonus, şunu yaparsam 3 milyon bonus’, yani olmayacak şeyleri bonusa koyup çok büyük bir anlaşma yapmış gibi gösterilir, burada da böyle olmuş. Herhalde başkanın kısacası ‘satarız’ dediği keşke bonuslar gerçekleşir, ben 5 milyonu versem de hayatında görmediği, tarihinde görmemiş başarıyı bu kulüp görse. Tabii bu bonus tarafı; 5 milyonun içinde de maaş var. Yani 2,5 yıllık maaş sonrası zarar da etmiş olabilirler. Ama buradaki olay zarar ya da kar ettikleri değil. Buradaki olay insanların gözünün içine baka baka gerçekleri söylememek. Aldatmak ya! Gerçi bu ülkede de norm haline geliyor. Ne yazık ki doğruları ispatlamak zorundayız.

GALATASARAY’DA OYNAMIŞ FUTBOLCULARIN GALATASARAY’A KARŞI PERFORMANSI

Evet, bunların kültürünün başka bir uzantısı da burada yetişmiş oyuncuların veya belli bir süre burada top oynamış oyuncuların başka takımlara gittiklerine Galatasaray’a karşı ortaya koyduğu performans herkesin malumudur. Yeni yaşadık ve şimdi geçmişten bir video paylaşacağım. Hatta bu sezon iki kulübün maçında yaşananlar ve oluşan taraftar ve kamuoyu tepkisini yakın zamanda gördük. Bu öyle bir seviyeye geldi ki bir kulüp başkanı oyuncuları için çıkıp ‘3 futbolcumuzun beyni ile kalbi arasında çelişki olmuştur’ dedi. Bu sözleri oynanan maç sonrası bir rakibin başkanının Fenerbahçe’ye karşı sarf ettiğini düşünebiliyor musunuz? Malum kulüp tarafından ülkemizde olağanüstü hal ilan edilirdi! Aslında bu işin nirvanası eski Galatasaraylı futbolcunun-Ümit Karan- Eskişehirspor’da forma giyerken paylaştığı bir anıda göreceksiniz. ‘Ben Galatasaraylıyım’ diyerek Fenerbahçe şampiyon olmasın diye gol atmak istemediğini açıklıyor. Bunun iyi de bir örneği var, bunu ben bilmiyordum. Gözlerime inanamadım ya. Anormal şeyler onlar söz konusuyken o kadar normal bir şekilde yansıtılıyor ki… Geçen sezon Belhanda’nın İstanbul’daki maçtan önce, bakınız maçtan önce arkadaşlar, rakibi olan takımın tribünleri ile üçlü çektirmesi…

BELHANDA’NIN ÜÇLÜ ÇEKTİĞİ ANLAR

Biz kimlerle rekabet ediyoruz? Rakiplerine giden, kalpleriyle beyinleri çelişen isimler onlara sahada kolaylık sağlarken Fenerbahçe’den giden isimler ise bize karşı mücadelesini korakor sürdürürler. Doğrusu da budur. Olması gereken de bu. Aslında bu iki camia arasındaki kültür farklarından biri de bu. Burada asıl sorulması gereken soru şu: Neden başka bir kulübün eski futbolcuları ile ilgili benzer iddialar gündeme gelmiyor? Niye? Veya transferde anlattıklarım neden başka kulüplerle bu olmuyor? Hep bu kulübün oyuncularıyla ilgili bu gündeme geliyor.

TERÖR ÖRGÜTÜNE EN KUVVETLİ OLDUKLARI DÖNEMDE İLK BAŞKALDIRAN FENERBAHÇE’DİR

Şimdi gelelim FETÖ mevzusuna! Öncelikle şunu söylemek istiyorum: Fenerbahçe’ye iftira atmaya yeltenenlere şu hatırlatmayı yapmak istiyorum, Ülkemizi ele geçirmeye çalışan terör örgütüne en kuvvetli oldukları dönemde ilk başkaldıran, yapayalnız bırakılmış haliyle ilk başkaldıran ve diz çöktüren Fenerbahçe’dir. Bunlara karşı mücadeleyi de biz başlattık. Başkanımız, ‘Ne şikesi memleket elden gidiyor’ dedi. İnanmadınız, sulandırdınız, sonra neler oldu gördünüz. Maddi manevi olağanüstü zararlar yaşadık. Söylediklerinin hepsi belgeli, kayıtlı, tartışmaya açık olmayan mevzular. Bir de üstüne takım otobüsümüz kurşunlandı. Katliamdan döndük ki hala faili meçhul! Buna rağmen bu terör örgütüne kurban verilen ilk ve tek spor kulübü Fenerbahçe! En iyi dönemimizde-sportif ve ekonomik anlamda-  ve bunun hiçbir şekilde telafisi, helalleşmesi, tazminatı olmadı. Federasyonla tazminat için mahkemeliğiz. Her türlü şark oyunlarını oynuyorlar, mahkemeyi uzatmak için, reddihâkim vermek için vs. vs.

Bütün bunları anlattım. Ancak bugünlerde neredeyse bu geçmiş yaşananları aratacak fütursuz, acımasız, arsız, şımartılmış, organize bir kötülük ile mücadele halindeyiz. Arkalarında hangi güç varsa, neye güveniyorlarsa bu davranışlarını her hafta alenen milyonların gözü önünde yapıyorlar ve yetmiyormuş gibi sonrasında da mağduru oynuyorlar. Böyle bir DNA’dan bahsediyoruz. Buraya gelmişken hatırınızı bugün çok soruyoruz, er meydanına çıkma teklifimiz hala geçerlidir! Çünkü siz bizim önümüzde söyleyemeyeceğiniz şeyleri ortalıkta söylüyorsunuz. Zaten siz özelde süt yutmuş kuzu, umumide aslan parçası kesiliyorsunuz.”

Basın toplantısı medya mensuplarının sorularıyla tamamlandı.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.