Bir süre önce, olimpiyatlara aday olan ülkemizde örnek gösterilebilecek atletizm çalışmalarını bu köşede paylaşmıştım.
Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi’nin OLİ Projesi ile başlayan yazı dizim, İzmir Atletizm Kulübü’nün (İZAK) örnek çalışmalarıyla devam etmişti. Bugün de ülkemizde hâlâ başarıyla sürdürülen birçok proje, gençlerimizin spora kazandırılması açısından son derece değerli birer model olmaya devam ediyor.
Bunların başında, yıllardır aralıksız düzenlenen Naili Moran ile Salih Natur’un öncülüğünde başlatılan Türkiye’nin En Hızlıları projesi geliyor. İstanbul’da başlayan bu organizasyonun zaman içinde tüm ülkeye yayılması, yetenekli çocuklarımızın keşfedilmesine önemli katkılar sağladı.
Bugün genç atletlerimizin uluslararası organizasyonlarda elde ettiği başarıları gururla izliyorsak, bunun temelinde yıllar önce atılmış doğru adımların büyük payı olduğunu düşünüyorum.
Bu yazılarımdan sonra birçok dostum bana aynı soruyu yöneltti:
“Siz spora nasıl yeniden döndünüz?”
Aslında bu sorunun cevabı beni yıllar öncesine götürüyor.
Yakın zamanda YouTube’da izlediğim bir söyleşi, hafızamın tozlu raflarını yeniden araladı. İzmir atletizmine uzun yıllar büyük emek veren Erdenay Oflaz’a çalışmalarını sorduklarında verdiği cevap beni derinden etkiledi.
“Ben bunları tek başıma yapmadım. Büyük bir ekiptik. Ama o ekibin içinde bize en çok katkıyı sağlayan isimlerden biri Nursel Gülay’dı.”
Bu cümleyi duyduğum anda, kendisiyle ilk karşılaştığımız gün bütün ayrıntılarıyla gözümün önüne geldi.
Erdenay Bey, İzmir Beden Terbiyesi İl Müdürlüğü’ne müdür yardımcısı olarak atanmıştı. Ben de kendisine hoş geldin ziyaretinde bulunmuştum.
Sohbet sırasında İzmir hakkındaki ilk izlenimlerini sorduğumda tebessüm ederek şöyle demişti:
“Henüz alışamadım. İnsanlar yüzünüze gülüyor ama birkaç dakika sonra sanki sizi hiç tanımıyormuş gibi davranıyorlar.”
Konuşmanın ilerleyen bölümünde bana dönerek bir soru sordu:
“Nursel, senin antrenörlük belgen vardı değil mi?”
“Evet,” dedim. “Yıllar önce almıştım.”
Hiç düşünmeden devam etti:
“Öyleyse gel. İzmir’de boş bulunan antrenör kadrosunda göreve başlayabilirsin.”
Hayatımın yönünü değiştiren teklif işte buydu.

Erdenay Oflas ve İzmir Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü ofis çalışanları
Atamam yapıldığında temmuz ayıydı. Yaz dönemi olduğu için Spor Bürosu’ndaki birçok arkadaş yıllık izindeydi. Erdenay Bey de o süre boyunca beni geçici olarak Spor Bürosu’nda görevlendirdi.
O günlerde yaptığım ilk işlerden biri, haftalık spor faaliyet programlarını hazırlayıp yerel basına düzenli olarak ulaştırmak oldu. Gazetecilik geçmişimin kazandırdığı deneyim sayesinde bu sistemi kısa sürede organize ettik.
Daha sonra okuma-yazma seferberliğinden gençlik projelerine, çeşitli sosyal organizasyonlardan atletizm faaliyetlerine kadar pek çok çalışmada birlikte görev aldık. O yılların pek çok anısını daha önce bu köşede paylaşmıştım.
Bugün geriye dönüp baktığımda görüyorum ki bazen insanın hayatını değiştiren şey büyük planlar değil, doğru zamanda söylenmiş tek bir cümle olabiliyor.
Benim için de yeniden atletizme dönüşün kapısı, tam olarak böyle aralandı.
Birlikte yapmış olduğumuz çalışmalardan yıllar önce ‘ Sıra Dışı Memuriyet’ başlığı altında okuyucumla paylaşmıştım.