1959 İstanbul doğumlu. Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi mezunu. Türkiye’nin ilk kamuoyu araştırma şirketlerinden olan Bileşim İnternational’ın, ilk reklam araştırmaları şirketi Bileşim Medya’nın ve ilk TV rating ölçüm şirketi AGB Anadolu’nun kurucusu. Çeşitli üniversitelerde öğretim görevlisi olarak çalıştı.
Darüşşafaka Cemiyeti, Darüşşafaka Spor Kulübü, Darüşşafakalılar Derneği ve Beşiktaş Jimnastik Kulübünde yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptı. TMOK’da Filateli ve Numismatik Komisyonu Başkanlığı yaptı.
Son söyleyeceğimi baştan söyleyeyim: Beşiktaş hiç hak etmediği bir mağlubiyet aldı. Golü yediği 21. dakikaya kadar en az altı net gol pozisyonuna girdi. Bu pozisyonların bazılarında son vuruşlardaki beceriksizlik, bazılarında da Trabzonspor kalecisinin başarılı kurtarışları etkili oldu.
Yenilen iki golde de savunma bloğu oyuncularının kolektif hataları vardı. İlk golde Muçi’nin şutunu Nübel çıkarıyor; ceza sahasındaki oyuncular sadece seyrediyor. Ozan Tufan’ın etrafında tam beş Beşiktaşlı oyuncu var. Hiçbirinin aklına onu marke etmek gelmiyor.
İkinci gole bakalım: Dju ve Salih aynı anda topa hamle yapıyor; ancak topu Dju kazanıyor. Bu sırada Salah, orta sahada Rıdvan ve Emirhan’ın arasında driplinge başlıyor. Rıdvan ile Emirhan ise onu seyretmekle yetiniyor. Salah, ceza sahasında Dju’nun pasını rahatlıkla kaleye yolluyor. Maç boyunca bu, Salih’in tek hatasıydı. Ancak Rıdvan ve Emirhan uyumasa bu gol olmazdı.
Gelelim maçın kaderini belirleyen kişilere: Hiç şüphesiz bu kişiler Reis ve Italiano’ydu. Reis, Beşiktaş’ı iyi analiz etmiş. Savunmanın arasına ve arkasına atacağı uzun toplarla gol atacağını biliyordu. Bunu da sık sık denedi. Italiano ise Salah’ı durdurarak maçı kazanabileceğini düşünmüştü. İkinci gole kadar Salah’a adım attırmadı; ancak Trabzonspor’un güçlü orta sahasını nasıl aşacağını ve gol atacağını hesaplayamadı.
Italiano’nun çok takdir ettiğim bir yanı var. İlk yarıda hem kendi takımının aksayan yanlarını hem de rakibin güçlü yanlarını iyi analiz ediyor, ikinci yarıda bambaşka bir oyun düzeniyle sonuca gidiyor. Nedense bu kez gerekli dokunuşları yapmadı. Oyuncu değişikliklerinde de geç kaldı. Aksayan oyuncuları ikinci gol gelmeden önce oyundan çıkarmalıydı. 2-0 geriye düştükten sonra yapılan değişiklikler ise maçı çevirmeye yetmedi.
Bu takımın şampiyonluğa oynaması için devre arasında savunma bloğuna mutlaka takviye yapılması şart. Sağ açıkta Černý’ye alternatif olacak bir transferi de gerekli görüyorum. Černý, oyunda kaldığı sürece rakip sol beki yalnızca bir kez geçip çizgiden orta yapabildi.
Maçın hakemi hakkında da birkaç şey söylemek farz oldu. “Maçın sonucuna etki eden bir kararı oldu mu?” diye sorulacaktır. Olmadı; çünkü karşısına sonucu doğrudan etkileyecek bir pozisyon çıkmadı. Maçın başından sonuna kadar pek çok yanlış karar verdi. Özellikle topun Beşiktaş’ta olduğu ve takımın atağa çıktığı pozisyonlarda avantajı oynatmayıp faul gerekçesiyle oyunu durdurması tam bir kural bilmezlikti! Ayrıca Beşiktaş’ın kazandığı faul atışlarında topu hızlı oyuna sokmasına izin vermemesi ve çeşitli bahanelerle oyunu durdurması tam bir hakem faciasıydı. Trabzonspor kaptanı Savić’in, itiraz ederken hakemle kafa kafaya gelmesini ve burnunu hakemin burnuna dayamasını nasıl karşılıksız bıraktığını anlayabilmiş değilim. Hakemlik mesleği adına bu davranışından ben utandım.
Her şeye rağmen enseyi karartmaya gerek yok. Bu lig daha çok su kaldırır.
1959 İstanbul doğumlu. Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi mezunu. Türkiye’nin ilk kamuoyu araştırma şirketlerinden olan Bileşim İnternational’ın, ilk reklam araştırmaları şirketi Bileşim Medya’nın ve ilk TV rating ölçüm şirketi AGB Anadolu’nun kurucusu. Çeşitli üniversitelerde öğretim görevlisi olarak çalıştı.
Darüşşafaka Cemiyeti, Darüşşafaka Spor Kulübü, Darüşşafakalılar Derneği ve Beşiktaş Jimnastik Kulübünde yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptı. TMOK’da Filateli ve Numismatik Komisyonu Başkanlığı yaptı.