ozdamarekrem@gmail.comMilli Sporculuk: Atletizmde Türkiye Rekortmeni, ISF 2. Balkan Şampiyonu, Avrupa 2., Dünya Oyunları 1., İslam Oyunları 1. Uluslararası kürsüler…Öğretmen Lisesi, Spor Akademisi Mezunu. GSGM Uzman Antrenör, GSGM İl Spor Müdürü Yardımcısı,Gazetecilik: TV Yapımcı, Yönetmen (61 adet Türkü Filmi, MagazinProgramları, Spor Programları, Haber, Drama Filmleri, Kurtuluşun İlk Kurşunları gibi belgeseller...
Öncelikle antrenman metodolojisinde zor şartlarda ya da şartları zorlaştırarak çalışmak, sporcunun, takımın genel kondisyonunu ve dayanıklılığını artırır…
Tüm antrenmanların da temelini dayanıklılık antrenmanları oluşturur.
Önce dayanıklılık, sonra özel, teknik ve müsabaka kondisyonları inşa edilir…
Dayanıklılık inşa edilmeden diğerlerini oluşturamazsınız…
Millî takımımızda ilk göze çarpan, zor şartlarda önceden sahip olduğu performansı sergileyememek oldu…
Ama müsabakaların yapıldığı Dünya Kupası ortamında antrenman ve müsabaka şartlarının, mesafeler ve yol zorluğu nedeniyle yorucu seyahatlerle birleşmesi, ayrıca iklim şartlarının alçaklı-yüksekli olmasıyla birlikte aklimatizasyon oluşması büyük etkendi…
Sporcuların organizmalarını olumsuz etkiledi…
Peki diğerleri, rakipler bunun üstesinden nasıl geldi?
Nasıl başardılar?
Hadi araştıralım…
Antrenmanları serinde yapıp müsabakayı çok daha sıcak ortamda yapmak da önemli bir olumsuz faktör oldu bence…
Başta adale tonusu olmak üzere beyin merkezini, üçüncü gözü yani hipotalamusun şakulünü bozdu…
Şakul kaydı mı, kazandığınız tüm taktik, teknik ve kondisyon değerleri aşağılara iner…
Ayrıca hipotalamusun ayar bozukluğu, çok ekran karşısında kalmakla, çok cep telefonu kullanmakla da artar…
Yani bir ay önce Real Madrid gibi oynarken, sözünü ettiğim travma ile mahalle futboluna dönebilir taktik teknik yapı…
Ben kimim, ben neredeyim? durumları…
3. Göz
Organizmanın otomasyon merkezi, doğal şartlardan ve suni olarak da bozulabilir…
3. Göz’ün ne kadar farkındayız? Hac muhabirliği yaptığım günlerde bir arkadaşın konuşmalarının başı ile sonunun çok farklı olduğunu fark ettim… Dedim, “Seni güneş çarpmış.” Hemen ilk yardıma ve buz küvetine aldırdım… Yani 3. Göz, yönettiği beynine mukayyet olamıyor… Saçmalıyor… Ne desem? Millî Takım’ı topluca buz havuzuna mı koysaydık? Çünkü normal oyunlarını oynayamadılar… Futbolcularımıza bir hâller olmuş… Normal değildiler, her nedense çarpılmış gibiydiler… Kupa ortamının olumsuz şartlarını tolere edemediler sanki… Bu konuda spor tıbbından ne derece yararlandık acaba? Dahası, millet olarak da takımımıza fazla beklenti yükledik sanki… Galiba kendimizi dev aynasında gördük… Ve ayna düştü yerlere… Zirveye çıkarsınız… Çıkarsınız da zirvede kalmak en zor olandır… Zirve başarısını oluşturan artıları, futbol adına iyileri, mükemmellikleri her zaman ve özellikle en gerekli tarihlerde tekrar tekrar yapmak zorundasınız… Yani periyotlama… Periyotlama spor tıbbını içerir… İki ay önceden, iki ay sonraki olumsuz şartlara göre hazırlanmak işin sırrı değil, gereğidir… Kan değerlerinin nasıl etkileneceğini test edip buna göre tedbirler almak, göz-kas koordinasyonunun nasıl korunacağı gibi şeyler… Şimdi ne yapalım? Futbolculara tek tek sorup fiziksel ve psikolojik yapıları hakkında notlar alınmalı… Hangi sorunlar başarısızlığın gerçek nedeni olmuştur? Kupaya kadar başarılı bir karne sunan teknik direktör ve futbolculara ne oldu? Şöhret, unvan oynamaz… Cisim, beden oynar… Hipotalamus oynatır… Başarılı olduğunuz fizik, kimya, coğrafya, tarih, psikoloji… Neyse problem, başarı şartlarını elde edemedik… Siz Millî Takım’ı tanıyabildiniz mi? Şahsen şaşkınım, bir garip durum var… Büyü gibi, hipnoz gibi… Ben Millî Takım’ı tanıyamadım. Siz tanıyabildiniz mi? Hayır… Hiçbirimiz konuya tam olarak vakıf değiliz… Ortam bizi eğdi, büktü… Psikologlar, fizyologlar, uzmanlar, doktorlar, profesörler göreve lütfen… Kupa öncesi Real Madrid oyun zenginliğinde oynayan Millî Takım’a ne oldu?