Betpasgiris.vip restbetgiris.co betpastakip.com restbet.com betpas.com restbettakip.com güvenilir casino siteleri casino siteleri canlı casino siteleri deneme bonusu veren siteler
“Sayıları üç yüze ulaşan üyelerin, elinden seçme ve seçilme hakkı hangi mantıkla alınmaktadır? Tüzük bu haliyle çıkarsa önümüzdeki ilk seçimli Genel Kurulda iki ayrı liste çıkaracak kadar üye bulamayacaksınız!”
İSTANBUL (TSA)-Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi (TMOK), Yönetim Kurulu’nun kararıyla, Tüzük Değişikliği Olağanüstü Genel Kurul Toplantısı 16/08/2025 Cumartesi günü saat 10:30’da Olimpiyatevi, Ataköy/İstanbul adresinde yapılacak. İlk toplantıda yeterli çoğunluk sağlanamaması halinde, ikinci toplantı 23/08/2025 Cumartesi günü aynı yer, aynı saat ve aynı Gündemle yapılacak. TMOK Yönetimi, üyelerine gönderdiği davet mektubunun yanı sıra Tüzük Komisyonu tarafından hazırlanan Tüzük Taslağını da gönderdi. TMOK Kongre Üyeleri, bu taslağı incelerken, son 5 dönem TMOK Kongrelerinin Divan Başkanlığını başarıyla yürüten Murat Kaya, yaptığı ayrıntılı inceleme sonunda, hazırlanan tüzük taslağının olumlu ve olumsuz yönlerini bir rapor halinde hazırladı.
“KİMLERİN GÖREV YAPACAĞINI GENEL KURUL’UN ÖZGÜR İRADESİ BELİRLEMELİDİR”
Raporunu 19 maddede toplayan Kaya, tüzüğün değişecek maddelerinin sakıncalarını dile getirdi. Raporunda en çok üye olmak için başvuracaklara getirilmek istenen 60 yaş sınırı ve Taslağın 22’nci, 24’üncü, 25’inci ve 26’ncı maddelerinde TMOK kurullarına seçilebilmek için getirilmek istenen 70 ve 75 yaş sınırlarını eleştirdi. Kaya, “Sayıları neredeyse üç yüze ulaşan, değerleri Başkan tarafından teyit edilen üyelerin, elinden seçme ve seçilme hakkı hangi mantıkla alınmaktadır, açıklamalısınız. Tüzük bu haliyle çıkarsa önümüzdeki ilk seçimli Genel Kurulda iki ayrı liste çıkaracak kadar üye bulunamayacaksınız, üye yapısını tetkik etseydiniz bilirdiniz? Bize göre, kurullarda yaş sınırı mutlaka kaldırılmalıdır. Başkan çalışmak istediği herkesi listesine yazabilmelidir. Bu görevi yapıp yapamayacağı Genel Kurulun özgür iradesi ile belirlenmelidir.” İfadesini kullandı.
İşte TMOK’un son 5 Genel Kurulu’nda divan başkanlığı görevini başarıyla yürüten Murat Kaya’nın, Tüzük Komisyonu tarafından hazırlanan Tüzük taslağı hakkındaki raporu:
TMOK TÜZÜK TASLAĞI
ÜZERİNE GÖRÜŞLERİMİZ
Giriş: Türkiye Milli Olimpiyat Komitesini (TMOK) bir asırdır sırtında taşıyan tüzüğün; çağın gerekleri, üst hukuki metinlerde hâsıl olan değişiklikler, modern yönetim anlayışı, Olimpizm ruhundan beslenen amaç ve görev alanında meydana gelen gelişmeler göz önüne alındığında yeniden düzenlenmesi, değiştirilmesi mecburiyeti ortaya çıkmıştır.
Yıllar içinde birçok yasa çalışmasında görev alan (6222 Sporda Şiddet… Bunlardan sadece biriydi) ve hâlâ yürürlükte olan onlarca hukuki metnin yazımında çalışan biri olarak; öncelikle “tüzük komisyonunda” görev alan arkadaşlarımıza teşekkürlerimizi sunmak isteriz. Tüzük hazırlamanın ne kadar zor bir iş olduğunu yakinen bilenlerdeniz.
Ayrıca, TMOK’un geleceğinden kendini sorumlu hisseden her üye gibi, tüzük taslağında bizlere göre eksik, hatalı, ileride menfi sonuçlar doğurma ihtimali olan hususları, “yapıcı eleştiriler” mahiyetinde dile getirmemizin alınganlık yaratmayacağı, aksine faydalı olacağı hususunda iyimseriz. Bilinmelidir ki, bazı maddelerin uygulanması sırasında yaratabileceği olumsuzlukları dile getirmemiz, şu andaki yönetimin iyi niyetinden kuşku duyduğumuz için değildir. Bütün çabamız bugün kadar, TMOK’un geleceğini de düşünmek zorunda olduğumuzdandır. Yönetimler gelip geçici, TMOK bakidir.
Ancak bu tüzük taslağı hazırlanırken bir yanlıştan dönülmüş olduğunu görmekten mutluluk duyduğumuzu belirtmeden geçmenin haksızlık olacağını düşünmekteyiz. 15 Mart günü gerçekleştirilen Genel Kurulda bizim de içinde bulunduğumuz bir komisyon tarafından titizlikle hazırlanan, ancak “yangından mal kaçırma”, “değiştirilmesi istenen madde sayısı az iken fırsattan istifade daha çok maddenin değiştirildiği” ve “yargı yolunu kapatma” ithamlarıyla, önerilen değişikliklerin reddedilmesine neden olunduğunu hatırlatmak isteriz.
TMOK’un ceza ödemesine neden olan bu davranıştan kısa bir süre sonra, yukarıdaki suçlamaları yapan değerli hukukçumuzun da içinde bulunduğu komisyon tarafından hazırlanan tüzük taslağında, bizim önerdiğimiz değişikliklerin aynen yer almasını hem takdirle hem de şaşkınlıkla karşılıyoruz. Yanlıştan dönebildikleri için takdir ediyoruz elbette, ancak o günkü suçlamalardan sonra nasıl bir aydınlanma yaşandığını da merak etmekten geri duramıyoruz, ancak bir özür dilenmesi hususunda boşuna beklediğimizi de maalesef biliyoruz.
TMOK tüzüğü dört ana kaide üzerine oturmalıdır. Bu kaidelerden ilki “Olimpik Anlaşma”dır. Dernekler Kanunu ve Medeni Kanun diğer ana kaidelerdir ve tüzüğümüz bilindiği üzere bu üst metinlere aykırı olamaz. Ancak bu üç kaideye uygun olması (kaldı ki bu konuda da katkılarımız olacak) tüzüğün sadece yasal bir metin olmasını sağlar. Fakat sadece yasal metinlere uygun bir tüzük yapmak yeterli değildir, bir tüzük aynı zamanda üyelerin beklentilerini de karşılıyor olmalıdır. Dördüncü kaide üyelerin beklentileridir.
Tamamen yenilenen tüzük çalışmaları sırasında, üyelerin görüşlerinin alınmaması ve yapılacak muhtemel katkıların göz ardı edilmesi en önemli eksikliktir. Olağanüstü Genel Kurul sırasında süresi kısıtlı birkaç görüş alındıktan sonra oylamaya geçilecek olması, Genel Kurul üyelerinin fikirlerinin karşılık bulmasına imkân vermeyecektir. TMOK’un üyelerinin beklentileri, yani dördüncü kaide ciddiye alınmamış, süreç olması gerektiği gibi yönetilememiştir.
Tüzük Taslağına İlişkin Eleştirilerimiz:
* TMOK’un geleceği söz konusu, sabrınıza sığınarak sonuna kadar okumanızı rica ederim.
1-Tüzük taslağının bölümlenmesi, numaralandırılması, maddeler ile bentlerin ve fıkraların düzenlenmesi son yasal hükümlere uygun hale getirilmesi, yerinde olmuştur.
2-Tüzük taslağıyla ilgili olarak yapacağımız eleştirilerde madde numaralarını takip edeceğimizi belirtmemiz gerekir, ancak halen yürürlükte olan tüzüğün 30. ve taslağın 30/2. Maddesi hükümleri tüzük taslağının Genel Kurulda görüşülmesini usul yönünden etkileyebilecek önemde olması nedeniyle ilk başa alınmıştır. Anılan maddede “ …YK tarafından hazırlanan tüzük değişikliği tasarıları IOC’nin görüşü alındıktan sonra Genel Kurul sunulur.” denilmektedir. Neredeyse yeniden yazılan tüzük taslağının görüşü alınmak üzere IOC’ye gönderilmesi ve eğer gönderildiyse olumlu geri dönüş sonrasında Genel Kurula sunulması gerekmektedir. Ancak görüyoruz ki esası etkileyecek önemde bir usul hatası yapılmıştır.
3-Taslağın 3. Maddesindeki “yönetim kurulu kararıyla Ankara’da temsilcilik açılabilir” hükmü ileride başka yerlerde temsilcilik açma ihtiyacı hâsıl olursa tüzük değişikliği ihtiyacı doğurur. Doğrusu “yönetim kurulu kararıyla temsilcilikler açılabilir” olmalıdır. 3/a ve 3/3 bent ve fıkraları gereksizdir, çünkü bu yetkiler zaten doğal olarak Yönetim Kurulunda (YK) vardır. Hatırlanacak olursa bu maddeler tüzükte yokken TMOK binası arsası kamudan alınarak yapılabilmiştir.
4- Madde 5/ç’de “Olimpiyat işleri nedeniyle spor federasyonları arasında çıkabilecek anlaşmazlıkları Tüzük’ün 35’inci maddesine göre çözümler” denmektedir. Ancak tüzük taslağında atıf yapılan 35’inci maddenin bu konuyla hiçbir ilgisi yoktur.
Aynı maddenin 4. Fıkrasında “Genel kurul kararıyla ticari işletme kurabilir, mevcut işletmelere ortak olabilir.” denilmektedir. Aslında derneklerin iktisadi işletme kurmak için yetki almasına ya da tüzükte bu yönde bir madde olmasına ihtiyaç yoktur. Derneğin tüzüğünde “ticari işletme kurulamaz” gibi menfi bir ibare olmadığı sürece her dernek istediği zaman iktisadi işletme kurabilir.
Ancak TMOK’un amaçları, ilkeleri, tarafsızlığı, olimpik değerleri ve özerkliği düşünüldüğünde, iktisadi işletme kurması ve kâr peşinde koşması bize pek uygun gelmemektedir. Kâr elde etme gayesiyle uğraşan bir kurumun olimpik ruhu temsil etmesi oldukça zor olmalıdır, ticaretin ayrı kuralları vardır.
5-Taslağın 6/4-d maddesinde YK kararıyla üyeliğe kabul edilecek gerçek kişilerde 60 (altmış) yaş sınırı getirilmesi “Medeni Kanun md 64” hükümlerine aykırıdır. Her tüzükte (belli bir meslek mensubu ya da hemşeri olmak vb) üyelikle ilgili özel hükümler konulabilir elbette, ancak yaş sınırlaması özel hüküm hüviyeti taşımaz. Olimpik anlaşmada buna benzer sınırlamalar var savunması yapılacak olursa bu anlaşmada yer alan diğer hükümlerin neden dikkate alınmadığına cevap verilmesi gerekir. Örneğin olimpik federasyonların YK’da temsil edilme oranları neden göz ardı edilmektedir.
Aslında birçok sebeple ve ileride izah edeceğimiz sakıncalar nedeniyle üye kabulü YK’nın uygun bulmasından sonra Genel Kurul kararıyla olmalıdır. Gönüllülük esasına göre faaliyet gösteren derneklerde üyeler, YK kararına göre değil, aynı camia içinde bulunacak ve ortak amaçlar doğrultusunda çalışacak genel kurul üyelerinin çoğunluğu tarafından kabul edilmelidir. Üyelikten çıkarma hususunda son karar Genel Kurulda olmasına rağmen neden üye kabulünde görüşü alınmamaktadır. Kaldı ki Medeni Kanun’un 80. Maddesinde “Genel Kurul, üyeliğe kabul ve üyelikten çıkarma hakkında son kararı verir…” denilmektedir.
6-Taslağın 8/6’ıncı maddesine neden gerek duyulduğu anlaşılamamaktadır. Tüzüğün disiplin hükümleri ve üyelikten çıkarmayla ilgili düzenlemeleri yeterliyken, “IOC tarafından tanınan uluslararası federasyonlarca spor ahlakına veya Olimpik ilkelere aykırı fiiller nedeniyle disiplin cezasıyla uluslararası federasyondaki görevinden ihraç edilen kişilerin TMOK üyelikleri de Yüksek Danışma ve Disiplin Kurulu görüşü alınarak YK tarafından sona erdirilebilir” gibi ayrıntılı özel düzenlemeler, “şahsa özel” olabilir tereddütleri yaratmaktadır. Yukarıda tarif edilen durumda olan herhangi biri var mıdır? Kaldı ki aynı maddenin 5. Bendinde “IOC üyeliğinden disiplin cezasıyla çıkarılmış kimsenin TMOK üyeliği de sona erer.” denilmektedir.
Ayrıca ceza öngören bir maddenin sonundaki “erdirilebilir” kelimesi “adamına göre” davranılması ihtimalini ortaya çıkarmaktadır. Ya ceza vardır ya da yoktur. Ceza gerektiren bir fiil tarif ettikten sonra cezanın verilip verilmeyeceği iradeye bırakılamaz, eğer böyle bırakılıyorsa “Demokles’in kılıcı” başlar üzerinde sallanmak isteniyor kanaatine karine oluşturur.
7-Taslağın 10 uncu maddesi 3. Fıkrasında gerektiğinde “yardımcı komisyonlar” kurma yetkisi YK ya verilmişken, aynı taslağın 13. Madde 4. Bendinde “komite ve komisyonların” seçimini Genel Kurulda açık oyla yapılacağı belirtilmektedir. Gözden mi kaçtı ya da iki farklı türde komisyondan mı bahsediliyor, anlaşılamıyor. İleride tartışmalara yol açabilir, netleştirilmeli ya da 13/4 kaldırılmalıdır.
8-Taslağın 13. Madde 3. Bendine 16. Maddenin d bendi de ilave edilmelidir. Çünkü anılan madde ile verilen “borçlanma yetkisinin……” üçte iki çoğunlukla kabul edildiğinde geçerli olduğu belirtilmektedir.
9-Taslağın 13. Madde 5. Fıkrasındaki düzenleme oldukça mantıklı ancak yetersiz görünmektedir, bu tür yakınlıklar nedeniyle dernekler kanunun da sayılan durumlarda oy kullanmaya engel getirilebilir ancak tüzel kişi temsilcilerinde bu düzenlemeye dâhil olduğu belirtilmelidir, “sıhri hısımlık” anılan kanunda yer almasa bile hukuki bir akrabalık ve yakınlık bağıdır. Değerlendirilmelidir.
10-TMOK tarihi boyunca yapılan seçimlerde, oy kullanma, oyların sayımı ve sandıktan çıkan sonuçlarla ilgili olarak hiçbir olumsuzluk yaşanmamıştır. Genel Kurul sırasında bütün yetkiler divan kurulundadır ve şimdiye kadar seçimler sırasında gerekli bütün önlemler bu kurul tarafından anında alınarak yürütülegelmiştir. Dolayısıyla eski tüzüğün 17. Maddesinde geniş bir düzenleme yapılmasına ihtiyaç bulunmamaktadır. Ancak eski tüzük maddesinin yeni düzenlemelere göre numaralandırılması, anlatım bozukluklarının giderilmesinin yerinde olacağını düşünmekteyiz.
Taslağın “oyların kullanılması, sayımı ve tasnifi” başlığını taşıyan 18. Maddesi içeriğinde tereddüt yaratması muhtemel düzenlemeleri sıralayacak olursak;
-Sandık kurullarının oluşturulması gereksizdir, Başkan adayları tarafından belirlenecek isimler yerine daha önce yapıldığı gibi seçimlerde TMOK çalışanlarına görev verilmesi daha uygun olacaktır.
-Oy verme işleminin sona erme saatini belirlemenin yanında, oy verme işlemine başlama ve bitiş saatleri arasında asgari olması gereken zamanda belirtilmelidir.
-Denetleme Kurulu seçimlerinde çağ dışı kalmış “isimlerin üstünün çizilmesi” usulü yerine başka bir yöntem bulunmalıdır.
-Taslağın 3/b-1 fıkrasındaki “Sandıktan çıkan iki ayrı renk zarflar…” tabiri anlaşılmamaktadır. Bir sandıktaki zarflar tek renkli olmalıdır. Eğer Denetleme Kurulu sandığı ile YK sandığı anlatılmak isteniyorsa ifade düzeltilmelidir. Ayrıca fazla oy çıktığında yapılacaklar anlatılırken, eksik oy çıktığında ne yapılacağı hususu boşlukta bırakılmıştır.
11-Taslağın “Yönetim Kurulunun Oluşumu, İş Bölümü ve Görevleri” başlıklı 19. Maddesinde en dikkat çeken husus “Baş Danışmanlık ve Danışmanlık” unvanıyla görevlendirme yapılmasıdır. İlk eleştirimiz, muhakkak oluşturulmak isteniyorsa bu makamın tanımlanma yerinin bu başlık altında olmaması gerektiğidir. “Yönetim Kurulunun Oluşumu” tarif edilirken aynı madde içinde hem “Baş Danışmanlık ve Danışmanlık” makamı oluşturulması hem de bu görevlilerden birinin her YK toplantısına katılacağının hüküm altına alınması uygun değildir.
Kaldı ki bu görevlilerde aranacak vasıflar gayet muğlaktır. Bu görev için sadece “alanında uzman” tanımlaması oldukça subjektif kalmaktadır. Mesela bu danışmanlar TMOK üyeleri arasından mı yoksa dışarıdan mı seçilecektir, bu bile belli edilmemiştir. Sadece kendi alanında uzman birinin, değişik konularda karar almak zorunda kalan YK toplantılarına sürekli katılmasında ne gibi bir fayda beklendiği düşünülmektedir.
Aslında bu tür görevlendirmeler için tüzük düzenlemesine ihtiyaç yoktur. Her zaman danışman atanabilir ve sürekli olmasa da ihtiyaç duyulduğunda YK toplantılarına davet edilebilir. Kaldı ki Başkan veya YK danışman atamadan dahi ne zaman ihtiyaç duyarsa görüş almak için kendi alanında uzman kişilere başvurabilir ve YK toplantısına katılması için davet edebilir elbette.
12-Taslağın 20. Maddesinin 1. Fıkrasında “ ..üye tam sayısının yarıdan bir fazlası…” denilmektedir. “Salt çoğunluk” tabiriyle değiştirilmelidir.
13-Taslağın 22. Maddesi çok dikkat edilmesi gereken bir madde olduğunu düşünmekteyiz, önümüzdeki dönemlerde tartışmalara neden olabilecek, uygulaması mümkün olmayan bir içeriğe sahip olduğu anlaşılmaktadır. Ancak öncelikle yaş sınırlandırmasına ilişkin görüşlerimizi 24. Maddeye bırakarak “iki dönem” kuralıyla ilgili kaygılarımıza yer verelim.
Sayın Başkanın seçimler sırasında verdiği “iki dönem” sözünü tutabilme gayreti içinde olduğunu ancak her nedense bunu yapamadığını tespit ederek başlamak yerinde olacaktır. İlgili madde aynen şöyledir. “Başkan ve YK üyeleri, Genel Kurul tarafından dört yıl için seçilir. Aynı kişi art arda en fazla iki dönem görev yapabilir. Bu süre Genel Kurul tarafından en fazla dört yıllık bir dönem uzatılabilir.” Denilmektedir.
Kaldı ki aynı hüküm taslakta, “Sicil Kurulu”, “Denetim Kurulu” ve “Yüksek Danışma ve Disiplin Kurulu” üyeleri içinde önerilmektedir. Bir bakış açısına göre seçimde verilen söz tutulmuş ve “iki dönem” kuralı getirilmiş gibi görünmekte, ancak madde devamında “Bu süre Genel Kurul tarafından en fazla dört yıllık bir dönem uzatılabilir.” Hükmüyle “iki buçuktan üç” gibi ekstra bir süre öngörülmektedir.
Ayrıca bu hüküm pratikte sorunsuzca uygulanması mümkün görünmemektedir. İki dönem görev yapan başkan ve kurulların bir dönem daha göreve devam etmesi için Genel Kurul iradesini nasıl gösterecektir, belli değildir. Seçimli Genel Kurul öncesinde “üçüncü dönem” için Genel Kurul toplanıp önce “seçime girebilecekler” oylaması mı yapacaktır. Çünkü “Genel Kurul” tabiri katılma hakkı olan bütün üyelerin bir araya gelerek karar alabilmesini kast etmektedir. Aksi takdirde “üyelerin belli bir oranının” yazılı talebiyle gibi bir yöntem uygulanmasının önü açılacaktır ki asıl tehlike buradadır. Bu durumda; üye imzası peşine düşme, üyeleri ikna etmek için tavizler verme, bizden sizden gibi ayrımlara girişme gibi hoş olmayan sonuçlara sebebiyet verecektir.
Eğer bu madde ile kastınız iki dönemi tamamlayan yöneticiler üçüncü kez göreve gelebilmek için seçime girecekler, Genel Kurul üçüncü dönem için iradesini seçimde gösterecektir diyorsanız, İki dönem sınırlaması zaten uygulanmamış olacaktır.
Bizim önerimiz, ya iki dönem kuralını net bir şekilde koymalısınız ve üçüncü dönem ihtimalini ortadan kaldırmalısınız ya da bu hususta dönem sınırlaması getirmemelisiniz, aksi halde yaşanacak karışıklıklara engel olamazsınız, erkenden uyarmak isteriz.
14-Taslağın 23. Maddesi, “İcra Kurulu”nu düzenlemektedir. Sayın Başkanın ilk icraatlarından biri olan ve bugüne kadar faaliyet gösteren kurulun, üzerinden bu kadar zaman geçtikten sonra tüzük taslağında yer bulması oldukça dikkat çekicidir. Eğer tüzükte yer almadan kurulamıyorsa bugüne kadar nasıl ve hangi yetkiyle faaliyet gösterdiği izaha muhtaçtır. Yok eğer tüzükte yer almadan faaliyet göstermesinde bir sakınca görülmüyorsa bu taslağa neden konuldu anlaşılamamaktadır. Bu izahatlar aynen Baş danışman ve danışmanlar hakkında da geçerlidir.
Kaldı ki böyle bir kurula ihtiyaç yoktur ve bu madde taslaktan çıkarılmalıdır. Çünkü kurulu oluşturan üyeler zaten Başkan ile yakın çalışabilecekleri için vekil, yardımcı ve sayman olarak görevlendirilmişlerdir. Genel Sekreter ise zaten profesyonel yönetici olarak hep orada olmak zorundadır.
15-Taslağın “Denetim Kurulu ve Görevleri” başlıklı 24. Maddesinin 2/a hükümleri kafa karıştırmaktadır. “Derneğin, Tüzük’te gösterilen amaç ve amacın gerçekleştirilmesi için sürdürüleceği belirtilen çalışma konuları doğrultusunda faaliyet gösterip göstermediğini……..denetler.” ve devamında 2/b bendinde “Denetim sonuçlarını bir rapor halinde YK ve toplandığında Genel Kurula sunar.” denilmektedir.
2/a hükümleri epey tartışmalıdır. Dernek tüzel kişiliği faaliyetlerini seçtiği yetkili organları eliyle yürütür, dolayısıyla dernek tüzel kişilikleri tüzükte gösterilen amaçlar için bir faaliyet içinde olamazlar. Öznesi hatalı bu yetki ayrıca başka tehlikelerde içermektedir, açıklayalım. Bu madde sadece özne hususunda hatalı olsaydı, “derneğin” yerine yürütme organı olan “yönetim kurulunun” adını koyarak sorun halledilebilirdi, ancak sorun bununla çözülemez. Çünkü bu madde içeriği evrensel yönetim ilkelerine aykırı olarak “yerindelik denetimi” yetkisini Denetim Kuruluna vermektedir ve yerine getiremeyeceği görevler tüzükte tanımlanarak anılan kurulu da zor durumda bırakmaktadır. Bu madde metinden çıkarılmalıdır.
Tüzük taslağının 5. Maddesinde uzun uzun yazılan amaçların yerine getirilmesi görevi, TMOK Genel Kurulu tarafından seçilen YK’na devredildiği aşikardır. O zaman YK tüzükte yazılan amaçlar doğrultusunda çalışıp çalışmadığı ve hangi yöntemleri tercih ettiği Denetim Kurulu’nun denetimine tabi tutulacağı anlaşılmaktadır. Bu yetki bir süre sonra YK’nın aldığı bütün kararların ve faaliyetlerinin denetlenmesi anlamına gelecektir. Oysa Denetim Kurulu’nun görevi mali denetimle sınırlıdır. YK yaptığı çalışmalar ile ilgili faaliyet raporunu Genel Kurulun takdirine sunar, Genel Kurul ya ibra eder ya da etmez, sorumluluk YK’da, yetki Genel Kuruldadır.
Hepimizin bildiği üzere Denetim Kurulu’nun “Olağanüstü Genel Kurula” çağırma yetkisi vardır. Örneğin önümüzdeki yıllarda yaşanacak anlaşmazlıklar neticesinde; karbon ayak izi, yapay zekâ, sporcuların kişisel hakları hususlarında YK’nın hiç faaliyet göstermediği iddiasıyla rapor düzenleyip Genel Kurulu olağanüstü toplantıya davet etse ne yapacaksınız?
Biz erkenden uyarmış olalım.
16-Taslağın 22’nci, 24’üncü, 25’inci ve 26’ncı maddelerinde anılan görevlere seçilebilmek için yaş sınırlaması getirilmiştir.
Başkan için 70 yaş,
Yönetim Kurulu üyeliği için 70 yaş,
Sicil Kurulu üyeliği için 70 yaş,
Yüksek Danışma ve Disiplin Kurulu üyeleri için 75 yaş,
Baş Danışman ve Danışmanlarda yaş sınırı yok,
Komisyon görevlendirmelerinde yaş sınırı yok.
Sayın Başkanın seçim konuşması sırasında ettiği bir sözün altına imzamızı atmaya hazırdık aslında, “TMOK üyelerinin tamamı çok özel tecrübelere, yeteneklere ve kabiliyetlere sahiptir. Bu üyeler sayesinde TMOK hak ettiği yere yükselecektir.” Minvalinde edilmiş sözlerdi bunlar. Ancak Sayın Başkan konuşmasında; “yetmiş yaşın altındakiler” diye niyetini açık etseymiş keşke. Bu yaş sınırı kaldırılmalıdır, kabul edilmesinin ve uygulanmasının hiçbir mantıklı izahatı yapılamaz. Kaldı ki, Medeni Kanunun 68. Maddesinde “Dernek üyeleri eşit haklara sahiptirler…..Her üyenin, derneğin faaliyetlerine ve yönetimine katılma hakkı vardır.” denilmektedir ve tüzük Medeni Kanun’a aykırı olamaz.
Konunun daha rahat anlaşılabilmesi için sorularla devam etmemiz daha uygun olacaktır sanırız.
-Yetmiş yaşında gelmiş üyelerin (Allah herkese uzun ömür versin) bu görevleri yerine getiremeyecekleri yönündeki düşünce hangi veriler ışığında oluşturulmuştur anlamak mümkün değildir. Vücut sağlıkları ya da akıl sağlıklarının yetmeyeceği düşüncesi mi yoksa.
-Yaşı yetmişe gelmemiş herkesin her görevi yapabilecek kadar yetkin olduğunu, yaş yetmişi geçer geçmez bütün yeteneklerin, kabiliyetlerin ve meziyetlerin bir anda kaybolacağını mı düşünüyorsunuz?
-Bütün kurullar için yaş sınırı yetmiş iken, Yüksek Danışma ve Disiplin Kurulu üyeleri için yetmiş beş yaş sınırı getirilme nedeni ise tam bir muammadır. Kurullar arasında bir hiyerarşi var mı? Yoksa bu kurulun yaptığı görev daha önemsiz olduğu için mi? yaş sınırı daha yüksek tutulmuştur?
-Eğer yaş görev yapmaya engelse ve herkes için yaş sınırı varsa, Baş Danışman ve Danışmanlarda yaş sınırı neden yok mesela?
-Yaşı yetmişi geçenler kendilerine göre oyalansınlar diye mi komisyonda görevlendirilenler için yaş sınırı konulmadı acaba?
-Sayıları neredeyse üç yüze ulaşan, değerleri Başkan tarafından teyit edilen üyelerin, elinden seçme ve seçilme hakkı hangi mantıkla alınmaktadır, açıklamalısınız.
-Medeni Kanuna göre bütün üyeler eşittir. Bu genel kuralın hilafına neden üyeler arasında farklılık yaratacak düzenlemeler yapıyorsunuz?
-Tüzük bu haliyle çıkarsa önümüzdeki ilk seçimli Genel Kurulda iki ayrı liste çıkaracak kadar üye bulamayacaksınız, üye yapısını tetkik etseydiniz bilirdiniz?
-Devlet görevlileri için yaş sınırı uygulaması devlet politikasıdır ve farklı nedenleri vardır. Yeni istihdam yaratma arzusu da bunlardan biridir, gönüllülük esasına dayanan derneklerde bu anlayışın yeri olmamalıdır.
Bize göre, kurullarda yaş sınırı mutlaka kaldırılmalıdır. Başkan çalışmak istediği herkesi listesine yazabilmelidir. Bu görevi yapıp yapamayacağı Genel Kurulun özgür iradesi ile belirlenmelidir.
17-Tüzük taslağının 28. Maddesi ve eski tüzüğün disiplin cezaları hususundaki hükümleri oldukça büyük tartışmalar yaratacak potansiyel taşımaktadır. Bu ihtimal yeni tüzük taslağında da bertaraf edilememiştir. Hangi suça hangi cezanın verileceği hâlâ belirsizdir ve cezayı vereceklerin takdirine kalmış gibidir. Örneğin “TMOK’u maddi zarara uğratmak” cezası nedir belli değil, aynen diğer sayılan maddelerde olduğu gibi. Dolayısıyla –her hangi bir üyemizin ceza görmesini hiç arzu etmesekte– verilen disiplin cezaları hep tartışılır olacaktır. Bizim önerimiz bir disiplin yönetmeliği hazırlanarak (DMK 125. Maddeye benzer) hangi suça ne ceza verileceği daha net tanımlanmasıdır.
Taslağın 28/c maddesinde düzenlenen hüküm, kimseler görmeden hemen kaldırılmalıdır. Disiplin cezası olarak uygulanan “geçici çıkarma” ve “kesin çıkarma” cezalarının Genel Kurul tarafından onaylanmasından sonra İsviçre’nin Lozan kentinde bulunan Spor Tahkim Mahkemesine (CAS) başvurulabileceği hükmü mümkün değil, uygulanamaz. CAS bu tür itirazları gündemine dahi almaz. Bilinmelidir ki bu tür kararlara karşı sadece Türk mahkemelerine başvurulabilir, bunun içinde tüzükte bir madde olmasına gerek yoktur. Bu hususta neden hâlâ bir düzenleme yapmak için ısrar edilmektedir bir türlü anlaşılamamaktadır.
18- Taslağın 33. Maddesi a bendi hükmü yeniden değerlendirilmelidir. Bu gelir veya bağış “bireysel üye” kategorisi dışındaki üyelerden istenemez. Tüzük taslağının 6. Maddesinde sıralanan “üyeler” gözden geçirilirse ne anlatmak istediğimiz daha iyi anlaşılacaktır. Yeniden düzenlenmelidir.
19- Uyarmaya çalıştığımız hususlara rağmen Genel Kurulun iradesi tüzüğün kabulü yönünde olursa, mutlaka “redaksiyon yetkisi” alınmalıdır.
SONUÇ OLARAK; IOC’nin olumlu veya olumsuz görüşü alınmadan Genel Kurula getirilen tüzük taslağının, yazımızda belirtilen hususlarda dikkate alınarak gözden geçirilmek üzere yönetim Kuruluna iade edilmesi yerinde olacaktır. Ancak yeni bir cezaya muhatap olunmaması için sadece 15 Mart günü yapılan Genel Kurulda önerilen değişikliklerin yapılması gerektiği ortadadır.
Yönetimler gelip geçici, TMOK bakidir.
Saygılarımızla,
Murat KAYA
Son Beş Genel Kurul Divan Başkanı